Remzi BUDANCİR 


ARTI GERÇEK-Cumhur İttifakı her ne kadar seçimlerin 2023’te planlandığı gibi yapılacağını açıklasa da ülkede erken seçim beklentisi var. Muhalefet cephesi olan ‘Millet İttifakı’ partileri de erken seçimin olacağı görüşünde.

Siyasi partiler seçim havasında sahada çalışmalarını hızlandırmış durumda. Cumhurbaşkanlığı Hükümet sisteminde seçimleri kazanma oranı alınacak yüzde 50+1 oy.

Birçok anket şirketinin verilerine göre olası seçimde ne Cumhur İttifakı ne de Millet İttifakı tek başına yüzde 50+1 oranını geçemiyor. Burada kritik olan HDP’nin yüzde 10’ün üzerinde olan oy oranı. İktidarın hedefinde olan HDP yerel seçimde büyükşehirlerde adaylarına destek vermesine rağmen Millet İttifakı, HDP ile yan yana görünmek istemiyor. Aynı zamanda hakkında kapatma davası bulunan HDP seçmeninin tavrı olası seçimlerin kaderini belirleyebilir.

HDP YOL HARİTASINI TUTUM BELGESİYLE AÇIKLAYACAK

Tutuklu olan HDP’nin eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın 30 Mart tarihli Yeni Yaşam gazetesinde yayımlanan röportajında, “üçüncü ittifak”tan söz etti, “Eğer muhalefetteki milliyetçi odaklar demokrasi ittifakına engel olmaya devam edecekse HDP öncülüğünde 3. İttifak kurulabilir” sözleri ile muhalefet cephesine mesaj verdi. Demirtaş’ın bu açıklamalarını HDP Eş Başkanı Pervin Buldan’ın “devletçi iki egemen bloka karşı üçüncü yol siyasetini büyüteceğiz” açıklaması izledi.

En son HDP Eş Başkanı Mithat Sancar’da, partisinin mevcut ittifaklardan birine girme arayışında olmadığını belirterek, muhalefet partilerini "Önerilerimizi ciddiye almazlarsa ortaya çıkan sonuçlardan HDP sorumlu olmayacaktır” uyarısında bulunmuştu.

Son günlerde HDP’de üçüncü yol tartışmaları hızlandı. En çok merak edilen konu ise HDP’nin bu ayın 27’sinde açıklayacağı tutum belgesi. HDP’nin önümüzdeki dönem uyulacağı stratejinin ifade edileceği tutum belgesinde önemli başlıklar olması bekleniyor.

SİYASİ PARTİLERİN KÜRT İLLERİ ZİYARETLERİ ARTTI

Tüm bu tartışmaların olduğu bu günlerde siyasi partiler seçim olacakmış gibi çalışmalarını hızlandırdı. Seçimde kritik öneme sahip olduğu bilinen Kürt oyları tüm partilerin ilgisini çekiyor.

Diyarbakır başta olmak üzere, bölgeye kalabalık milletvekili heyetlerini yollayan CHP en son Irak Federal Kürdistan bölgesine de ziyarette bulundu. CHP heyetinin ziyaretinin Kürdistan bölgesine ziyareti Kürt kimliği kabulü açısından önemli görülse de, ziyaret sonrası yaptığı açıklamada Kürt ve Kürdistan ifadesi kullanmaktan çekinmesi eleştiri konusu oldu.

HDP Diyarbakır Milletvekili İmam Taşçıer, HDP’nin muhalefet ile ilişkisi, CHP’nin Kürdistan bölgesine ziyareti, ittifak tartışmaları ve HDP’nin ‘Üçüncü Yol’ stratejisi ile ilgili Artı Gerçek’in sorularını yanıtladı.

CHP’NİN ELİNDE SADECE 1989’DA HAZIRLANAN SHP RAPORU VAR

-Erken seçim tartışmalarının yoğunlaştığı bu dönemde siyasi partilerin bölge kentlerine ziyaretleri sıklaştı. Bu ziyaretlerin temel amacı Kürt seçmenin oyları olduğu ifade ediliyor. En son CHP heyeti de Irak Federal Kürdistan Bölgesine ziyarette bulundu. Bu ziyaretleri nasıl değerlendiriyorsunuz?

CHP’nin ilk Kürdistan’a gelişi Yargıtay Başsavcılığı’nın HDP’nin kapatması ile ilgili iddianame hazırlamasından sonra oldu. O zaman yaklaşık 21 CHP milletvekili Diyarbakır’dan başlayarak Hakkâri’ye kadar gitti. Anayasa Mahkemesi’nde dava açılınca yine aynı sayıda CHP vekili geldi. Burada açıkça ‘Zaten sizin partiniz kapanıyor. Biz Kürt oylarına adayız’ mesajı çıkıyor.

