Ozan ÜNER


ARTI GERÇEK - Kürt siyasetçi ve avukat Hasip Kaplan, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun ‘Kürdistan’dan rahatsız’ oluşuna tepki göstererek “Naçizane tavsiyemdir. Kürdistan’dan gurur duymalıdır” ifadesini kullandı. 2023 seçimleri için de CHP liderinin Millet İttifakı'nın adayı olacağını öngeren Kaplan, "Bence seçim zamanı geldiğinde aday olacaklar ve partiler, bir ortak protokolle seçime gitmeli." dedi.

Eski HDP Şırnak Milletvekili, Kürt siyasetçi ve avukat Hasip Kaplan, ‘Kürdistan tartışması’, ittifaklar, 2023 seçimleri, siyasi tutuklular ve cezaevleri başta olmak üzere, geçmişte yaptığı açıklamalarına, Ayhan Bilgen’in yeni parti sinyaline ve sürgündeki yaşamına dair sorularımızı yanıtladı. Kamuoyunda çok bilinen ilginç fotoğraflarının öyküsünü de anlatan Kaplan'ın Artı Gerçek'e verdiği yanıtlar şöyle:

'KÜRDİSTAN'DAN RAHATSIZ OLMAMALIDIR'

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in Siirt ziyaretinde bir esnafın tepki göstermesiyle başlayan Kürdistan tartışması bugün CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun “Kürdistan lafından rahatsız oluyorum.” demesiyle devam ediyor. Birçok çevreden Akşener ve Kılıçdaroğlu’na tepki gösterdi. Muhalefetin bu Kürdistan rahatsızlığı neden kaynaklanıyor? Kılıçdaroğlu’nun rahatsızlığı konusunda tepkiniz nedir?    

Kürdistan bir gerçek olarak Ortadoğu’da İran, Irak, Türkiye ve Suriye devletleri arasında parçalanmış. Kürdistan’ın var olduğu, varlığı bir tartışma konusu değil. Güneş var değil mi Ay var, buna yok dediğiniz zaman bu yok olmuyor. Kaldı ki birinci Meclis 1921’de Kürdistan Mebusları olarak geçer tutanaklara. 

AKP çözüm süreci ve 7 Haziran seçimlerinden sonra komple bir Kürt düşmanlığına başladı. Bu Kürt düşmanlığında bir HDP yoktu. Tüm Kürt partileri vardı. Barzani bağımsızlık referandumuna gittikten sonra hakaretlerde bulunmuştu. Hiçbir Kürt unutmaz. 

Peki Akşener gitmiş Siirt’e birisi demiş “Burası Kürdistan”, valla Kürdistan’dır orası. Evliya Çelebi’nin Seyahatname’sini okusun, ondan önce basılan kitapları okusun, hepsinde Kürdistan geçiyor. Selçuklular 1071’de geliyor Malazgirt’e. Kürtler kendi topraklarında yaşarlarken geldiler. İYİ Parti Genel Başkanı sonuçta MHP’den ayrılan bir grup ve tabanı var. Ülkücüler bundan rahatsız olurlar, onların zayıf noktalarıdır. 

Ama Sayın Kılıçdaroğlu’nun böyle bir konuda rahatsızlık duyuyorum demesi kabul edilemez. Hem yeri gelince Kürdüm, Aleviyim diyor, hem de yeri gelince kendi kendini inkar edip rahatsız oluyorum dememesi lazım. Kürtler'le bu şekilde helalleşemez. 

Kusura bakmasın, ittifaklar dönemidir. Böyle rahatsızlıklarla siyasetçiler kaybeder. 

Bize yazılan yüzlerce fezlekenin çoğu Kürtçe konuşmalarımızla ilgilidir. 2007'de Şırnak’ta bir ‘Şevbaş’ (İyi akşamlar) demişim. Savcılık bana resmi dil Türkçe’nin dışında konuşulduğu için ceza kesti. Bana karar çıkardılar Meclis’e gönderdiler. 

Erdoğan, Batman’a gidince ‘Batmane Batmane’ türküsünü dinliyor. Seçim havalarına bakın, Kürtçe pankartlar asıyorlar. Böyle bir iki yüzlülük var...  

