Turgay KILIÇ*


Satranç oyununu ilkokulda görmüştüm ilk olarak. Sonra zamanda oyundan uzaklaşmış, sıkılmaya da başlamıştım. Uzun süre oynayıp, oyunu öğrendikten sonra, yeni oyunlar çıktı karşıma.

Babamdan tavla oynamayı öğrendim. Babam ne zaman beni yense, ağlardım. Yenilmek, bende iyi hisler uyandırmazdı, içimde bir kaybetme, eksiklik hissettirirdi.

Sonra dama öğrendim babamdan. Bu oyunun stratejisinde ise, bir taş verip, birkaç taşı alabilme kabiliyetini öğrenmiştim.

Daha sonra kız tavlası, Çin daması derken geçti gitti o uzun yıllar. Akıllı telefonu, evde bilgisayarı olan nesil değildik. O çok sonradan girdi hayatımıza.

AKP ise 19 yıllık sürecinde sürekli bir oyunla çıkıyor karşımıza. Sürekli bir hamleye, karşı bir hamle buluyor. Ya da kendi hamlesini belirtirken, oyunun yasalarını çiğneyerek bazen iki, bazen de üç hamleyi bir arada oynayarak rakibini alt ediyor. Türkiye’yi bir satranç, dama oyun alanına çevirdi. Krizleri seviyor, bile bile kriz doğuruyor ve o krizleri kendi lehine fırsata çeviriyor.

Bu oyunu da seçimlerin en gözde zamanlarında görebiliyoruz. Muhalefete karşı güçlü rakipler çıkarırken, bazen de elindeki zayıf kadroları da ‘kayyım’ olarak atayacağı yerlere saklıyor. Çünkü bunu bir defa yaptı ve nitekim o işten başarılı çıktı.

2014 Yerel seçimlerinde AKP, en zayıf halkası Hasan Arslan’ı toparlamaya çalışıyordu. Çünkü Arslan, yıllarca şehirde hiçbir şey yapmamış, aksine yolsuzluk yaptığı da dillendirilmişti. Seçimler yaklaşırken, Ağrılı eski CHP’li Savcı Sayan’ı gündeme getirildi. Herkes yeniden AKP’ye yönelmeyi istemiş, Sayan’ı Ağrı’da görmek istediler. Sayan gelirse, ‘Ağrı’ya hizmet yapar’ denildi. Tabii ki bu hayaller de, vaadler de boşa çıktı, bu ayrı bir konu.

Seçim yaklaştığında (Demokratik Bölgeler Partisi)DBP’den Sırrı Sakık’ın adaylığı, Savcı Sayan’ın da İzmir’de adaylığının açıklanması; bir satranç oyunuydu aslında. Sakık, satrançta en güçlü rakipti, AKP için. AKP, bu satrançta kaybetmeyi biliyordu. Eski Belediye Başkanı ve ‘hırsız’ olarak adlandırılan ‘Dizo Heso’ adı verilen Hasan Arslan’ı yeniden aday yapınca, gözler HDP, BDP ikilisine döndü; sonuç olarak DBP’den Sırrı Sakık bu seçimde belediye başkanı oldu.

Seçim sonrası sandık iradesini yok saydılar, çünkü Ağrı AKP için bir diğer kaleydi. Doğu Anadolu’daki büyük kaleydi. Kasım ayındaki bu seçim, haziran ayına itildi. Yine sonuç değişmedi. Sakık, başkanlık koltuğuna temmuz ayında oturdu, belediyecilik işlerine yakından baktı, kontrol etti.

O dönemde Sırrı Sakık’tan röportaj almak büyük meseleydi, aylar sonra zor da olsa; o röportajı almıştım DHA adına.

HDP’nin büyük kozu

Daha sonraki 2015 genel seçimlerinde HDP, en büyük kozunu kullandı, Leyla Zana’yı Ağrı’da milletvekili adayı gösterdi. Ağrı’da 12 yıl sonra, dengeler çok değişecekti. HDP, bu defa AKP’yi tamamen Ağrı’dan silmeye niyetliydi. Çünkü AKP, Ağrı’da bir çivi dahi çakmamış, yurttaş açlık ve sefillik içinde boğuşuyor, gençler şehri terk ediyor, iş ve aş için çocuklarını ardında bırakıp, çalışmaya, para kazanmaya gidiyordu.

HDP; 2015 seçimlerinde Leyla Zana, Dirayet Dilan Taşdemir ve Berdan Öztürk ile Ağrı’da 3 milletvekili ile yolunu güçlendirdi. AKP ise sadece tek vekil Cesim Gökçe ile yolunu sürdürebildi.

AKP bu krizi, süregelen kayyım stratejisi ile atlatmayı istedi. Zaman ve Bugün gazetelerine kayyım atayıp, gazeteleri kapattı. Bu onun da işine gelen bir hamleydi. Krizi, krizle kapatmak, satranç tahtasındaki taşları kendisi oynamak istemişti. Çünkü Partili Cumhurbaşkanı Erdoğan, satrancı seviyordu. Fethullah Gülen ile araları bozulmaya başladığında, bir tür taş hamlelerine dönüştü bu işler. Giden piyonlar, vezirler, atlar ve yıkılan kaleler; onların umurunda değildi. Tek istenilen şey, o masadan zaferle ayrılmak. Tek taş kalsa da, zafer daha tatlıydı.

Ağrı’da 2017 yılının Mart aylarında Ağrı Belediyesi'ne dönemin İl Valisi Musa Işın, kayyım olarak atandı ve ‘boş belediyeyi devraldık’ dedi.

Oysa ki o boş diye kastedilen belediyenin yeni yönetimi, akıllı bileti Ağrı’ya tanıttı. Şehre yeni otobüsler satın aldı. Artık belediyenin kendi araçları oldu, her geçen ay. Belediye etraftaki bazı insanlardan araç kiralamayı bırakmıştı. Mezbahana açılmış, Pazar yerleri belirlenmiş ve yeni Pazar alanı açılıyordu. Yıllardır bir dereden geçemeyen yurttaşlar için, ‘barış’ adı verilen bir köprü yaptırdı. Bunlar sadece devede kulak kısımlarıydı.

Ama satranç meraklısı Partili Cumhurbaşkanı Erdoğan, bir hamle yaptı, kayyım ile HDP ve yönetimini bertaraf etti.

Çünkü polis, asker, vali, kaymakam, memurlar… hepsi kendi satranç taşlarıydı. Birini feda ederdi, ama tüm piyonlarını, vezirlerini, atlarını salıp; rakibinin kalesini ele geçirebilecekti.

19 yıllık süre içinde, Erdoğan artık bir satranç ustasına dönüşmüş, her hamleye iki hamle oynayarak adil olmadan kazanıyordu. Önce seçimleri tekrarlatmış, sandık iradesini saymamıştı; bugün rektörlerin seçimlerini kaldırıp, atamalarını gerçekleştirdi. Sonra da gece vakti üçüncü hamlesiyle o üniversitelere bölümler açma hamlesini oynadı.

Bu hamleler tanıdık. Geride kalan diktatörler; aynı hamleleri oynadılar ve kendi hamleleriyle yenildiler.

Yakındır, kendi hamlesiyle devredilecek günü bekliyordur.


* Gazeteci