Türkiye'nin Federe Kürdistan bölgesindeki sınır ötesi operasyonlarına KDP de dahil olmuştu. KDP’nin, Uluslararası Koalisyon Güçleri’nin "IŞİD’le mücadele" kapsamında verdiği silahları bazı operasyon bölgelerinde kullandığı da iddia edilmişti.

Bölgedeki gelişmeleri yakından takip eden gazeteci Bêritan Zagros, IŞİD’in artan saldırıları ve KDP’nin tutumuna dair Mezopotamya Ajansı'ndan Ömer Akın'ın sorularını yanıtladı.

IŞİD'in bölgedeki varlığına ilişkin "Kürtlerin 2003 sonrası kazanımlarının yüzde 50'si, KDP'nin kumarı nedeniyle halkın elinden alındı. 2014'te birçok bölge peşmerge ve gerilla güçlerinin eline geçti. Fakat KDP bu kazanımların tamamını ortadan kaldırdı, bölge halkını tamamıyla savunmasız bıraktı" diyen Zagros, "Özellikle tartışma konusu olan ve henüz statüsü belli olmayan, Irak kanunlarına göre korunması gereken bölgelerde silahlı IŞİD çetelerinin yoğun bir hareketliliği var. Zaman zaman Suriye'de sıkışan IŞİD çetelerinin, Irak'ın tartışmalı bölgelerine yöneldiklerini ve yıllardır kendilerini örgütledikleri gelen bilgiler arasında" dedi.

'KDP VE IŞİD ÇETELERİ ARASINDA BİRKAÇ YÜZ METRE VAR'

IŞİD'in bölgede nasıl bu kadar rahat edebildiğine dair sorulan soruya ise Zagros, "Koalisyonun elindeki gelişkin uçaklara rağmen IŞİD çetelerinin bölgede çoğalması ve bu kadar hareketliliği bir paradokstur ve koalisyon hakkındaki şüpheleri artırıyor. Çünkü IŞİD'in örgütlendiği bölge çöldür ve saklanma koşulları çok zor" diyerek şöyle devam etti:

"Zemine tutunabilmesi için çok büyük olanaklara ihtiyaç var. Mahmur bölgesinde Irak, Haşdî Şabî ve KDP'nin silahlı güçleri var. Karaçox’a ve bölgeye giden bütün yollar KDP'nin gözetimi altındadır. Ama ne yazık ki o bölgede 250 çete barınıyor. KDP ve IŞİD çetelerinin arasında sadece 200-400 metre mesafe bulunuyor. 

'TÜRKİYE, KDP VE IŞİD ARASINDA BAĞLANTI OLDUĞU ŞÜPHESİNİ UYANDIRIYOR'

Mahmur bölgesindeki Kürdistan Yurtseverler Birliği’ne (YNK) bağlı gönüllü peşmerge komutanı, ‘eğer IŞİD ile KDP güçleri arasında bir koordinasyon yoksa çetelerin bu kadar rahat dolaşması mümkün değil’ yorumunda bulundu. Bölge halkına göre, çeteler KDP güçlerinin gözleri önünde çok rahat bir şekilde ihtiyaçlarını karşılıyorlar ve KDP güçleri buna ses çıkarmıyor. Hatta Türkiye, KDP ve IŞİD arasında bir bağlantı olduğu şüphesini de uyandırıyor. Temelinde KDP'nin Mahmur halkına karşı olan düşmanlığı üzerinden yapılıyor. Çünkü saldırının olduğu köyler Kürt köyleridir ve orada Arap yok. Böyle bir durumda IŞİD çetelerinin Kürt bölgelerindeki hareketliliğinin fark edilmemesi mümkün değil. Saldırıların çoğu KDP peşmergeleri ve Peşmerge Bakanlığı kontrolündeki bölgelerde meydana geliyor."

BÖLGE HALKI KENDİNİ NASIL SAVUNUYOR?
 