Kürtlerin onuruyla ne Kılıçdaroğlu oynayabilir, ne Erdoğan oynayabilir ne de başkası oynayabilir. 

Bakın, 90’lı yıllarda binlerce faili meçhul ve köy yakmalarının ardından neden CHP, Güneydoğu’da yani Kürdistan’da milletvekili çıkaramıyor, neden oy kaybetti? Biz SHP döneminde bölgede birinci partiydik. Şimdi aynı kaybı AKP yaşıyor. O yüzden Sayın Kılıçdaroğlu’na naçizane tavsiyemdir. Kürdistan’dan gurur duymalıdır. Rahatsız olmamalıdır. O rahatsız oluyorsa biz de rahatsız oluyoruz. 

Millet İttifakı, 2023 seçimlerinde Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı sandıkta yenip iktidara gelmek istiyor. Ancak Kürtlerle yan yana gelme konusunda da çekimser davranıyorlar. Millet İttifakı’nın tavrı böyleyken, Kürtler, muhalefeti nasıl ikna edebilir, birlikte mücadele etmek için?

Türkiye’nin üç tarafı Kürtler'le çevrili. Kürtlerin arasına duvar örmüştür. Akrabaların arasına duvar örmüştür. İdilliyim, benim amcam, halamlar Suriye’de bir köyde yaşıyorlar. Sınır çizilince onlar o tarafta kaldı, biz bu tarafta kaldık. 

Şimdi AK Parti’nin bu düşmanlaştırma çabasına muhalefet partilerinin, Millet İttifakı’nın yardımcı olmaması lazım. 

Daha çok Kürt halkıyla dayanışmada olması lazım. Daha çok sahip çıkması lazım. Şimdi 50+1 anketlere bakıyoruz. Cumhur İttifakı ile Millet İttifakı 40-42’de dengede gidiyor. HDP’nin başını çektiği 3. yol dediğimiz, demokrasi güçleriyle birlikte yüzde 15-12 arasında gözüküyor. Yani bu oyu kim alırsa hem cumhurbaşkanı seçer hem parlamento çoğunluğuna kavuşur. Gerçek ortada. 

Hem bizi sevmiyorlar, hem oyumuzu seviyorlar. Ne kadar ilginç değil mi? Biz nasıl güveneceğiz? Nasıl güçlendirilmiş parlamenter rejim olacak. 6 parti görüşüyor, HDP ile görüşmüyorlar, niye? İYİ Parti... İYİ Parti’nin arızalarını biliyoruz. HDP olmasa, 3. yol olmasa seçim kazanılmaz. 

Bakın Urfa’da bir adalet mitingi yapmak istedi HDP, güvenlik nedeniyle engellediler. Valiler ve güvenlik güçleri iktidarın parti başkanları gibi davranıyor. Muhalefet buna karşı birleşmelidir. Birbirinin kuyusunu kazması gerekmiyor. 

'MİLLET İTTİFAKININ ADAYI KILIÇDAROĞLU'

2020 Cumhurbaşkanı adayı kim olacak, sizin tahmininiz var mı?

Benim tahminim, Millet İttifakı’nın adayı olarak Kılıçdaroğlu gözüküyor. Çünkü Meral Akşener, "Ben başbakan adayıyım" dedi. 

6 partiyle aday için görüşülüyor ama HDP ile yok. Bence aday olacaklar ve partiler, bir ortak protokolle seçime gitmeli. 

'İDAM CEZASI YOK AMA FİİLEN İDAM CEZASIDIR BU UYGULAMALAR'

AKP işkencecileri, hırsızları, çeteleri ve mafyayı af ile çıkardı. Ama son iki haftada 6 cenaze cezaevinden çıktı. Çünkü adlı tıp kurumu yanlı olarak cezaevinde kalabilir raporu verdi. Aysel Tuğluk’un durumunu kadın örgütleri, siyasetçiler biz hep dile getiriyoruz. Ortada raporlar var. İdam cezası yok ama fiilen idam cezasıdır bu uygulamalar. İçerdeki insanı işkence ile öldürmedir. Kendisine bakamayacak, muhtaç durumda olan insanların tedavisinin yapılması gerekir, insani olan bu, hukuk bunu emreder. Başkanlık rejimi maalesef bunun önünü kapamıştır. Bunun tek çaresi kalıyor; direnmek. Direnmek meşrudur…

