Seda TAŞKIN


ARTI GERÇEK- Yem fiyatlarındaki artış, kuraklık tehdidi ve ekonomik krizle birlikte zor günler geçiren hayvancılık sektöründeki sorunlar her geçen gün artarak devam ediyor. Türkiye’de küçükbaş hayvan yetiştiriciliğinde birinci sırada yer alan Van’a giderek hayvancılık sektöründe yaşanan sorunları dinledik. Bir teneke yağ ile bir koyunun fiyatının aynı olmasına tepki gösteren çoban, hayvancılığın bittiğini ifade ederken, saman ticareti yapanlar ise müşteri bulamamaktan yakınıyor. Ekonomik krizin derinden hissedildiği kentte hayvancılık sektöründe büyük bir umutsuzluk hakim.

‘DÖRT-BEŞ KOYUN SATIP İKİ TENEKE YAĞ ALIYORUZ’

Araçla kent merkezinden Erçek ilçesine doğru ilerlerken, yol kenarında koyunlarını ‘otlatmaya’ çalışan çoban dikkatimi çekiyor. Yanına giderek 30 yaşındaki Ferdi Yakşi ile sohbet etmeye başlıyoruz. Yakşi, 30 yaşında ve yıllardır Erçek’te çobanlık yapıyor. Yakşi, ekonomik krizin hayvancığı bitirme noktasına getirdiğini ve 200 koyunundan 150 tanesini satmak zorunda kaldığını söylüyor.

‘KURAKLIKTAN DOLAYI KOYUNLARIMIZ TOPRAK YİYOR’

“Dört beş tane koyun satıyoruz, iki teneke yağ alıyoruz” diyen Yakşi, aralık ayında koyunlarının kapalı alanda kalması gerektiğini ancak yem alamadığı için otlatmaya çıkardığını belirtiyor. Yem ve samanda yaşanan artıştan dert yanan Yakşi, “Hayvanlarımız kuraklıktan dolayı gördüğünüz gibi toprak yiyor” diyor.

’10 TANE KOYUN 1 ALTIN ETMİYOR’

10 tane koyunun bir altın fiyatı etmediğini söyleyen Yakşi, “Hayvancılık bitiyor. İnsanlar artık hayvanlarını besleyemiyor. Bir evde 10 kişi yaşıyor ve 50 koyunla hayatını geçindirmeye çalışıyor. Koyunun tanesi 500 lira, teneke yağın fiyatı olmuş 600 lira. Ne olacağını bizde bilmiyoruz, böyle bekliyoruz” diyerek çaresiz kaldıklarını söylüyor.

VAN TİCARET VE SANAYİ ODASI: YEM FİYATLARI İLE ET ARASINDA KORKUNÇ UÇURUM VAR

Van’ın Erçek ilçesinden kent merkezine giderek, Van Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Necdet Takva ile görüşüyorum. Takva, kentin hayvancılıkla ön plana çıktığını söylüyor. Kentte resmi rakamlara göre3 milyona yakın küçükbaş hayvanın olduğunu ancak kayıt dışı rakamlar ile bu sayının 4 milyon civarında olduğu bilgisini paylaşıyor. Kentte 200 bine yakın büyükbaş hayvanın bulunduğu söyleyen Takva, pandemi süreciyle birlikte hizmet sektörünün büyük oranda etkilendiğini ve iflasların yaşandığını belirtiyor. Takva, sözlerini şöyle sürdürüyor:

“Temel girdi ve maliyetlerdeki artışın yaratmış olduğu büyük bir tahribat var. Şu anda et fiyatıyla yem fiyatları arasında korkunç bir fark var. Bunu dengelemek lazım.”

‘YEREL ÜRETİCİYE HAK ETTİĞİ ŞEKİLDE DEĞER VERECEK POLİTİKALARA İHTİYACIMIZ VAR’

“Ülkemizin bu et ithalatı meselesini durdurması gerekiyor. Yerel üreticiyi hak ettiği şekilde değerlendirecek bir politikaya ihtiyacımız var. İthalatın dışında bir de kayıt dışı bir et sirkülasyonu yaşanıyor. Kaçak et meselesi, etin olması gerektiği fiyatı engelliyor. Kendimiz üretir hale gelmemiz gerekiyor. Bunun için desteğe ihtiyaç var. Yem fiyatları ile et fiyatları arasındaki o korkunç uçurumu da ortadan kaldıracak bir yaklaşıma ihtiyacı var.”

‘3 TORBA SAMANI 400 LİRAYA SATIYORUZ’

Yem ve saman fiyatlarındaki artışı öğrenmek için Van Gölü Yem ve Samancılar Temin ve Tevzi Kooperatifine gidiyorum. Kooperatife ilk gittiğimde ise dükkanların önünde çok az sayıda müşteri olması dikkatimi çekiyor.

