İYİ Parti Teşkilat İşlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Koray Aydın, başta seçim olmak üzere gündemdeki gelişmelere ilişkin dikkat çeken açıklamalarda bulundu.

İktidarın kıskaçta olduğunu ifade eden Aydın, seçimlerde aday olması durumunda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın büyük bir hezimet yaşayacağını belirterek "Yerinde olsam aday olmam" dedi. Hareket alanı daralan Cumhur İttifakı partilerinin de 'Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem'e geçmeye “evet” demek zorunda kalacaklarını düşünen Aydın, parlamenter sistemde bağımsızlaşacak olan yargının da 'çamaşır suyu' etkisi yaratacağını dile getirdi. Aydın ayrıca, siyasi suikast duyumları aldıklarını belirterek "Eğer böyle bir planlama varsa başta ülkeyi yönetenler olmak üzere ileride bunun hesabını vermek zorunda kalır ağır bir bedel öderler" ifadelerini kullandı. 

Sözcü’den Ruhat Mengi’ye konuşan Aydın’ın gündemdeki gelişmelere ilişkin sorulara verdiği yanıtlar şöyle:

‘VAZGEÇMEK YOK’

– İYİ Parti uzun süredir bütün Türkiye'yi adım adım adım dolaşıyor. Bir TV tartışmasında şöyle bir soru soruldu; esnafın, halkın şikayetlerini dinliyorlar ama bir öneri getirdikleri duyulmadı. İYİ Parti öneri de sunuyor mu?

İlk günden beri pandemiyle ilgili olarak Meclis'teki grup toplantılarımızda sürekli paket halinde öneriler sunduk. Basın toplantılarıyla da önerilerimizi ve hangi kaynaklar kullanılarak bunların yapılması gerektiğini anlattık. Ekonomiyle ilgili Ekonomi Politikaları Başkanımız Erhan Usta her hafta basın toplantısı yapıyor, önerilerimizi tekrar ediyor ve iktidarı “yapması gerekenler” konusunda sürekli uyarıyor. Yani tam tersine, onlar bizim uyarılarımızı milletin gözünden kaçırarak “öneri getirmiyorlar” derken yapılan önerilerle iktidarı kıskaca almış bir İYİ Parti varlığı var. Artık “Ben yaparım, benim dediğim olur” mantığıyla yürüttükleri sistemi biz halkla el ele tutarak, bilgileri onlardan toplayarak, sıkıntılarını Meclis'te aktaran ve parti görevlileri aracılığıyla topluma duyuran bir yapı ortaya çıkardık. AK Parti'nin şu anda sarsılmasında bu organize çalışmanın çok önemli rolü var. Çünkü vazgeçmek yok, sürekli takip etmekteyiz.

‘KİMSE DURMUYOR, HERKES ÇALIŞIYOR’

– Cumhurbaşkanı Erdoğan “HDP, Millet İttifakı'ndaki gizli ortaklık hakkını kullanarak bu hanımefendiyi veto etmiştir, Meral Akşener hayali bir makama talip oldu” dedi. Bu ne anlama geliyor?

Sayın Cumhurbaşkanımız abandone olmuş durumda, ne söylediğinin çok farkında değil. Hiç beklemediği bir şeyle karşılaştı, birinciliği kendisinden alma iddiasında olan bir parti var. Anketlerde gücümüzün yükseldiğini görüyor, şu anda kendi teşkilatını sahaya indiremeyen bir AK Parti var, bizde ise milyonlarla bütünleşmiş bir seferberlik hali var, Teşkilat Başkanıyım, partinin ruhunu biliyorum, kimse durmuyor, herkes memleketi kurtarmaya çalışıyor. Bu artık parti meselesi değil, Türkiye meselesi. Bu ülkede kimsenin birbiriyle problemi yok, siyaset kurumu problem yaratarak insanları ayrıştırıyor. Düne kadar İYİ Parti'ye “HDP ile iş birliği” suçlaması yapıyordu, bunun doğru olmadığını, yalan konuştuğunu bu sözleriyle kendisi açıklamış oldu. Kimin hayal gördüğü ise yerel seçimlerde ortaya çıktı. Partimizin adını ağzına almamak gibi bir stratejisi vardı, şimdi her hafta İYİ Parti'den konuşuyor.

‘ERDOĞAN’IN YERİNDE OLSAM ADAY OLMAM ÇÜNKÜ HAYATININ HEZİMETİNİ YAŞAYACAK’

– Erdoğan'ın 2023'te aday olmayacağı iddiası var, bir de kaos çıkacağı iddiası var, bunlar programlarda tartışılıyor, ne diyorsunuz?

Ben Sayın Erdoğan'ın yerinde olsam 19 yıllık bir ülke yönetiminden sonra bu seçimde aday olmam çünkü hayatının hezimetini yaşayacak ve çok acı bir sonuçla ayrılmak zorunda kalacak. Sonuç belli, ağır bir hezimet onu bekliyor, kurtuluşu yok.

‘SİYASİ SUİKAST DUYUMLARI VAR’

Sayın Kılıçdaroğlu'nun “Siyasi cinayetler olacak” sözünü kastettiniz herhalde, siyasi suikastlar yapılacağı konusunda bizim de aldığımız duyumlar var, eğer böyle bir planlama varsa başta ülkeyi yönetenler olmak üzere ileride bunun hesabını vermek zorunda kalır ağır bir bedel öderler, çok acı sonuçlar doğurur. Bunun mümkün olmadığını düşünüyorum.


