Pamukkale Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İngilizce İktisat Bölümü birinci sınıf öğrencilerine, bahar finallerinde “Türk savcılığı ülkenin üst mahkemesinden hangi Kürt yanlısı ana muhalefet partisinin yasaklanmasını istedi” diye sorularak, HDP hakkındaki kapatma davasına işaret edildi. Sorunun yanıt seçeneklerinde ise "İYİ Parti, MHP, HDP, Saadet Partisi ve AKP" yer aldı.  

SUÇ DUYURUSU

HDP Eğitim Politikaları, Spor, Kültür ve Sanat Komisyonu Sözcüsü Salim Kaplan, “Bu sorunun pedagojiyle alakası yoktur ve öyle izah edilemez. Bu mümkün değil. Sorunun kendisi, ceza hukuku açısından ‘halkı kin ve düşmanlığı sevk etmek’ suçu taşımaktadır” dedi.

Kaplan, HDP avukatlarının ilgili üniversite hakkında savcılığa suç duyurusunda bulanacağını ekledi.

'HELİKOPTERDEN ATAN ZİHNİYET'

Sorunun içeriğine bakıldığında iktidar politikalarının görüldüğünü söyleyen Kaplan, “Mevcut iktidarın topluma dayattığı kutuplaştırmayı, ötekileştirmeyi ve ötesinde Kürt düşmanlığını saklama gereği duymadığını görüyoruz. Soru, düşman hukuk ile Kürde yaklaşımın yansımasıdır. Kürt halkının belediyelerine kayyım atayanlarla, insanları helikopterden atan ve bunu savunurken ‘işkence yok’ diyenlerle, insanlık ve vicdandan uzak düşenler ile o soruyu soran zihniyetin bir farkı yoktur” ifadelerini kullandı.

‘HDP DIŞINDA TÜRKİYE PARTİSİ YOK’

Kaplan, soruda HDP için geçen “Kürt yanlısı parti” ifadesine dair de, şunları söyledi: “HDP, Kürt sorunun demokratik çözümünü kendi parti programına koyan siyasal partilerin başında geliyor. HDP’ye Türkiyelileşme ifadesini kullanmak bile haksızlıktır. Çünkü HDP dışında Meclis’te bir Türkiye partisi yoktur. Diğer partiler Türk-İslam partisidir. HDP dışında, Anadolu ve Mezopotamya halklarının, dinsel, kimlik farklılıklarını, cinsiyet özgürlüklerini önemseyen bir parti yok.

ZAMANLAMA VURGUSU

İktidarın HDP’yi sadece Kürdistan’da politika üreten bir konuma getirip, demokratikleşme mücadelesinden koparma politikasının bir yansımasıdır ve HDP’yi kriminalize etmek için kullanılmıştır. Bu açıdan, sorunun kurgusu, zamanlaması öylesine bir hocanın kişisel tercihi değildir. Kişisel iradesinin ötesinde bir derinliği ifade etmektedir” diye konuştu. (MA)