665 sayılı Birleşmiş Milletler kanunlarında da geçer; çok net bir söylem vardır: Diktatörler hak ve özgürlükleri tanımıyorsa, muhalefete orantısız şiddet uyguluyorsa, yaygın ve sistematik operasyon yapıyorsa meşru başkaldırma hakkı vardır. 

Şimdi AİHM kararına rağmen Demirtaş ve Kavala’yı bırakmıyor. Avrupa Konseyi Türkiye’ye 19 Ocak’a kadar süre tanıdı. Bırakmazlarsa Avrupa Konseyi’nde statükoları gidecek.

Bu sözleşmeye uymuyorsan aşiret devletisin, sen ki Avrupa Konseyi’nin kurucusu olacaksın ama imza attığın sözleşmelere uymayacağım diyeceksin. Böyle kabadayalık olmaz.

AİHM ve konsey kararları olmasına rağmen Selahattin Demirtaş ve Osman Kavala halen içerde. Aysel Tuğluk hafıza problemleri ve sağlık sorunlarının başlamasının ardından halen serbest bırakılmıyor. Son günlerde de sizin bahsettiğiniz cezaevlerinden peş peşe cenazeler geliyor…

Çok kötü… İnfaz hakları sudan gerekçelerle yakılıyor. Aile görüşmesi, avukat görüşmesi kesiliyor. Bir süredir Öcalan ve arkadaşları ne aileleriyle ne avukatlarıyla görüşebiliyor. Bir şey mi oldu, sağlar mı, hiçbir şey bilinmiyor. Böyle bir hukuk devleti olabilir mi? 

Cezaevinde tuttuğu ister kendi vatandaşı olsun, ister yabancı olsun, kim olursa olsun. Onun can güvenliğinden sorumludur. Yasalara uymak zorundadır. Eğer kendi yasasına uymuyorsa, orman kanunu uyguluyor demektedir. Bu başkanlık rejiminin en bariz örneklerinden biridir. 

Bakın Urfa’da Şenyaşar ailesinin çocukları herkesin gözleri önünde öldürüldü. Ama milletvekili AKP’li olduğu için AKP iktidarı soruşturma izni vermiyor. Savcılar korkudan soruşturma açamıyor.

‘MART SONU YA DA HAZİRAN 2022’DE SEÇİM VAR’

2023 seçimlerinde sizce neler olur, bizleri hangi olasılıklar bekliyor? Anketlere göre, Cumhur İttifakı düşüşte gözüküyor. Sizce Erdoğan kaybeder mi, kaybetse de iktidarı muhalefete sorunsuz bir şekilde devreder mi? Çünkü 7 Haziran süreci sonrası yaşananların canlı tanığı olduk… 

2023 haziran seçimlerine çok bir zaman kalmadı. Ancak veriler gösteriyor ki Haziran 2022’ye yönelik veya daha baskın bir seçim Mart sonuna doğru. Bu ekonomiyi düzeltme yolu yok iktidarın, gücü yok. 

Bu ekonominin, doların bu seviyeye gelmesinin baş nedenlerinden biri AKP Genel Başkanı’nın her konuşmasından sonra dövizin fırlamasıdır. Bu gerçek karşısında, iyileştirici ve seçmene rüşvet verip hızlı bir seçime gidebilir, bu bir. Haziran’da gidebilir, bu iki. Haziran 2023’te olmaz seçimler. 

Ankette seçimi kaybedeceği gözüküyor. Bu kayba karşı ne yapmak istiyor? HDP’yi Anayasa Mahkemesi’yle kapatmak, güçsüz kılmak istiyor. Diğer partilere de baskı uyguluyor. 

Sürekli bir OHAL ilan etmek istiyor. Seçimi kaybedeceğine yakın, seçimden kurtulmak için... Daha önce de söylemişlerdi. Suriye’den bir kaç füze atıp bir savaş hali ilan ederek, kendi iktidarlarını sürdürmenin niyetleri içindedirler.