"Yolsuzluk sonucu KDP yönetimi ve hükümete verilen modern silahlar, kara pazarlarda satılıyor, gelirini de aralarında paylaşıyorlar. Şimdiye kadar birçok güvenilir kaynak bu bilgiyi doğruladı" diyen Zagros, bölge halkının kendini nasıl savunduğuna dair şu bilgileri veriyor:

"Şimdiye kadar Germiyan ve Xaneqîn bölgesinde en az 100 köy IŞİD tehdidi nedeniyle boşaltıldı. Bunlar arasında en çok Kakeyî köyleri bulunuyor. Kakayiler bu bölgelerde çok büyük bir tehdit altında yaşıyorlar ve şimdiye kadar güvenliklerini şahsi silahlarla sağlıyorlar. Birçok Kürt ve Arap köylerinde halk, Irak ve bölge hükümetlerine güvenmeyip, kendileri silahlanıp köylerini koruyor. IŞİD'in tehdidi ve Irak hükümeti ile KDP'nin vurdumduymazlığı nedeniyle halk 2014'ten ders alarak, kendi tedbirlerini alıyor. KDP'nin bölgede, ‘peşmerge yok onun için saldırılar oluyor’ söylemi doğru değil. Çünkü saldırıların olduğu bölgelerde peşmerge güçleri bulunuyor. Ancak hiçbir hazırlıkları ve donanımlı silahları yok. Bu yüzden bölgedeki birçok Arap aşireti silahlandı ve IŞİD'e karşı seferberlik çağrısı yaptı."

Zagros, "Mahmur halkı örgütlü olduğu için kendi güvenliğini sağlıyor ve şimdiye kadar IŞİD bir sonuç almış değil" diye de ekliyor.

'PEŞMERGE BAKANI YNK'Lİ ANCAK KDP'NİN İZNİ OLMADAN HİÇBİR ŞEY YAPAMIYOR'

Zagros'un "IŞİD’in saldırılarına karşı bölgede ki güvenlik ve asayiş boşluğu nasıl doldurulabilir? Mevcut güçlerle bu saldırılara karşı durulabilir mi? nasıl önlemler alınmalıdır?" sorusuna yanıtı ise şöyle oluyor:

"Koalisyon güçleri daha önce yaptığı bir açıklamada, ‘Peşmerge güçleri tek komutanlık altında toplanmalı ve partilerden kopmalı’ demişti. Aksi takdirde desteklerini çekeceklerini söylemişlerdi. Maalesef şimdiye kadar Başûr güçleri ve özellikle de KDP buna yanaşmadı. Her ne kadar Peşmerge Bakanlığı’na ait ortak bir güç olsa da kontrolleri hâlâ partilerdedir. Peşmerge Bakanı YNK'li olmasına rağmen KDP'nin izni olmadan hiçbir şey yapamıyor ve kendi başına bir açıklama yapacak durumda bile değil. Diğer yandan KDP'nin Gulan ve Zerewanî güçleriyle binlerce Roj çetesini, paramiliter güç olarak kullanılıyor.

Söz konusu bu güçlerin hiçbir bakanlıkla bağlantıları ve ilişkileri de yok. KDP gerilla bölgelerine olan sevkiyatı durdurmalı, şimdiye kadar gerilla hakimiyeti altındaki Metîna, Heftanîn ve Zînî Wertê bölgelerine yapılan güç ve silahları geri çekmelidir. Bu bölgelere yapılan askeri yığınak ve harcamalar IŞİD'le mücadelede kullanmalıdır.

Bir diğer nokta ise bölge halkı özsavunma anlayışıyla güvenliklerini kimseye teslim etmemelidir. Bunun için halkın her alanda örgütlenmesi şarttır. Bu konuda gerillanın halka öğrettiği özsavunma ve cesaret tecrübesi var. KDP, koalisyondan gelen bütün araç gereçleri ve gelirlerini Türkiye'nin gerillaya karşı verdiği savaşta harcıyor. Ancak KDP yaşanan son saldırıları fırsata çevirip koalisyondan daha çok silah almaya çalışıyor. Ancak Güney halkı ve kamuoyu bu yalanlara inanmıyor."