İlk girdiğim dükkanda çocukluğundan bu yana saman ticareti yapan İsmail Ünver ile tanışıyoruz. Ünver, iki yıl öncesine kadar işlerinin iyi olduğunu ancak şu an işlerinin neredeyse bitme noktasına geldiğini söylüyor:

“2 yıldır ne biz saman alabiliyoruz ne de insanlar. Önceden 3 bin liraya bir tır saman alıyordum, şimdi bir tır saman bize 70 bin liraya mâl oluyor. 3 torba samanı 400 liraya satıyoruz, insanlar bir koyununu 500 liraya satıyor. Onlar da mağdur oluyor biz de mağdur oluyoruz. ‘Saman bu kadar pahalı olur mu’ diye insanlar bize tepki gösteriyor. Ama bizim de masraflarımız arttı. Önceden Diyarbakır’a gittiğimde bana 500 liraya mâl oluyordu ancak şimdi sadece üç buçuk bin giderim oluyor. Önceden yüz bin ile burayı samanla doldururdunuz ama şimdi imkansız hale geldi. Zaten kazandığımızda borçlara gidiyor” diyor.

‘KİM BU FİYATA SAMAN ALIP HAYVANINI BESLEYECEK?’

Biraz ilerledikten sonra saman almaya gelen Sinan Türk ile sohbet etmeye başlıyoruz. Türk, saman almadan eli boş dönüyor. “Geçen sene Kurban Bayramı’nda samanı 183 liradan alıyorduk, bu yıl 250 lira, bir buçuk bin olan yem bu sene üç buçuk bin lira olmuş. Kim bu parayı samanı alıp da hayvanını besleyecek?” diye soruyor ve ekliyor:

‘BÖYLE GİDERSE HEPİMİZ GİDİP İNŞAATTA ÇALIŞACAĞIZ, TABİİ ORADA DA İŞ BULURSAK…’

“Çiftçinin hali ortada. Besicilik yapmıyoruz artık. Gidip kendine ithal et getirsinler, biz artık yapamıyoruz. Yem fabrikaları kafasına göre zam yapıyor. Ekmeğe kota koyacaklarına yem fiyatlarına kota koysunlar. Sözde yem maliyetlerinin vergileri sıfırlanmış. Fabrikaya sıfırlanmış çiftçiye değil. Çiftçi zaten vergisini ödüyor. Desteklemeye gelince de yok. Böyle giderse hepimiz bu işi bırakıp gidip inşaatta çalışacağız, tabi orada da iş bulursak.”

ZMO: İNSANLAR HAYVANLARINI SATIYOR

Van Gölü Yem ve Samancılar Temin ve Tevzi Kooperatifi’nin ardından Ziraat Mühendisleri Odası Van Şube Başkanı Engin Işık ile buluşuyoruz. Işık da benzer sorunlardan bahsediyor. Dövizin artmasıyla birlikte hayvancılık girdi maliyetlerinin yükseldiğini ve birçok besicinin hayvanlarını satmak zorunda kaldığını söylüyor.

‘BÖYLE BİR POLİTİKAYLA ÜRETİM SÜRDÜRÜLEMEZ’

Işık, devletin yanlış politikalarda ısrarcı olduğunu belirterek, “Yaşanan kuraklıkla birlikte yemde de büyük kayıp yaşadık. Faiz kıskacında olan üreteci artık üretim yapmak istemiyor. Tarım ve Orman Bakanının Türkiye genelinde önemli bir politika izlemesi gerekiyor. Kanunlara göre üreticiye verilen desteğin yüzde birin altında olmaması gerekiyor ancak bu şimdiye kadar yüzde 0,6’yı geçmemiştir. Böyle bir politikayla üretici ne yazık ki üretimini sürdürmez” diyor.

‘BEREKETLİ TOPRAKLARIN FAKİR ÇOCUKLARI OLMAK İSTEMİYORUZ’

“Bizler bereketli toprakların fakir çocukları olmak istemiyoruz” diyen Işık, sözlerini şöyle tamamlıyor:

“Ülke olarak mevcut tarımsal ve hayvan varlığımızla 90 milyonu besleyecek durumdayız. Üreticiye güven verilmesi gerekiyor. Bir ay içerisinde en az otuzu aşkın işletmenin kapatıldığını biliyoruz. Sadece kuraklıktan yüzde 70’e yakın kayıp yaşayan üreticinin zarar etmemesi mümkün değil. Bu tarz söylemlerle sadece kendimizi kandırırız.”