+GERÇEK - Yeniçağ gazetesi yazarı Evren Devrim Zelyut, bugünkü yazısında, "Yangınla enflasyon arasındaki en büyük benzerlik ikisi de patlak verdiğinde ilk anlarda müdahale etmek gerektiğidir. Zamanında müdahale olmazsa tahribat artar ve geriye bir şey kalmaz. Erdoğan'ın yeniden seçilmeye dair umutlarının bitmesinde de bu etki rol oynayacak. Kimse gücenmesin ama Erdoğan'a takozu muhalefet değil, enflasyon koyacak. Seçimlerde göreceğimiz görkemli yenilgisinin ana nedeni yine kendisi olacak" dedi.

Zelyut, yazısında şu değerlendirmelerde bulundu:

"Faiz indirimleri dışa bağlı ve salgınla yıpranmış Türk ekonomisini oldukça hırpaladı. Kurun yukarı çıkması üretici maliyetlerini yüzde 100'ün üzerine taşıdı. Bu noktada Erdoğan ve ekibi KKM ile kuru tutarak yaz aylarına ulaşmayı ve turizm gelirleri ile sonbaharda daha makul bir enflasyonla seçim bölgesine girmeyi hesaplıyordu. Erdoğan'ın ekibinde yüksek kalibreli danışmanların olmadığını nereden anlıyoruz? Bahsettiğim bu oyun planı Rusya-Ukrayna savaşı ile bozulduğunda Merkez Bankası'na faizi hala pas geçirtmekte ısrar ettiler. Eski plana sadık kaldılar. Ancak savaş, enerji, yarı mamul maliyetlerinde dalgalanma yarattı, ülkemize gelen turistlerin yaklaşık yüzde otuzunu oluşturan bu iki ülkenin hane halklarını vurdu.

Savaş, Türkiye'nin döviz kazandırıcı işlerini azaltırken, (turizm+ihracat+bavul ticareti) döviz kaybettirici gelişmeleri (enerji maliyet artışları) artırdı.

Oluşan yeni denklemde sadece KKM ile kur ve enflasyon savunmasına devam edilmiş olması bir hatadır diyoruz; konuyu daha da açarsak,

1-Cari açık artarken kura yukarı yönlü baskılar daha da artacak. Kurun yukarı gitmesi ekonomide girdi maliyetlerini artıracak, enflasyon şiddetlenecek. Bu durum ise seçmen kayıplarını hızlandıracak.

2-Rusya ve Ukrayna arasında ateşkes sağlansa bile Türkiye'nin gelirleri kısa vadede savaş öncesi duruma gelemez. Ukrayna altyapısı/üstyapısı ile tahrip oldu. Rusya büyük yaptırımlara uğradı. Bu durumdan çıkış için, yeni bir denge kurulması yıllar alacak.

3-Rusya'dan Türkiye sermaye akışı olacak tezi aç tavuğun kendisini darı ambarında görmesidir. Rusya an itibari ile sermaye kontrolleri etkisindedir. Bu kontrolleri hem Rusya hem de batılılar yapmaktadır. Buradan sekecek bir sermaye olması oldukça zordur.

4-Tarımda ve sanayide dışa bağlı yapının dış şoklarda sallandığını 2018 yılında görmüştük. Ancak o zamanlar mevcut rezervler, bugüne göre çok yüksek olan yatırımcı güveni, düşük enflasyon, ekonominin kredi destekleri ile ayakta kalmasını sağladı. Ancak şimdi bahsettiğimiz yapısal sorunlara vuran iki dalga, yani salgın ve Rusya savaşı Türk Hazinesi üstüne anormal yükler koymaya başlamıştır. Verilecek bütçe açıklarının zamlar ve vergilerle kapatılıyor olması seçmenlerin iktidar partisinden hızlı kopuşunu gündeme getirmektedir.

Yukarıda AKP ekonomi kurmaylarının yüksek kalibreli olmadığını, bunu da KKM ile savunma yapan ekonomiye dış şoklar vurmaya başladığında bile, plana körü körüne sadık kaldıklarından anladığımızı belirtmiştik. Oysa Merkez'in faiz artırımlarına gitmesi ve söylem değiştirmesi AKP için köprüden önce son çıkış olabilirdi. Bu çıkışında kaçırılmış olması ekonomiye duyulan son güven kırıntılarını da bitirmiştir. Bu yapı içinde ileride yüksek faiz artırımlarının bile, kur ya da enflasyona çözüm olmayacağı konuşulmaktadır.

AKP kurmaylarının hesaba katmadığı, Ukrayna/Rusya savaşı haricinde ekonomiye vuracak bir diğer dış şok ise Amerikan Merkez Bankası'nın mayıs itibari ile bastığı paraları kademeli bir şekilde geri çekecek olmasıdır. Bu durum da kuru yukarı çekerken, KKM marifeti ile ödenecek faizi artıracak ve bütçeye muazzam yükler bindirecek, sonuçta yeni vergi ve zamlara kapı açacaktır.

Toparlayacak olursak: Dış şokları gördüğü halde faiz artışları ve reform paketleri ile rota değiştirmekten imtina eden AKP'nin, yüksek enflasyonu kontrol altına almak için, elinde sadece popüler başlıklar kalmıştır. Bunlar da gerçek yaşamda karşılığı olmayan KDV indirimleri gibi Türkiye'nin ana sorunlarını çözmekten uzak yaklaşımlardır.

AKP'nin en büyük hatası, hedef şaşırtmak ve propaganda amaçlı olarak dile getirilen ve bilimsel temeli olmayan; "Türk ekonomisinin yapısal sorunu yoktur, enflasyon tamamen dışsal geçici bir durumdur" saçmalığına kendilerinin de inanarak, dışsal şoklarda kısa vadede faiz silahını çekmemeleri olmuştur.

Kısa vadede faiz, orta vadede reformlardan uzak durarak, sadece borçla ve faizle sistemi döndüreceklerini sanmak, dümeni yalanlardan gerçeklere kırmamak, seçimlerde yenilgiyi gördüklerinde anlayacakları bir hata olacaktır."