Koranavirüsle mücadele kapsamında aşı olma yaşı 5 Eylül itibariyle 12 yaşa düştü. Yüz yüze eğitimin başlamasının ardından uzmanlar, çocukların aşılanmalarının hastalıktan korunmada kilit önemde olduğunu vurguluyor.

Duvar’dan Serkan Alan’ın haberine göre, aşı randevusunun alınması konusunda ise boşanmış, çocuğun velayeti kendisinde olan ebeveynler izin sorunuyla baş başa kalıyor. Ebeveynler, E-devlet ve E-nabız üzerinden çocukları için aşı randevusu almak istediğinde, “Diğer ebeveynin onayı gerekmektedir” uyarısıyla karşılaşıyor. Bu izin süreci, çocukların aşı olmalarını da geciktiriyor.

Ebeveynlerin karşılaştıkları bir diğer sorun ise çocuklarının velayetlerinin kendilerinde olmasına rağmen boşandıkları kişinin aşı karşıtı olması ve çocuklarına koronavirüs aşısı için izin vermemesi. Uzmanlara göre böyle bir durumda hukuki adımlar atılabiliyor.

ESKİ EŞ ONAYI OLMADIĞI İÇİN AŞI YAPTIRAMADIĞI ÇOCUĞU KORONA OLDU

Doktor Elif Yılmaz*, 15 ve 17 yaşındaki iki çocuğunun velayetine sahip bir anne. Yılmaz, çocuklarına korona aşısı tanımlanmasına rağmen E-nabız üzerinden eski eşinin onayı istendiği için uzun süre randevu alamadı. Eski eşiyle iletişime geçmek istemeyen Yılmaz’ın aşılanamayan 17 yaşındaki oğlu koronavirüse yakalandı.

Çocuklarının velayeti kendisinde olmasına rağmen eski eşinden onay istenmesine anlam veremediğini belirten Yılmaz, il sağlık müdürlüğüyle yaptığı görüşmelerin sonunda çocukları için aşı randevusu alabildiğini söyledi ve yaşadıklarına dair şunları paylaştı: “E-devlet’te çocuklar bölümü var. Çocuklara tıkladığınızda iki çocuğum da çıkıyor ama E- nabız’larına girebilmek için ‘diğer ebeveynin de onayı gerekmektedir’ diyor. Eski eşimle görüşmüyoruz, muhatap olmak istemiyordum. Ben doktor olmama karşın bununla uğraştım ve güç bela hallettim. Velayet bendeyken çocuklarımın E-nabız sistemine neden giremiyorum? Aşı randevusu alamadığım o süreçte oğlum koronaya yakalandı. Diğer çocuğum ve ben üçümüz evde karantinada kaldık. Aşıyı yaptırmış olsak belki de koronaya yakalanmamış olacaktı, belki hafif geçirecekti. Şu an ikisi de aşılandı ama o dönemdeki bilinmezlik çok kötü hissettirdi. Ne yapacağını bilemiyorsun. Kendini dışlanmış gibi hissediyorsun.”

‘ÇOCUĞUM BABASINI OKUL AÇILMADAN ÖNCE İKNA ETTİ’

Eşinden ayrılmış, 15 yaşında çocuğu olan Meltem Zeybekoğlu* da aynı sorunu yaşayan annelerden biri. Zeybekoğlu, velayetine sahip olduğu çocuğuna korona aşı sırası gelmesine rağmen uzun süre aşı yaptıramadı. Oğlunun babasının, “Nereden yapacağımı bilmiyorum” diyerek uzun süre onay vermediğini, okulların açılmasına üç gün kala oğlunun “Bu onay olmazsa okula aşısız başlamak zorunda kalacağım” diyerek babasını ikna ettiğini ve bu sayede aşı olabildiğini belirten Zeybekoğlu yaşadıklarını şöyle anlattı:

