Rıfat DOĞAN

ARTI GERÇEK- Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili ve Birleşik Devrimci Parti MYK Fahri Danışmanı Musa Piroğlu, bir kolu Edirne’den İstanbul’a ulaşan “darbeye karşı demokrasi” yürüyüşünün üç gününü ve yürüyüşün hedeflerini Artı Gerçek’e anlattı.

HDP’nin 15 Haziran’da Edirne’de ve Hakkari’da başlattığı “darbeye karşı demokrasi” yürüyüşü üçüncü gününü tamamladı. Edirne kolu İstanbul’a, Hakkari kolu Diyarbakır’a ulaştı. Bugün İstanbul’dan Kandıra’ya geçmesi beklenen Edirne kolu cumartesi günü diğer kolla Ankara’da buluşacak.

Yürüyüş, çeşitli noktalarda polisin abluklasıyla karşı karşıya kalsa da Edirne kolu ulaştığı İstanbul’da bir önceki gün Kadıköy’de dün de Beşiktaş Abbasağa Parkı’nda halk buluşmaları gerçekleştirdi. HDP yürüyüş boyunca siyasi partiler, sendikalar ile sivil toplum örgütleri ve derneklerle görüşmeler yaparken bunun yanında esnaf ziyaretleri de düzenledi.
Yürüyüşün İstanbul ayağında dün düzenlenen etkinlikte Artı Gerçek’in sorularını yanıtlayan Musa Piroğlu, yürüyüşün üç gününü, amacını ve hedeflerini anlattı.

‘YÜRÜYÜŞ HEDEFLERİNİN ÖNEMLİ BİR AŞAMASINI BAŞARIYLA GEÇTİ’

İşte Piroğlu’nun yanıtları:

HDP’nin “darbeye karşı demokrasi yürüyüşü” 3. gününde bugün. Edirne’den İstanbul’a bu üç günlük yürüyüşü bize değerlendirir misiniz?

Bu yürüyüşün hedeflerini biraz yerli yerine oturtabilirsek yürüyüşün amacına ulaşıp ulaşmadığı konusunda fikir sahibi olabiliriz. Bu yürüyüşün teme hedeflerinden biri iktidarın toplum üzerinde kurduğu baskıyı kırma çabasıdır. Ağır bir abluka var, yürüyüş boyunca bunu her yerde çok net gördük.

Yürüyüşün üçüncü gününde Hakkari kolu bugün Diyarbakır’da, Edirne kolu da İstanbul’a ulaştı. Dün Kadıköy’de bugün Beşiktaş’ta toplanan kitleler, bu ablukanın halkın zihninde dağıldığını gösteriyor. Siyaseten söz konusu abluka halen kırılmamış olsa da biz bir gedik açtığımızı düşünüyoruz. HDP, bütün kriminalize etme, baskıya, medyadaki linç girişimlerine rağmen bu ülkenin direnenlerin sözünün olduğunu gösterdi. İkincisi de halka bu iktidar karşısında direnilebileceğini yeniden göstermiş oldu. Bence yürüyüş bu anlamıyla hedeflerinin önemli bir aşamasını başarıyla geçmiş oldu.

‘DEMOKRASİ GÜÇLERİYLE YAN YANA GELEBİLECEK BİR SİYASAL POZİSYON YARATMAK İSTİYORUZ’

Diğer aşaması ne olacak?

Biz bu yürüyüşle Ankara’da bitecek bir süreçten söz etmiyoruz. Demokrasi ve özgürlük inşa etme
mücadelesinde toplumun bütün kesimlerini, emekçileri, demokrasi güçlerini ve toplumsal muhalefetin 
diğer bileşenlerini yan yana getirebileceği bir siyasal pozisyon yaratmak istiyoruz. Bu konuda yol
aldığımızı söyleyebilirim.

‘CHP’NİN ADALET YÜRÜYÜŞÜ GİBİ BİR YÜRÜYÜŞ PLANLAMADIK’

Yürüyüş boyunca ciddi bir polis ablukası ile karşı karşıya kaldınız. Bu yürüyüşe istediğiniz katılımı düşürdü mü? Katılım beklediğiniz gibi oldu mu?

HDP’nin kendi potansiyelini düşündüğümüzde bugün şuradaki görüntünün bile bunun çok küçük bir kısmını kapsadığını görebiliriz. Biz, aslında bu yürüyüşü bütün kitlemizi sokağa dökerek milyonların bir yürüyüşü olarak düşünmedik ve planlamadık çünkü bir salgın yaşıyoruz. Bunun için ana gövdeyle bir adım atma derdindeydik. Kürdistan koluna ve buradaki kola dikkat ettiğinizde karşılamalar ve etkinlikler belirli oranda yönetimlerimiz ve tabanımızın aktif kısımlarını harekete geçirerek yürüyüşü yapıyoruz.

Bu anlamıyla HDP hedefe geçirmek istediği kitle konusunda hedeflerinin önemli bir kısmına ulaşmış durumda. Biz CHP’nin Adalet Yürüyüşü'nde olduğu gibi milyonların yürüdüğü sonunda büyük bir mitingle biten bir süreç planlamadık. Yukarıda dediğim gibi salgın döneminde olduğumuzu biliyoruz. Toplumun yaşadığı ağır baskıyı da biliyoruz. Biz burada asıl olarak bir yol açma çabası içindeyiz.