‘CUMHUR İTTİFAKI PARTİLERİ DE PARLAMENTER SİSTEME ‘EVET’ DEMEK ZORUNDA KALACAK’

– Madem İYİ Parti gelecekte Türkiye'nin birinci partisi olacağını iddia ediyor, Genel Başkan Meral Akşener neden cumhurbaşkanlığına talip olmak yerine başbakanlığa razı olduğunu söyledi sorusu da konuşuluyor. Bu karar, muhalefet kanadında bir adaylık çekişmesi yaşanmamasını mı amaçlamaktadır?

Sayın Genel Başkanımızın burada bir meydan okumada bulunduğunu görmek gerekir, burada bir meydan okuma var. Bu bir vazgeçişi değil aksine keskin ve iddialı bir çıkışın olduğunu gösteriyor. Sayın Akşener bu cumhurbaşkanlığı seçimlerinin Millet İttifakı'nın zaferiyle sonuçlanacağına ve restorasyon döneminin ardından (parlamenter sisteme geçildikten sonra) gerçekleşecek olan ilk seçimde İYİ Parti'nin seçimlerden birinci parti olarak çıkacağına vurgu yapıyor. Yani, Millet İttifakı'nın adayının kazanacağı iddiasını ortaya koyuyor. Artık bu sonuçtan sonra Cumhur İttifakı partileri de Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem'e geçmeye “evet” demek zorunda kalacaklar, hareket alanları daralıyor. Birinci parti olma hedefine kilitlenmiş bir partide icracı başbakanlığı istemesinin çok doğru bir hamle olduğuna inanıyorum. Yeni bir adım ortaya attı, şunu da görelim, iki haftadan beri bütün tartışma programlarında bu konu tartışılıyor; Akşener'in planı ne? Bu soruya kafa yoruluyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan başta olmak üzere AK Parti, Sayın Akşener'e laf yetiştirme derdine düşmüş durumda.

ERDOĞAN’IN TEHDİTVARİ SÖZLERİ: DİLİ SÜRÇTÜ HERALDE…

– “Muhalefet partilerinin iktidar olmak istemeyi akıllarına getirmemeleri onlar için iyi olur” tavsiyesinde bulundu Sayın Erdoğan, nasıl yorumladınız?

Tehdit amacıyla söylüyorsa 4 seneden beri tehdit edilen bir İYİ Parti var, İYİ Parti bunu yemez, geri adım atmaz, tam tersine daha da motive olarak yoluna devam eder. Başka amaçla söylediyse biz o amacı bir türlü çözemedik. Belki de dili sürçmüştür, ne dediğini kendisi de anlayamamıştır.

‘ADAYIMIZI AÇIKLAMAMIZI ZIT KUTUPLARLA DÖVÜŞTÜRMEK İÇİN İSTİYORLAR’

– Son günlerde ısrarla muhalefet partilerinin cumhurbaşkanı adayını açıklamaları üzerine gidiliyor. “Millet İttifakı'nın ortak adayı kim olacak” sorusu hep soruluyor, nedenini merak ediyoruz.

AK Parti bunu istiyor çünkü adayla partilerin içini karıştıracaklar. Erken açıklanırsa zıt kutuplarla dövüştürecekler. İnsanları zaafları üzerinden kullanıyorlar. Genel başkanlar dışında bir isim olabilir şu anda karar verilmiş de değil, açıklamak da doğru değil.

‘ANKETLERDE CUMHUR İTTİFAKI’NI GEÇTİK’

İttifaklar noktasında ise bazı partiler birlikte hareket edebilir veya farklı ittifaklar yapabilirler ama burada Millet İttifakı'nın iki büyük aktörü CHP ve İYİ Parti'nin yaklaşımı ve politikası belirleyici olacak. Şu anda bile anketlerde Millet İttifakı, Cumhur İttifakı'nı geçmiş durumda.

‘HALK GEÇİNEMEZKEN, İKTİDAR SARAYLARDA LALE DEVRİ YAŞIYOR’

– Seçime daha zaman var ama her gün seçim konuşuluyor. Diğer tarafta hayat pahalılığı, gençler çok ümitsiz, halk nasıl dayanacak?

Maalesef dünyada güvenini kaybetmiş bir ülke halindeyiz, bu haliyle ülkeyi sağlıklı yönetmeleri mümkün değil, onun için her şey daha kötüye gidecek. Enflasyon rakamlarıyla oynuyorlar, ilan edilenin çok üstünde enflasyon var, işsizliğin arttığını herkes biliyor ama bu rakamların düştüğünü söyleyen TÜİK var, o bile hâlâ yüzde 12 olarak açıklayabiliyor. Bütçe açığın gittikçe artıyor, Merkez Bankası'nda eksi 50 milyar dolar kadar açığın var. Bunlar ne gösteriyor, dünyadaki ekonomik tefeci piyasasının eline düştük. Ülke bu durumdayken hükümet ne yapıyor? Kasada para yok, hâlâ 75 milyar liraya Kanal İstanbul projesi yapıyor. Okluk Koyu'nda 640 milyon liraya yazlık saray, Ahlat'ta 125 milyon liraya başka bir saray yapıyor. Bu saraylarla birlikte Cumhurbaşkanlığının tam 12 sarayı olacak. Sadece Beşetepe'dekinin bir günlük harcaması 3 bin asgari ücrete eşit. Halk geçinemezken iktidar saraylarda Lale Devri yaşıyor. Ekonomi daha da sıkışacak, her ay giderek oy kaybedecekler, iktidar bunları göz önüne alarak bir erken seçim yapabilir. Muhalefetin adayını belirlemesi konusundaki baskının arkasında bu da yatıyor olabilir.

‘YARGI, ÇAMAŞIR SUYU ETKİSİ YARATACAK’

– “Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem çamaşır suyumu ki her şey değişecek” diyorlar.

Yargının güçlenmesi ve bağımsız olması bile o çamaşır suyu etkisini yaratacaktır, kimse merak etmesin.