Öyle kolay kolay iktidarı sandıkla bırakma niyeti olmayan AKP-MHP iktidarından bahsediyoruz.

Onun için muhalefetin çok uyanık olması ve kenetlenmesi lazım, dayanışmayı büyütmesi lazım. 

Kürdistan vardır, var olacaktır. Buna herkes alışacaktır. Kürdistan da olacak, Kürt ili de olacak, Kürt şarkısı da olacak. İYİ Parti’nin de akıllı olması lazım. Seçimi kaybederlerse siyaseten kendi sonları olur ama seçimi kazanırlarsa… Türkiye’nin önünün açılması lazım. Yeni bir Anayasa lazım. 

'BİZE ÇOK ACIMASIZ VE HUKUKSUZ ŞEYLER YAPTILAR'

Geçen aylarda bir tweet atmıştınız; “Fetullah Gülen Cemaati'nin AKP ile iktidar olduğu günlerde, Kürtlere karşı tutumları ve eylemleri konusunda artık bir özeleştiri bekliyoruz” demiştiniz…

Evet, ben özellikle polis teşkilatı ve yargıda olan mensuplarının bir özeleştiri vermelerini bekliyorum. Yoksa bir öğretmenin ya da normal bir insanın değil… Kabul edelim ki yargı mensupları ve polis teşkilatındakiler DTP, BDP ve HDP süreçlerinde bize karşı çok acımasız ve hukuksuz şeyler yaptılar. 

Bana her Şırnak’a gidişimde, konuşmamda fezleke düzenlediler. Benim milletvekilliğim 2 dönem kuralı nedeniyle bittikten sonra bir baktım, 100’ün üstünde fezleke var.

Çağlayan’da soruyorlardı, diyordum avukatlığa başladım. Buraya talimatla ifade vermeye geliyorum demek yerine, artık ben burada avukatlığa, davalara giriyorum demeye başladım. 

Bu davaları açanların çoğunluğunun camaat mensubu olduğunu mu demek istiyorsunuz? 

Kırşehir’de bir Newroz mitinginde konuşmuştum. Bana ceza veren hakim cemaatten olduğu için görevden alındı. İtirazı yaptık, ağır cezaya gitti. Oradakiler de benim itirazı reddetti, sonra onlar da cemaatten alındı. Üzülüyorum yani, 40 yıllık hukukçuyum. O yüzden güvenlik güçlerinin Şırnak Cizre’deki ilçe binasına yaptıkları saldırının haddi hesabı yok. Günlerce gaz sıktıkları oldu. Panzerlerle kapı kırarak girdikleri oldu. Konuşuyorum yapmayın, etmeyin... Sonra bakıyorum bunların bir kısmı cemaatten tutuklanmış, komiserler, müdürler…

'İDRİS NAİM ŞAHİN BANA DAVA AÇTI KAYBETTİ'

Vekilliğiniz dönemindeki kimi konuşmalarınız ve fotoğraflarınız hala çok popüler. Mesela 2012’deki bir mitinginizde dönemin İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin için ‘Mal gibi’ diye bir tabir kullanmıştınız...

Antalya’da 2012 Newroz’undaydım. Ahmet Türk’e Batman Newroz’unda saldırı olduğunu öğrendim. O sırada tam kürsüdeydim. Evet mal gibi bakanlar ülkeyi yönetiyorlar dedim. Çok açık, Newroz’u yasaklıyorlar, milletvekillerine saldırıyorlar, bu kabul edilemez dedim. 

Bana dava açtı. Ceza mahkemesi suç unsuru görmedi. Tazminat davası, açtı hukuk mahkemesi de reddetti. 

Ben İdris Naim Şahin’i önceden tanırdım, Cizre kaymakamıyken ben İdil’de avukattım. İdil’de Süryani bir bekçinin bahçesi vardı. Oraya eşleriyle gelirlerdi. Daha sonra İstanbul’a geldi AKP’de çalıştı. Bizim büroya uğrardı çayımızı içerdi. Bakan oldu, değişti bu adam. Bizi tanımaz oldu, çok garipti. 