‘BU YÜRÜYÜŞ SADECE MİLLETVEKİLLERİNİN MİLLETVEKİLLİKLERİNİN DÜŞÜRÜLMESİYLE İLGİLİ DEĞİL’

HDP’ye dönük eleştirilerden biri de böyle bir yürüyüşü yapmak konusunda geciktiği yönünde. Aslında HDP üzerindeki uzun süredir devam eden baskıları düşündüğümüzde bu eleştirilerin haklılık payı yok mu?

Birincisi bu yürüyüş bizim milletvekillerimizin milletvekilliğinin düşürülmesiyle ilgili değil, öncesinde planladık. Vekillerin milletvekilleri düşürüldüğünde biz tutum belgemizi açıklamıştık. Biz salgınla doruk noktasına ulaşan hem işçi sınıfına dönük sömürü politikalarına, hem de bunun yol açtığı işsizliğe ve yoksulluğa karşı aynı zamanda Kürt halkıyla birlikte bütün ülkeye yönelen ağır baskıyı boşa düşürmek adına bir siyasi kampanya örme çabası içindeydik. İkincisi siyasi iktidar bu pandemi sürecinde hem “evdekal” çağrıları yaparken diğer yanda işçilere çalışın dedi, Sağlık Bakanı “çarklar dönecek” diyor. Bize de yürüyüş sırasında yandaş basın eliyle “HDP salgında kitleleri sokağa provoke ediyor” şeklinde haberler yaptı ancak iktidarın kendisi AVM’leri ve başka yerleri açtı.

‘EKSİK KALDIĞIMIZ YERLER FAZLASIYLA VARDIR’

Geç kalıp kalmadığımız meselesinde ise HDP, 7 Haziran’dan bu yana korkunç bir baskı altında, üyeleri gözaltına alınıyor, binlerce yöneticileri tutuklandı, kongrelerini yapamaz hale getirilmeye çalışıldı. Böyle koşullarda bu partinin bir yandan kendini ayakta tutup öte yanda bu ülkenin bütün sorunlarını sırtlanmak gibi bir görevi var ve bu kolay yapılabilen bir iş değil. Doğrudur, eksik kaldığımız yerler fazlasıyla var.

Tam yaptığını kimse söyleyemez. Ama mümkün olanı yapmaya çalışıyoruz. İktidar eş başkanlarımızı tutukladıysa bu biz zayıf olduğumuz için yapabildi. Güçlü olduğumuz dönemde bunu yapamadılar. Bunun bir örneğini verebilirim. Hatip Dicle’nin milletvekilliği adaylığı veto edilmişti. Ben o zaman İzmir’deydim, bütün ülke ayağa kalktı ve ertesi gün bu karar iptal edildi. Bu işler güçle yürür. Eğer iktidar saldırıyorsa bizim de bunda geri çekildiğimiz için bir payımız vardır. Ama bunları objektif koşullarıyla değerlendirmek lazım. HDP aynı zamanda Suriye, Rojava gibi uluslararası sorunlarla da baş etmeye çalışıyor. Hepsini topladığımızda aslında biz bir bütün olarak ataletten çıkışı, toplumsal muhalefeti canlandırmayı
amaçlıyoruz.

‘TÜRKİYE SOSYALİST HAREKETİ BU SÜRECİN ÖZNESİ, KATILIMCISI OLAMADI’

Sol-sosyalist partiler, örgütlerin desteğini, adalet yürüyüşü yapan CHP’nin bu yürüyüşe ilişkin açıklamalarını nasıl görüyorsunuz?

Ben de HDP içindeki Türkiye sosyalist hareketinin bir temsilcisiyim, benim dışımda çok sayıda sosyalist hareketin temsilcisi HDP içinde bir bileşen olarak yer alıyor. Bu noktada ben kendimi de dahil ederek Türkiye sosyalist hareketinin, Türkiye muhalif hareketinin bu sürecin yeterince öznesi, katılımcısı ve destekçisi olabilecek düzeye gelmediğini ya da bu desteği yeterince görmediğimizi açıkça söyleyebilirim.

Biz HDP ve içindeki sosyalist bileşenler olarak pandeminin başında yeniden alternatif bir kriz masası oluşturmak, iletişimden sağlığa, sosyal yaşamdan ekonomiye kadar bir dizi başlıkta toplumsal muhalefetle ortaklaşmayı sağlama çabaları içine yoğun bir şekilde girdik ancak başaramadık. Aslında bu yürüyüş de biraz bunun yolunu açmak için atılmış bir adım. Ne kadar başarılı olacağız bunu biraz zaman gösterecek. Uzun soluklu yürüyüşün ilk adımını attık diyebilirim.