“Çocuğum 15 yaşında, kendini ifade edebiliyor. Babasıyla onay konusunda o konuştu. Daha küçük olsaydı belki kendini ifade edemeyecekti. Belki babası aşı karşıtı olsaydı sorunlar yaşanacaktı. Bir ay gibi bir süre oyalandık ama oğlum onay için babasını ikna etti ve sonunda aşı oldu. Fakat çocuğumun sağlığı için hala kaygılanıyorum. Aşı olduktan çok kısa süre sonra okula gitmek zorunda kaldı. Tek doz aşıyla 42 kişilik sınıfta okula gidiyor. Her gün endişe içindeyim. Çocuğun velayeti kimdeyse karar da ona ait olmalı. “

ÇOCUKLARIN AŞILANMASI İÇİN, ÖLEN EŞTEN ONAY BEKLENİYOR

Biri 14 diğeri 15 yaşında iki çocuğa sahip annelerden biri de Seda U. Eşinden yıllar önce ayrılan Seda U. çocuklarının velayetine de sahip bir anne. Eski eşinin iki yıl önce yurt dışında vefat ettiğini, eski eşinin ailesinin Türkiye’de ölüm kararının tanınmasına dair açtığı davanın sürdüğünü belirten Seda U., bu süreçte çocuklarına aşı hakkı tanımlanmasına rağmen onay alamadı ve çocuklarını aşılatamadı.

‘E-NABIZ’A MAİL ATIN’ DEDİLER

Eski eşinin, dava bitmediği için Türkiye’de hala yaşıyor göründüğünü, çocuklarının aşı olabilmesi için E-nabız üzerinden ölen eski eşinin onayının istendiğini belirten Seda U. şunları söyledi: “Çocuklarıma randevu alabilmek için E-nabız’a girdiğimde diğer ebeveynin onay vermesi gerekiyor. Bununla ilgili ilk olarak ‘182’yi arayın’ dediler. Sonra ‘184’ü arayın’ dediler. ‘E-nabız’a mail atın’ dediler. Attık ama bir buçuk aydır yanıt gelmedi. En son kendim son aşımı olduğum doktoruma durumu anlattım. Doktor, il sağlık müdürlüklerine dilekçe vermem gerektiğini söyledi.  Şimdi dilekçe vereceğim. Çocuklarıma bir buçuk aydır bu durum nedeniyle aşı yaptıramıyorum.  Çocuklarım okula gidiyor ve sınıflarında pozitif olan bir çocuk olabilir. Korkuyorum. Benim gibi bunu yaşayan aileler ve bundan etkilenen çocuklar varsa çözüm için adım atılmasını talep ediyorum.  Kim nereye başvuracağını bilmiyor ve oradan oraya ötelenen bir hal var.”

AŞI KARŞITI BABA ONAY VERECEK Mİ BELLİ DEĞİL

Oğlu 11 yaşında olan Özlem Özmen de velayetine sahip olduğu oğlunu büyüten bir anne. Özmen’in oğlu bir ay sonra 12 yaşına basacak ve aşı hakkı tanımlanacak. Fakat Özmen’in eski eşi aşı karşıtı ve oğlunun da aşı olmasını istemiyor.

E-nabız üzerinden onay istenmesi nedeniyle çocuğunun aşılanıp aşılanamayacağını öğrenmeye çalışan Özmen’in Sağlık Bakanlığı yetkililerinden elde etmeye çalıştığı bilgi henüz gelmedi. Çocuğunun geçmiş bilgilerine erişmek için babasından şimdilik onay aldığını, aşılama hakkı tanımlandığında ise sorunla karşılaşıp karşılaşmayacağını bilmediğini söyleyen Özmen şunları kaydetti:

‘ÇOCUĞUN YARARI İLKESİNE TERS’