Yani HDP kapanacak, o oylar da bana gelecek mesajı veriyor. HDP bir muhalefet partisi, Türkiye’nin üçüncü büyük partisidir, kapatılmaması gerekir, kapatılmasına karşı durmamız gerekir demiyor. Direk gelip oylarına talip oluyor. Aslında Federal Kürdistan’a gitmesinin gerekçesinde de bu var. CHP bugüne kadar Kürt oyları için çok büyük çaba da sarf etmedi. Kürtlerle ilgili projesi tartışıldığında, Kürtlerle ilgili ne istiyor dendiğinde, ta 1989’da SHP zamanında hazırlanan bir Kürt raporunu getirip önümüze koyuyor her seferinde.

“CHP’NİN STRATEJİK OLARAK BİR KÜRT PLANI YOK”

AKP’nin kendi gücünü iktidarda tam hissetmesinden kaynaklı HDP’ye saldırılarda ‘HDP’nin yanında görünmeyeyim’ deyip o saldırıları bir nevi onayladı. Mecliste, genel kurulda Kürtler, ya da HDP ile ilgili bir tartışma olduğu zaman AKP’ye cevap yerine Habur sürecini eleştiriyor. ‘İşte sınırda mahkeme kurdun’ deyip suçlayıcı bir dil kullandı. Çözüm yoluyla bugüne kadar Kürt sorununa yaklaşmamış. Ondan kaynaklı hem Kürdistan (Irak Federal Kürdistan Bölgesi) bölgesindeki gezisi, hem de Kürt illerinde yaptıkları gezileri oya yöneliktir.

Çünkü CHP’linin stratejik olarak bir Kürt planı yok. Kürt sorununu nasıl çözerim, Kürt sorunu nasıl çözülür diye bir programı yok. Sadece Kılıçdaroğlu’nun ‘ben dört günde çözerim’ açıklaması var. Anadilde eğitimi sorduğunuz zaman, ‘e buna uzmanlar karar verir’ diyor. Zaten anadille ilgili ilkokuldan üniversiteye kadar bütün kademelerde eğitim olmasını istemiyor.

Bu şunu gösteriyor. CHP’nin Kürt politikası yok. Kürdistan bölgesine gitmesinden hareketle bizde diyoruz ki işte şirin görünüp benim de Kürtlerle ilgili bir düşüncem var, Kürdistan’a gittim, Hakkâri’ye, Diyarbakır’a şuraya buraya geldim deyip Kürt oylarına talip görünüyor. Hesabı HDP kapanacak, Kürt oylarını CHP alacak.

AKP VE CHP, ABD’DE OLDUĞU GİBİ İKİ PARTİLİ SİSTEM HESABI YAPTI

-CHP Irak Federal Kürdistan Bölgesi’ne, ya da Kürt kentlerine yaptığı ziyaretler dışında, HDP’ye yapılan baskılara karşı daha net bir tutum almış olsaydı Kürt kamuoyuna daha etkili bir mesaj vermiş olmaz mıydı?

CHP’nin Kürt sorunun çözümüne ilişkin bir stratejisi olsaydı Kürdistan bölgesine gitmesi doğru karşılanır. Görüş alışverişinde bulunma, tanıma, o bayrağı kabullenme Türkiye kamuoyunda Kürtlere karşı olan algıyı değiştirme gibi bir yaklaşım olabilir. Ama biz Kürt meselesine ilişkin programı olmamasından kaynaklı diyoruz ki oraya gitmesi bu amaçladır. Zaten Erdoğan’ın bu Cumhurbaşkanlığı sistemini yaratan da CHP’nin kendisidir. Bizim dokunulmazlıklarımızın kaldırılmasında 10 oy lazımken, 25 oy oraya vermesiyle aslında başkanlık sisteminin önünü açmış oldu.

O gün oy vermemiş olsaydı başkanlık sistemi de olmayacaktı. CHP o dönemlerde iki partili kalacak düşüncesi vardı. AKP dindar muhafazakâr kesim, bir de sol demokrat kesim kalır. İki parti kalır, bu iki parti aynı ABD modeli gibi sırasıyla yönetir gibi düşünce vardı. Fakat o düşüncede Kürtler hesaba katılmadı. Kürtlerin bu kadar güçleneceğini, yok olmayacağını, artık ikili bir partili sistemi değil de, Kürtlerinde hesaba katılması gereken bir durum olduğu ortaya çıktı.