YÜRÜYÜŞÜMÜZ 1 EYLÜL’Ü DE KAPSAYACAK 2-3 AYLIK BİR SÜRECİN İLK PARÇASI’

Geçtiğiniz noktalardan çeşitli partilerle dernekler sendikalarla görüşmeler yapıyorsunuz. Bu görüşmeler ziyaret düzeyinde gerçekleşen görüşmeler mi? Bize bu görüşmelerin detaylarını biraz anlatır mısınız?

Biz yürüyüşü HDP olarak başlattık. Başlarken bir tartışma yürütüp tüm kurumları yürüyüşe dahil etme kararıyla yol yürümedik. Biz aslında bir yanda kendi örgütlülüğümüzü ve dinamizmimizi ortaya koymak, o umudu yeniden yeşertmek ve OHAL ilan edildiğinden bu yana, geniş bir demokrasi cephesi örmek, üçüncü yol olarak tarif ettiğimiz emek güçleri işe Kürt halkının yan yana yürüme imkanlarını yaratmak gibi bir çabanın içindeydik. Şu an siyasi tabloyu şöyle okuyoruz: AKP-MHP bloğu iktidarda kalabilmek için tüm güçleriyle savaş ve baskı politikalarını devreye sokmuş durumda. Toplumsal muhalefetin tamamı saldırı altında.

Emekçiler, kadınlar, Aleviler ve diğer yanda barolara ve meslek örgütlerine dönük saldırılarla birlikte iktidar kendi varlığını kalıcı kılmak için bir seçime bile ihtiyaç duymadan seçimin göstermelik bir hale geldiği bir süreç yaşatmak istiyor. Bizim yürüyüşümüz de iktidarın bu deli gömleğine, kalıcı baskı politikalarına dur demek için bütün toplumsal güçleri harekete geçirecek bir zemin yaratmayı hedefliyor. Bizim yürüyüşümüz 1 Eylül’ü kapsayacak, iki üç ay değişik etkinliklerle sürecek ve iktidarın bu baskıcı, sömürücü ve katliamcı politikalarından rahatsız olan toplumsal kesimlerini olabildiğince yan yana
getirebilecek bir çabanın ürünü olacak. Diyaloglarımızı bu hedefle yürütüyoruz. Bu görüşmeler yürüyüşten sonra da derinleşerek devam edecek.

‘DEVLET ARTIK HDP’YE DEĞİL, HDP ÜZERİNDEN ÜLKEYE SALDIRIYOR’

HDP’ye dönük olarak son zamanlarda kapatma davası gündeme gelebileceği dillendiriliyor. Siz böyle bir risk görüyor musunuz? Böyle bir durumda B planınız var mı?

Şunu görmek lazım. Aslında devlet artı HDP’ye değil, HDP üzerinden bu ülkeye saldırıyor. İktidar kendi tabanında dahi bu ekonomik krizle birlikte oy desteğini kaybettiği bir dönemde ayakta kalabilmek için karşısındaki muhalefeti parçalamak zorunda. Bunu da en kolay yerden yapmaya çalışıyor. HDP şu an bu ülkenin kilit partisi ve neredeyse büyük anket şirketleri bunu söylüyor. İstanbul seçimleri de bunu gösterdi ve HDP ile yan yana gelmek demek aslında bu ülkede birçok şeyin önünü açabilmek demek. Bu yüzden HDP’ye vurarak hem emek güçlerini hem de diğer toplumsal muhalefeti parçalamaya ve yan yana gelişi engellemeye çalışıyorlar. Bu nedenle HDP’yi seçim dışına itmek istiyorlar.

‘BİZ İKTİDARI YIKACAK BİR YÜRÜYÜŞ BAŞLATTIK’

HDP’den önce kurulan diğer partiler de onlarca kez kapatıldı ancak bu siyasi hareket o süreçlerin hepsinden çıkmayı başardı. Elbette biz de bunu kendi içimizde tartışıyoruz. Bunlara karşı, bu adımları boşa düşürecek hamleleri de tartışıyoruz. İktidarın bizim üzerimizden oynadığı oyunu görüyoruz. Biz bu oyunu tek başımıza değil hep birlikte boşa düşürmeyi hedefliyoruz çünkü bu saldırı bizi aşan bütün ülkeye dönük bir saldırı. Bu yüzden dediğim iktidar hamlesinin düşürülmesi için bir ortak duruşa ihtiyacımız var.

HDP’den önce de BDP, DTP, HADEP gibi partiler vardı, kapatıldı yenisi açıldı ancak bu yetmiyor artık bu iktidarın saldırı politikalarını durdurmak için. Bu iktidarın kendisinden kurtulmanın zamanı geldi. Bunun koşulları olgunlaşmış durumda. Bu iktidar bütün toplum açısından meşruiyetini yitirmiş durumda. O yüzden bu saldırıya ortak cevap vermek zorundayız. Bu yürüyüş dediğim gibi o yüzden sadece milletvekillerimizle ilgili değil, bir kolu Hakkari’den bir kolu Edirne’den başlayan bu yürüyüşte gördük, biz bu ülkenin partisiyiz. Geçtiğimiz her yer HDP’dir. Biz iktidarı yıkacak bir yürüyüş başlattık. Bunu başaracağımıza da inanıyoruz.