Süleyman Soylu’yu gördükten sonra İdris Naim Şahin'i arar duruma düştük. O takla attırıyordu, diğeri daha farklı şeyler yaptırıyor. Şimdi bakıyoruz pudracılar, kokainciler, çeteciler, mafya etrafta... Çok farklı bir durum var. 

'SAVCILAR SORUŞTURMA AÇAMIYOR'

Evet ben de Soylu meselesine gelecektim, o günden bugüne İçişleri Bakanları değişti, her gelen bir öncekini arattı. Sedat Peker’in iddialarıyla gündem olan bir Süleyman Soylu gerçekliği var…

Açıklamaların çoğunun doğru olduğu ortaya çıktı. Kumarhaneler, konaklamalar, rüşvetler... 10 bin dolar verdikleri milletvekili niye açıklanmıyor? AKP’li diye açıklamıyorlar. 

Dokunulmazlığı olmayanlar da bu işe bulaşmasına rağmen hiçbir savcı cesaret edip iktidardaki bakan ve yakınlarıyla ilgili bir soruşturma açamıyor. Biliyorlar ki soruşturma açarlarsa görevden alınırlar. Yalancı tanık bulurlar, ya cemaatçi, ya PKK’li, ya da DHKP-C’li ilan ederler, bir bakarsın o savcı gitmiş… 

Korku iklimi içerisinde, siyasi talimatlarla bu soruşturmaların açılması engelleniyor. Ama bir seçim sonrası iktidar değişirse bunların hepsiyle ilgili soruşturmalar açılabilir.  

'AYHAN BEY'İN MÜCADELESİNİ SATMAYACAĞINI DÜŞÜNÜYORUM'

Eski Kars Belediye Başkanı Ayhan Bilgen’in HDP’ye yönelik yaptığı eleştirilerini ve yeni bir parti kuracağı sinyalini nasıl yorumluyorsunuz?

Milletvekilliği, Parti yöneticiliği, belediye başkanlığı yaptı. Tutuklandı, kayyım atandı yerine… HDP homojen düşünceleri olan bir parti değil, bileşenleri olan bir parti… Soldan, sağdan bir çok kişi görev yapıyor. Hüda Kaya da var, Ayhan Bilgen de var… Şu an 121 etkin parti var Türkiye’de. Bunlardan 4-5 tanesi barajı aşabiliyor. Herkes parti, platform, vakıf kurabilir… Seçimlerde belki böyleleri dikkate de alınır. Ama çözüm o kadar kolay değil. Parti kurmak da çözüm olsaydı, istersen en doğru fikirleri programına al, bir tabanı yoksa… 

HDP bunca zorluğa, saldırıya, parti kapatmaya, Kobani davalarına rağmen bugün gençlik, Diyarbakır’daki toplantısını örgütledi. Binlerce insan bir aradaydı. İl kongresini gördük, miting gibiydi. Demek ki halk bütün zorluklarına rağmen partiye omuz veriyor. 

Biz de parti içi demokrasi çok iyi işlesin, biz de isteriz adaylar ön seçimle belirlensin isteriz. Bazı şeyleri çok istediğimiz oldu, biz de istiyoruz… 

HDP’nin ana muhalefet olma şansını çok yüksek görüyorum. Parti kapatma davalarını da aşacaktır. Bu yapı sürdürülebilir yapı değildir.

Yeni bir parti kurulsa bile seçime yetişemez. Bir sonraki seçimde Allah Kerim biliyorsunuz. Onun için çok farklı olabileceğine inanmıyorum. 

Ben Ayhan Bey’in demokrasi, özgürlükler, eşitlikler konusunda mücadelesini satmayacağını düşünüyorum. 

2018’deki HDP kurultayı öncesi bir tweet atmıştınız; “Demirtaş’ın yerine sakın bir Türk göz dikmesin” dedikten sonra bir “ırkçı” tartışması başlamıştı. Başta Sırrı Süreyya Önder’le olmak üzere HDP ile aranızda gerilimler yaşanmıştı. Şimdi geriye baktığınızda bunu demeseydim dediğiniz oldu mu? 