HDP ANAHTAR PARTİ KONUMUNDA

-Kürtlerin hesaba katılması gerektiği konusu ne zaman ortaya çıktı?

2015 seçimlerinde. HDP’nin o seçimlere parti olarak girip yüzde 15’in üzerinde oy alması, hatta birkaç seçim daha üst üste yüzde 10’un üzerinde seyretmesi durumu değiştirdi. Kürtler artık iktidarları değiştirebilir, iktidar olabilir, iktidar olamazsa bile iktidarı değiştirebilir konumunu aldı. Bu aslında en son 31 Mart 2019’da yapılan belediye seçimlerinde netleşti. Şöyle diyebiliriz buna. Biz iktidar olamasak bile, bazılarını iktidardan düşürebilir, bazılarını da iktidar yapabiliriz. Öyle bir güce ulaştı. Anahtar parti rolüne girmiş oldu.

-Sadece CHP üzerinden değil, içinde İYİ Parti’nin de olduğu Millet İttifakının tutumu da eleştiri konusu. HDP 31 Mart 2019 yerel seçimlerinde büyükşehir belediyelerinde adaylarına destek vermesine rağmen Millet İttifakı, HDP ile fotoğraf vermekten kaçındı. Cumhur İttifakı’nın HDP’ye karşı tutumu zaten biliniyor. HDP’nin, Millet İttifakı, yada Cumhur İttifakı’na karşı tutumu nasıl olur?

HDP önce bir parti. HDP parti olmasından kaynaklı ilkeleri ve düşüncesi var. HDP başka bir partinin arka bahçesi olmadığı gibi, bir partiden başka bir partiyi tercih etmek mecburiyetinde de değil. İktidar olan Cumhur İttifakı, ya da muhalefette olan Millet İttifakı’nı tercih etmek mecburiyetinde de değil.

Eğer bunlardan birini tercih etme mecburiyetinde kendini hissederse parti olmaktan çıkar. HDP’nin düşünceleri, dünya görüşü, Kürt sorununu çözmeye dönük projeleri var. Türkiye’deki demokrasinin kurumsallaşmasına yönelik projeleri var. Bu şu anlama gelmesin, işte ‘O bunları hayata geçirmeyecek, diğeri de bir şey yapmayacak’ ama o yıkılsın düşüncesi HDP’nin düşüncesi değil. HDP’nin düşüncesi şu. Türkiye’ye demokrasi gelsin ve Kürt sorunu çözülsün.

“HDP NE İKTİDAR, NE DE MUHALEFETİN ARKA BAHÇESİ OLMAZ”

-Bunu kim yapar, iktidar mı, muhalefet mi?

Şimdi şöyle düşünmek gerek. İktidar zaten yönetimde ve Anayasal veya yasal düzenlemeleri muhalefet partilerin katkılarıyla yapacak bir durumda.

Onun verdiği sözler değil, uygulamaları önemli. Hukuk, yargı, basın-yayın, demokrasi, insan hakları ve Kürt sorunun gibi bütün öğeleri ile beraber dönüştürüp değiştirse HDP’nin problemi kalmaz.

Ama AKP-MHP iktidarının bunları yapamayacağı düşüncesi tüm kamuoyunda hakim ve böyle bir adım attıkları da yok. Geriye kalıyor muhalefet. Evet muhalefet bu gün yasal ve Anayasal değişiklik yapamaz çünkü bunu yapacak gücü ve yetkisi yok. Ama yapacaklarını kamuoyuna açıklayabilir. Bir projesi yada yol haritası olur ve bu projelerini kamuoyuna açıklaması gerekir.

‘Ben Kürt sorununu, demokrasi sorunu, insan hakları, eğitim, sağlık, yargı sorunlarını bu şekilde çözeceğim’ dediği zaman HDP ile yan yana gelip gelmeyeceği konuşulabilir.

HDP, hiç bir şey demeyen, HDP’nin ismini bile ağzına almayan ne bir iktidar, ne de muhalefetin arka bahçesi olmaz.

HDP İKİLİ PARTİ SİSTEMİNİ BOZAN PARTİ OLDU

-Bu noktada şunu sormak isterim. Tutuklu olan HDP eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan dahil çok sayıda siyasetçi üçüncü yol seçeneğine işaret etti. Üçüncü yol stratejisi ile ilgili HDP nasıl bir adım atar?

