Türkiye ve destekli grupların 2018 yılında kontrolünü ele geçirdikleri Kuzey ve Doğu Suriye'nin Afrîn Kantonunun demografisini değiştirmeye yönelik adımlar bir bir hayata geçiriliyor. İlk günden itibaren Kürt nüfusuna yönelik kapsamlı saldırılara girişilen, Kürtlere dair izlerin silinmeye çalışıldığı, yine cinayetler, gasp, talan, yıkım, insan kaçırma, insan ticareti ve katliamın eksik olmadığı Afrîn, tamamen Kürtsüzleştirilmek isteniyor. 

Bu kapsamda atılan son adım ise Kürtçenin kendisi oldu. Okullarda verilen Kürtçe eğitim müfredattan kaldırıldı.

Kente yönelik saldırılara başlanması ile birlikte halkın büyük bir bölümü Şehba’ya göçmek zorunda kaldı.

Demokratik Toplum Eğitim Komitesi Şehba Sözcüsü Hena Kalo, topraklarının işgal edilmesiyle Afrîn halkının yerinden yurdundan göçertilip, katliam ve talandan geçirildiğini dile getirdi.

Afrîn'de tecavüz, işkence ve şiddetten geçilmediğini söyleyen Kalo, Türkiye'nin Kürtlere düşman olduğunu, nerede bir Kürt varsa oranın hedef haline getirildiğini belirtti. Kalo, izlenen temel politikanın bu olduğunu, dil, kültür ve coğrafik olarak böyle hareket edildiğini, talan ve yıkım ile Afrîn'in yok edildiğini ifade etti.
 
Rojava Devrimi ile birlikte çok büyük kazanımlar elde ettiklerini, bunların başında ise anadilde eğitimin geldiğini söyleyen Kalo, eğitim sistemlerini kurarak okullar açtıklarını kaydetti.

‘TALAN VE YIKIM SİYASETİYLE YAKLAŞTILAR’

Kalo, "Halkımızın çocukları okullara akın etti. Öncesinde Suriye devleti hep dilimizi yasaklıyordu. BAAS'çılar bizi Araplaştırmaya çalışıyordu. Ancak devrimle birlikte bu aşamayı atlattık. Devrimin kazanımlarına sahip çıktık. Binlerce öğretmen öncülüğünde mezra, köy ve ilçelerde okullar açtık. Bu şekilde eğitim sistemimizi kurduk. Sadece eğitim değil, sistemimizin diğer tüm ayaklarını oluşturduk. Bu sefer de Türk devleti karşı çıktı. Planları dahilinde Kürtlerin nerede bir kazanımı varsa talan ve yıkım siyaseti ile yaklaştılar. Afrîn'e tank, top ve uçaklarla saldırdılar” dedi. 

KÜRTÇE YASAKLANDI 

Türkiye'nin Afrîn'i işgal ettikten sonra ilk yöneldiği alanının eğitim olduğunu kaydeden Kalo, "Arapça, Kürtçe ve Türkçe dillerinde eğitim vereceklerini söylediler. Bu, kandırmadan ibaretti. Kısa bir süre içinde Kürtçe Afrîn'de yasaklandı. Sadece Türkçe ve Arapça ile eğitim verdiler. Afrîn'de kalan halkımıza da Türkçe empoze edilmeye çalışılacak. Afrîn'in sokak, mahalle, cadde, köy ve yerleşim yerlerinin Kürtçe adları değiştiriliyor. Bu şekilde asimilasyon programlarına başladılar. Halkı Türkçe öğrenmeye mecbur bırakıyorlar" diye konuştu.

Türkiye’nin uluslararası güçlerden destek alarak bu saldırılara giriştiğini vurgulayan Kalo, “Afrîn'e saldırırken ilk hedef aldıkları yerler arasında okullar yer aldı. Okulları bombalayarak yerle bir ettiler. Dil, bir halkın kimliğidir. Dile saldırı, halka saldırıdır. Bu şekilde bize yaklaştılar. Bir halkın dili yasaklanıyor ya da yok olma ile karşı karşıyaysa, o halkın varlığından bahsedilemez" ifadelerini kullandı. 
 
‘AFRÎN TÜRKLEŞTİRİLİYOR’
 
Afrîn’de Kürtlere dair ne varsa yok edilmek istendiğinin altını çizen Kalo, bu planın geniş bir çerçevesi olduğunu belirterek, şunları aktardı: "Afrîn'e dönenler tutuklanıp, sorgudan geçiriliyor. İşkence edilip hizaya getirilmek isteniyor. Sonra bırakılmaları için fidyeler veriliyor. Yine Türkçe öğrenmeleri farz ediliyor. 'Türkçeyi öğrenmezsen ya da okumazsan Afrîn'den çıkman gerekiyor' diyorlar. Demografik değişimler ile Afrîn'i kendilerine ait bir yer haline getirmeyi planlıyorlar. Afrîn'in Kürt kimliği yavaş yavaş yok edilerek, Türkleştiriliyor.”
 
Kalo, işgal saldırıları sonrası göç etmek zorunda kaldıkları Şehba'da da, Afrîn'de olduğu gibi kendi eğitim sistemlerini kurduklarını söyledi.
 
Kalo, “Çocuklara anadillerinde eğitimler veriyoruz. Bunu görünce de propagandalara başlayıp, Kürtçe ders vereceklerini söylüyorlar. Bunu da ENKS yolu ile hayata geçirmeye çalışıyorlar. ENKS onları destekliyor. Bu plan ile oradaki halkımızı Türk devletinin oyunlarına alet ediyorlar. Onun için halkımız dikkatli olmalı, bu tür oyunlara gelmemeli. Türk devletinin planlarını boşa çıkarmalıyız" dedi. (MA / Nazım Daştan - Leyla Cizirî)