“Oğlumla birlikte yaşıyorum. Babası uzakta olduğu için eğitimi, sağlığı, gündelik hayatı pek çok konudaki sorumluluklarını üstlenen bir ebeveynim. Babası aşı karşıtı. Bir ay sonra çocuğumun aşı sırası geldiğinde eski eşini ikna etmek zorunda bırakılan anne olacağım. Tek başına ebeveynler var. Boşandıkları eşleri cezaevinde olabilir, yurt dışında olabilir, hatta ölmüş olabilir. Şiddet görmüş ve eski eşiyle görüşmek istemeyen kadınlar olabilir. Bu tip durumlarda karşıdaki kişiyle muhatap olmak, onay almak zorunda kalmak çocuğun yararı ilkesine ters diye düşünüyorum. Ben Sağlık Bakanlığı’nı aradım ve ‘nasıl hareket edeceğim’ dedim. ‘Babayı ikna edemezsem çocuğumu aşılatamayacak mıyım’ diye sordum. Bakanlık uzmanların yanıt vereceklerini söylediler ancak beş gün oldu yanıt veren olmadı.”

‘MAĞDUR OLAN YÜZ BİNİN ÜZERİNDE ÇOCUK VAR’

Türk Tabipleri Birliği Genel Sekreteri Vedat Bulut’a göre, Sağlık Bakanlığı’nın iki ebeveynden onay talep etmesi nedeniyle sorun yaşayan çok sayıda ebeveyn var ve binlerce çocuk bu nedenle aşılanamıyor. Medeni Kanun’a göre aşılamada velayete sahip olan ebeveynin onayının yeterli olması gerektiğini belirten Bulut, Sağlık Bakanlığı’nın istisnai durumları düşünmeden hareket ettiğini belirtti ve ekledi:

“Sağlık Bakanlığı ‘her iki velinin izniyle aşı olunabilir’ diyor, halbuki bu yanlış. İstisnai durumları düşünmediler. Çocuğun velayeti kimdeyse, onun vücuduyla ilgili kararlarda söz hakkına sahiptir. Sağlık Bakanlığı’nın hızla bunu düzeltmesi gerekiyor.  Böyle mağdur olan yüz binin üzerinde çocuk var. Sağlık Bakanlığı iki ebeveynin iznini istememeli. Ebeveynlerden birinin aşıyı kabul etmesi durumunda çocuğa aşı yapılmasını onaylamalı. İki ebeveynin de aşılamayı istemediği durumda ise şu anlık hukuki bir zorlama yok. Devletin hukuki bir düzenleme yapması gerekiyor. Bazı ülkeler adım attılar ve çocuklar için zorunluluklar getirdiler. Ya da pozitif ayrımcılıklar getirdiler. Devlet bu tarz ikircikli durumu ortadan kaldırabilir.”

MAHKEME YOLUNA GİDİLEBİLİR

Ankara Barosu Kadın Hakları Merkezi Başkanı Ceren Kalay Eken’e göre de velayete sahip ebeveynin aşı konusundaki onayı yeterli sayılmalı. Sağlık Bakanlığı’nın sorun yaşamamak için iki ebeveynden de onay istediğini belirten Eken, “’Benim çocuğuma benim onayım almadan nasıl aşı yaptınız’ diyerek açılabilecek davalardan kendilerini korumak için atılmış bir adım. Yoksa velayet sahibi anne ya da babanın kanunen çocukla ilgili tüm kararları alabilmesi gerekir” dedi. 

Eken, diğer eş onayı olmadığı için çocuklarının E-nabız sistemine erişemeyen ve aşı randevusu alamayan ebeveynlere, Sağlık Bakanlığı’na başvurarak bunun gerekçesini yazılı talep etmeleri gerektiğini de söyledi.

Avukat Eken, “Velayet babada ve baba çocuğun aşılanmasını istemiyor. Anne ise istiyor. Bu durumda anne nasıl bir hukuki yol izleyebilir?” sorumuza ise şu yanıtı verdi: “Anne Çocuk Mahkemesi’ne başvurarak sağlık tedbiri isteyebilir. Anne, çocuğunun kronik rahatsızlığı olduğunu, babasının izni olmaması nedeniyle aşılanamadığını belirterek Çocuk Mahkemesi’nden tedbir talep eder. İl sağlık müdürlüğü tarafından bu işlemin yapılmasına ilişkin mahkeme kararıyla aşıyı yaptırabilir.”