Ceza avukatı olsaydınız beni daha iyi anlayabilirsiniz. Ben hep söyledim “Demirtaş partinin eş genel başkanıdır, ceza almamış, başkanlığını sürdürsün” bunu dedim. Derken tepkimi öyle koydum, çok açık söylüyorum. 

Yüzlerce televizyon aradı çıkmadım. Sadece Demirtaş davet etmişti, gittim. Edirne’de görüştüm bir cuma günü kendisiyle. Gün boyu konuştuk. Araya cumartesi, pazar girdi, pazartesi hakkımdaki bir davada istinaf mahkemesi cezamı onayladı ben de hemen yurt dışına çıkmak zorunda kaldım. 

Şuna inanıyorum; keşke belediye başkanlarımız görevden alınırken, tutuklanırken daha çok ses verebilseydik. Keşke Demirtaş’ı başkanlıktan almasaydık. Onu kuyunun dibinde bıraktık. Demirtaş bugün de içerde olmasına rağmen siyasette etkileyen bir figür. 

HDP’de Kürtlerin yüzde 80’inin 90’ının oyunu alıyor. Bu gerçekliği de vurgulamak istedim.     

Avrupa’daki sürgün hayatınıza alışabildiniz mi? Alman polisi adınızın suikast listesinde olduğu konusunda sizi uyarmıştı. Bu konu hakkında ne gibi önlemler alındı?

Sürgüne çıktıktan sonra epey düşündüm. Fransa’da kalmayı çok istedim. Ama insanın yaşı ilerleyince, bu uzun erimli işlerin; avukatlık gibi, ofis açma gibi yapamıyor. Ailem Almanya’da. Kardeşlerim, yeğenlerim... burada yüzlerce demeyeceğim binlerce insanımız var. 8 kardeşim vardı, buraya gelmemle 9 kardeş olduk Almanya’da. 

90’larda gelenlerin çocukları büyümüş, avukat, polis, mühendis olarak yanıma geldiler. Ailemle yakın olarak rahatlattı beni. 

Suikast listesinden önce özel güvenlik gerekçesiyle bana üst düzey polisler gelmişti. O liste çıkar çıkmaz beni aradılar, konuştuk, buradakilerle iletişim irtibatları oldu. Güvenlik nedeniyle bazı şeyler söylediler, ne yapmamız gerektiği konusunda. 

Burada benim statüm oldukça uzun sürdü 3 yıl boyunca sonuçlandırılmadı. Durup dururken bir Dublin kararı çıkartmışlardı. Şimdi daha yeni bir yerlere gidebiliyoruz. 

Burada nasıl geçer zaman... 2018’de Selahattin Demirtaş cumhurbaşkanı adayıydı, onun çalışmalarını yaptık. O sene öyle geçti. 2019’da bazı toplantılar oldu, konuşmalara gidiyorduk. 2020 korona zamanıydı. Zaten insanlar koptu hep birbirinden, ben de kitap okuyorum, yazıyorum.

Sizi sosyal medyadan takip ediyorum. Kendinize has bir yorumunuz var ve iyi bir hayvanseversiniz. Kedinizle ilgili bir tweet atmıştınız. Kedinizi yanınıza getirtebildiniz mi?

Yok, 15 yaşında olduğu için. 3-4 sene daha yaşar. Çünkü kedilerin ortalama yaşı 15’tir. Eşim geçen gitmişti bakmaya, şimdi torunumla birlikte oynuyorlar. Önceki kedilerimiz 7-8 sene yaşamıştı ama bu maaşallah 15 seneyi deviriyor. Veteriner bize sağlık nedenleriyle götüremezsiniz dedi.

Siz hangi Hasip Kaplan'sınız? Sosyal medyada sizi sevenler fotoğraflarınızı paylaşıp yorumlar yapıyor. Siz hangi fotoğrafınızı daha çok beğeniyorsunuz?

SAPANLI FOTOĞRAF

Sapanın cezasını 5 sene yaptılar, tabancanın cezası bir seneydi. Ben de bakanlara sapanla döndüm, baktım masanın altına eğildiler (Gülüyor). Çarpıklığı vurgulamak için sapanı getirmiştim.