Üçüncü yolu ilk ortaya atan Abdullah Öcalan’dır. Bu seçeneği kardeşi Mehmet Öcalan’a, bir masa iki ayak üzerinde durmaz, üçüncü bir ayak gerekli, Kürtler ya da HDP’nin o üçüncü ayak olması gerekir demişti. Her iki tarafın ona ihtiyacı olması gerekir demişti. Bu aslında Kürt sorununu ve demokrasi orununu çözümleyici bir yaklaşımdır. Partiyi herhangi bir partinin güdümünden çıkararak toplumsallaştırma anlamını çıkarabiliriz bundan.

Aslında herkesin buna sahip çıkması gerekir. Bu olmazsa iktidar veya muhalefetten birini tercih etmek durumunda kalırsak, onlar da düşüncelerini değiştirmezse üçüncü yol diye bir yol olmaz zaten. Üçüncü yol sadece ve sadece demokrasi güçleriyle de olmuyor. Demokrasi gücü denilen sivil toplum kuruluşları olsun, partiler olsun, bunların hepsinin bir düşünce birliği içinde olmalı ki bu düşünce birliğini iktidara, ya da muhalefete dayatabilsinler.

İktidar ya da muhalefet ondan güç alarak kendi programını, kendi stratejisini belirleyebilir. Üçüncü yol belki iktidar olmaz, ama iktidarı, muhalefeti de kendi düşünceleri doğrultusunda etkiler. Çünkü Türkiye’de Kürtler, yani HDP artık bu ikili parti sistemini bozan formül, bozan parti oldu. Bunların ikisi de onun üzerinden hesap yapması gerekiyor.

HDP KÜRT KELİMESİNİ AĞZINA ALMAYAN PARTİLERLE YAN YANA GELMEZ

Türkiye Cumhuriyetinin kuruluşundan bu yana, hatta 1924 Anayasası’ndan bu güne kadar Kürtlerin hak ve özgürlük talepleri yok sayılmış. Asimilasyona maruz kalmış, dönem dönem sıkıyönetimlerde, farklı yöntemlerle yine Kürtler cezaevine konulmuş, sürgün edilmiş, işkencelere tabi tutulmuş. Şu anda yine siyasiler cezaevlerinde. Bundan hareket edip baktığımız zaman Kürtlerin talepleri nettir. Yani şöyle diyeyim, Kürt kelimesini, Kürt sözcüğünü, Kürt sorununu çözmeyi ağızlarına dahi almayan hiçbir parti ile Kürtler yan yana gelemez.

-Bu mevcut bütün partiler için mi geçerli?

Bütün partiler için geçerli. Hem iktidar hem de muhalefete yönelik bu. Hem Millet hem de Cumhur ittifakı için geçerli. Yüz yıllık sorunun hemen bir anda çözülmesini zaten kimse beklemiyor. En azından Kürt sorununda adımlar atılması gerekir.

Zaten HDP’de bu sorunu tek başına ben çözerim demiyor. Sorunun muhatapları başka, toplumsal başka kesimlerde var. Bu alanda, Kürt sorununu ağzına dahi almayan, Kürt sorununu şöyle çözerim, böyle çözülmesi gerekiyor, şöyle adımlar atmamız gerekiyor gibi programı önüne koymayan bir parti ya da ittifakla HDP’nin işi olmaz.

TUTUM BELGESİ HAZIRLIKLARI SÜRÜYOR

-Önümüzdeki dönemde HDP tutum belgesi açıklayacak. Buna ilişkin ne bekleniyor? Genel eğilim hangi yönde? Size yansıyan bilgi var mı?

Şu anda bize ulaşan net bilgi yok, olmaz da. Araştırmalar var, toplumun geniş bir kesimi ile görüşmeler yapıldı, yapılıyor, kamuoyu araştırmaları yapıldı, toplumun geniş bir kesimin nabzı tutuldu. Siyasiler, önemli şahsiyetlerden, sivil toplum kuruluşlarından görüşler alınıyor. Tüm bunlar toparlanır ve ayın 27’sinde açıklanacak olan tutum belgesi içinde yer alır. Ama bazı şeylerde görünür şeylerdir. Türkiye’de demokrasi yok, Kürt sorunu çözülmemiş. Benzeri yargı sorunları var. Cezaevinde tutuklu insanlarımız, siyasi tutuklular var. Bu konularla ilgili maddeler tutum belgesinde olur. Bu tutum belgesinin önemi şu, belge açıklandıktan sonra Türkiye’de yönetime aday ittifaklar, diğer siyasi partilerin HDP’ye nasıl bakacakları netleşir.