Film yapımcısı, oyuncu ve yönetmen Ezel Akay, sahne sanatçılarına devletin gerekli yardımı yapmadığını belirterek "Benim tarihim bana şunu öğretti, belki daha sonrası farklı olur veya şu anda da değişmiştir: Devletin bize bir hayrı yok. Bu devlet vatandaşlarını korumak için değil yönetenlerin iktidar zevkini tatmin etmek için var" dedi. 

Jineps Gazetesi'nden Akanda Taştekin'e konuşan Akay sözlerini şöyle sürdürdü:
 
Devlet bir makine değil bir baba gibi davranıyor. Halbuki objektif bir makine olması lazım. Dolayısıyla hele ki kültür-sanat alanlarının ciddi bir destek almasına imkân yok. Bir de olağanüstü fakirleştik. Para da azaldı. Devletin elinde bulundurduğu, vergilerimizden oluşan para da azaldı. Oradan bir destek beklemek kolay değil dolayısıyla. Ancak çok ciddi bir baskı uygulamak lazım. Bu her zaman lazım.

'ŞİDDET GÖSTERİLİYOR DİYE BİZ ŞİDDETE ÖZENMEYİZ'

Geçtiğimiz ay Netflix'te yayınlanan, yönetmenliğini yaptığı son filmi 9 Kere Leyla'da şiddetin ve ataerkil anlayışın bir şekilde yeniden üretildiği tartışmalara ilişkin de konuşan Akay, "Şiddet olaylarını gösteren -kadın veya erkek fark etmez bir hikâyenin şiddet olaylarını desteklediği düşüncesi kadar saçma, uyduruk bir düşünce olamaz. Şiddeti desteklemek amacıyla, şiddeti severek, ondan haz alan bir anlatıcının anlattığı hikâyelerde şiddet destekleniyordur. Ama şiddet gösteriliyor diye biz şiddete özenmeyiz. Bu uydurma bir felsefe. Böyle cereyan etmiyor. Dolayısıyla kadına yönelik şiddeti göstermek için şiddeti göstermemek bir tercih. Ben şiddeti komedi haline getirerek onu grafik bir şiddet olmaktan çıkarıp bir tür metaforik şiddet haline getirdim. Komedi buna yardımcı oluyor.

O eleştirileri sadece film için değil genel olarak felsefi açıdan reddetmek gerekir. Öyle olsa insanlar ekranda şiddet gördüklerinde giderler şiddet uygularlar, bir oyuncu eşcinseli oynuyorsa kendi hayatında da eşcinseldir gibi bir şey çıkıyor ortaya. Bu saçma ve cahilane bir düşünce şekli. Bizim filmimiz ikircikli bir hikâye. Boşluklar var içinde. Tam karar veremeyeceğimiz bir anlatım diliyle kendisini anlatıyor. Ben bu üslubu, bu  stratejiyi ahlaken, vicdanen, sanat anlayışı olarak doğru buluyorum. Bu ikircikli anlatım benim kendimde yakıştırdığım bir sanat şekli. İkircikli anlatımdan kastım şu: Seyirci tamamlamak zorunda anlatılan hikâyeyi. Bir boşluk var. Bir yerden bir yere atlanıyor, bir şeyler anlatılmadan geçiliyor. Dokunduruluyor, düşündürülüyor. Aynı zamanda ikircikli anlatıların ben ilham verici olduğunu da düşünüyorum" ifadelerini kullandı.