TELEFONU ŞARJ EDERKEN

Bu, güvenlik yasasını protesto ettiğimiz zaman... Divanın önünde grup olarak oturma eylemi yaptık. O sırada telefon ve bilgisayarımın şarjı bitince prize takıp kontrol ediyordum.

BARDAK KIRMA

Meşhur şike davasının fotoğrafıdır. Şikeyle ilgili konuşmalara başladık, diğerleri konuşmuyor ben uzatıyorum konuşmayı tabi. İnternete birden bire şike iddianamesi düştü. İddianamede ise AKP Grup Başkanvekili Nurettin Canikli ile AKP’den isimler geçiyor. Ben de bunların isimlerini söyleyince kıyamet koptu. Küfürler, hakaretler... 'Hukuk teröristleri' diye küfrediyorlardı. Benim elimde de sadece bardak vardı. 

Ekranda da sadece beni veriyorlardı, orayı vermiyorlardı. Elimde de şu kalınlıkta bardak vardı. Atsam birisinin kafasını çökertecek. Sinirimden masada kırdım, elimi de kestim. Ama sabah 5’e kadar tuttum orada herkesi.

ALTAN TAN İLE FOTOĞRAFI

Rahmetli Şerafettin Elçi’nin taziyesinde Cizre’deydik. Sırtımız kubbeye dönük, çünkü yuvarlak oturuyoruz kıbleye doğru değil. Fatiha okunuyor. Arkadaşımızda kendisine göre bir şey okudu. Cuma namazına gitmediğimiz için benim duruşum bu. Bayağı ilgi çekmiş tabi. Benim babam Molla’ydı. Ben bu şeyleri çok bilirim.

Bazen burada AKP’nin yaptıklarını görünce o bardak kırma resmindeki gibi bir ruh halinde hissediyorum. Kimseye vurmak istemiyorum ama kendime zarar veriyorum. 

'AKŞENER VE KILIÇDAROĞLU KÜRTÇE ŞARKI VE HALAY ÖĞRENSİN'

Son olarak 2021 yılını geride bırakıyoruz 2022’ye girerken mesajınız, dileğiniz nedir?

2022’ye girerken tüm siyasi tutsakların serbest bırakılmasını istiyorum. Hepimizin dileği bu olmalı. Cezaevleri korkunç bir adaletsizlik içinde. Siyasetçilerin tutsak edilmesinin önlenmesi lazım.

Bu seçim havası içinde bir takım fırsatlar ve zorluklar doğabilir. 2022 Türkiye için çok zor bir süreç olacak ekonomi açısından.

Yargı bağımsızlığı çok önemli. Yargının tarafsızlığı ve bağımsızlığı için Türkiye Barolar Birliği yeni yönetimini seçti. Onun katkısıyla bunun sağlanması lazım.

Basın özgürlüğü konusunda cezaevindeki gazetecilerle dayanışmayı arttırmak lazım. Çok büyük haksızlıkla karşı karşıya gazeteciler...

Millet İttifakı ile Demokrasi İttifakı’nın sağlıklı bir protokolle seçim için bir işbirliği yapıp bir dönem hassas konuları deşmeden, birlikte eşitlik, adalet ve özgürlük için mücadele edilmesi gerektiğini düşünüyorum, büyük hedefler için. Zamanla biz birbirimizi aşabiliriz, anlayabiliriz.

Kürdistan konusunda Akşener ve Kılıçdaroğlu’na kendilerini değiştirmelerini öneriyorum. Hatta bir şey daha öneriyorum onlara; her birisi üçer Kürtçe şarkı ve halay çekmeyi öğrensinler. İyi niyetlerini göstersinler. Herkes geçmişte farklı görüşlere sahip olsa bile bu mağduriyetler karşısında kucaklaşmalı. Türkiye’nin huzuru için bunu yapabiliriz. Kürt sorununu barışçıl çözebiliriz. Ortadoğu'da bir aktör haline gelebiliriz. Barışı yükseltmeliyiz.