‘YASAL TEMEL OLUŞTURULMALI’

Ebeveynler arasında ikircikli bir durumun yaratılmaması gerektiğini, devletin çocuklar için aşıyı zorunlu kılan bir adım atabileceğini belirten Avukat Ceren Kalay Eken şöyle devam etti: “Kanuni bir açık söz konusu. Bizim yasalarımızda aşıyı zorlayacak bir durum yok, isteğe bağlı ve sıkıntı burada. Sonuçta Anayasa’da salgın hastalık hali durumlarında atılacak adımlar belli. Nasıl canları istediğinde OHAL ilan ediyorlar, bunda da isteseler yasal temelini oluşturabilirler. AİHM’in, toplum sağlığı söz konusuysa beden bütünlüğü aşılabilir diyerek hak ihlali olmayacağına dönük kararları var. Yasal zemini oluşturulmalı.”

‘VELAYET SAHİBİ KİMSE ONUN DEDİĞİ ÖNEMLİ’

Ankara Barosu Çocuk Hakları Merkezi Üyesi Şahin Antakyalıoğlu’na göre de velayet sahibi ebeveynin aşı konusundaki kararı hukuki açıdan yeterli. Velayet olduğu halde aşıya karşı ebeveynin onayını istenmesinin yanlış bir uygulama olduğunu belirten Antakyalıoğlu “Uygulamanın değiştirilmesi gerekiyor” dedi.

Velayet sahibi ebeveyn aşılama talep ettiği halde, il sağlık müdürlüğü ya da hastanenin aşıyı yapmaması durumuyla karşılaşıldığında idare mahkemelerine başvurulması gerektiğini söyleyen Şahin Antakyalıoğlu, “Velayet sahibi kimse onun dediği önemli” dedi ve şunları kaydetti: “Velayet sahibi eğer aşı konusunda bir karar veremeyecekse velayet sahibi olmanın bir anlamı olmaz. Karar verme yetkisi velayet sahibindedir. Sağlık Bakanlığı bir genelge yayınlayıp aşı konusunda velayet sahibinin yetkili olduğunu belirtmeli. Öte yandan eğer kişi velayet sahibi değilse ve çocuğunun aşı olmasını istiyorsa, mahkemeye başvurup ‘Velayet sahibi kişi çocuğun üstün yararını düşünmüyor, korumuyor, bu noktada çocuk hakkında sağlık tedbiri verilmeli’ diyerek talepte bulunmalı. Hukuki yolu izlemeli.”

‘ÇOCUĞUN YAŞAM HAKKI İHLAL EDİLDİĞİNDE BABAYA MI SORACAĞIZ?’

Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu Başkanı Canan Güllü’ye göre koronavirüs artık toplumsal bir sorun. Çocuklarının velayetine sahip kadınların sorun yaşadığı erkeklerle izin konusunda muhatap olmamayı tercih edebileceğini, gerekli adımın ilgili bakanlıklar tarafından bir düzenlemeyle atılabileceğini söyleyen Güllü şunları söyledi: “Türkiye’de devlet aşı sistemini uygulamak için çaba ve gayret içerisinde değil mi? Bu gayret içerisindeyken velayette izne gitmenin anlamı yok.  İzin, şiddet mağduru kadınlarda da bir sorun yaratabilir. Çocuğun yaşam hakkı ihlal edildiğinde, öldüğünde ne yapacağız, babaya mı soracağız? Aşılanmayanların ölüme gittiği bir durum yaşıyoruz. Öte yandan velayet annede olmasına rağmen aşı karşıtı babanın olumsuz kararı neden baskın geliyor? Baba karşıtsa çocuk da mı karşıt olacak? Bu hak gaspı değil midir? İki taraftan biri aşı olacak biri olmayacak diyorsa devletin ilkesel bir karar alması gerekiyor. 18 yaşın altında velayeti anne ya da babada olan çocuklar için aşı kararı alınmıştır diyecek ve sorun çözülecek.”

*Kaynakların talebiyle isimler değiştirilmiştir.