Diyanet İşleri Başkanlığı bünyesinde faaliyet yürütecek Diyanet Akademisi’nin kurulmasının öngörüldüğü bir yasa, 16 Mart’ta katılanların oybirliğiyle Meclis’te kabul edildi. Kanuna göre, Diyanet İşleri Başkanlığı Eğitim Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından yürütülen bazı faaliyetler, artık Diyanet Akademisi bünyesinde yapılacak. Doğrudan Diyanet İşleri Bakanlığı'na bağlı olacak olan akademi, yüksek ihtisas, dini ihtisas ve eğitim merkezlerinden oluşacak. Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), Yükseköğretim Kurulu (YÖK), üniversiteler, lisans düzeyinde dini eğitim veren yükseköğretim kurumları, müftülükler ile diğer ulusal ve uluslararası kurum, kuruluş ve kurullarla işbirliği ve ortak çalışma yapabilecek. Bu kapsamda ilk ve ortaokullarda da aktif faaliyet yürütebilecek, mesleki ve bilimsel ilişkiler kurabilecek, araştırmalarda bulunabilecek, eğitim programları uygulayabilecek, danışma kurulları ve komisyonlar oluşturabilecek.

Kadın örgütler ise, Diyanet Akademisi’nin hem toplumsal cinsiyet eşitsizliği hem de gerici ve cinsiyetçi politikaları beraberinde derinleştireceği öngörüsüyle karşı çıkıyor.

Ankara Kadın Savunma Ağı üyelerinden Leyla Mavili ve Aysun Gençtanır, söz konusu akademinin kadınların yaşamı üzerinde yaratacağı etkilerine dair değerlendirmelerde bulundu.

CİNSİYETÇİLİĞİ BESLEYECEK UNSUR 

Söz konusu düzenlemeye tepki gösteren Mavili, “Bugün kadınlar ve LBGTİ+lar devlet ve aile baskısından kaynaklı olarak, erkek devlet şiddetiyle karşı karşıya kalıyor. Kamusal alanda bu okullarda ne öğretiliyorsa, baskı unsuru bizim hayatımızda vuku buluyor. Buradaki uygulamalar da önümüze tehdit olarak çıkıyor. Devletin başındaki tek adamların, hayatımızla ilgili söz söyleyebilmeyi kendinden hak görmesi anlamına geliyor. Bu da hem toplumsal cinsiyet rolleri hem de cinsiyetçiliği besleyerek bizi etkiliyor” dedi.

Gericiliğe ve cinsiyetçiliğe karşı kadın mücadelesinin yükseltilmesi gerektiğini vurgulayan Mavili, “Diyanet ya da onun uzantısı kurumlar, kadınların hayatı hakkında söz sahibi olamaz. Bunun için de mücadele ediyoruz. İlköğretim ve ortaokulda da bir eğitim gibi sunulmasını ve sonradan burada insanların mezun olup, hayatımıza bir ‘erkek adam’ kesilmesini istemiyoruz. Bu konuda da, feminist bayrağımızı yükseltiyoruz” diye belirtti.

BİLİMSEL ÜNİVERSİTEYE MÜDAHALE

Diyanetin ideolojik propagandasını yasal zemine dayandırarak, her yerde sürdüreceğine dikkati çeken Gençtanır ise, “Akademi yaş sınırı olmadan en küçük çocuktan, en büyük bireye kadar ulaşacak. Diyanet Akademisi de Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) ve Yüksek Öğretim Kurumu’na (YÖK) doğrudan personel alabilecek ve Diyanet İşleri Başkanlığı’na bağlı olarak faaliyet yürütecek. Diyanet İşleri Başkanlığı’na bağlı personellerin ve kamu kuruluşlarının da düzenlemesi bu şekilde olacak. Bilimden yana olan, üniversitelere doğrudan müdahale edebilme şansı yeri geldiğinde ise MEB ve YÖK ile işbirliği yaparak, bu çalışmaları yürütebilme şansı, yasal zeminde açılmış olacak” diye konuştu.

TOPLUMSAL MEŞRUİYET ZEMİNİ 

Özel ve kamusal alanda kadına yönelik erkek-devlet şiddetinin meşru kılınmasında din ve dini kurumların önemli bir noktada durduğuna işaret eden Gençtanır, “AKP ve Diyanet, toplumsal meşruiyet zemini elde etmeye çalışıyor. AKP, Diyanet Başkanlığı’nı siyasetin odağı haline getirmiş ve kadınların eve hapsedildiği yasaları geliştirecek duruma gelmiştir” ifadelerini kullandı. Türkiye'de toplumsal cinsiyet eşitliği derslerinin verilmediğinin altını çizen Gençtanır, şöyle devam etti: “Kadınların ve erkeklerin toplum içerisinde, nasıl yaşaması ve nasıl olması gerektiğini belirleyen bütün politikalar, hem eşitsizliği derinleştirir hem de erkek şiddetini meşrulaştırır. Kanun teklifiyle beraber, bütün bunların önü açılmış oldu. Çocuklar bilimden uzak, cinsiyet eşitsizliğinin derinleştiği eğitimler görmeye devam edecek. Diyanet, personel alabilecek ve bunu sözleşmeli olarak yapabilecek. 3-6 yıl arası bu sözleşme devam edecek. MEB’e ve YÖK’ e bağlı eğitim kurumlarında faaliyet gösterecek. Toplumda erkek egemenliğinin ve ataerkin meşru kılınması dini kurumlarla oluyor. Bu açıdan Diyanet’in kapatılması, bütçesinin ise kadınlara ve çocuklara ayrılması gerekiyor. Tüm kadınları kadın özgürlük mücadelesine çağırıyoruz.” (MA)