Yeni Özgür Politika yazarı Selahattin Erdem, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in Siirt ziyareti sırasında esnaf Cemal Taşkesen’in, “Burası Kürdistan” ile başlayan tartışmaları köşesine taşıdı.

Taşkesen’in “Burası Kürdistan’dır, ben de Kürt’üm” çıkışına dair tartışmaların daha çok devletçi siyasetin içinde yaşandığına dikkat çeken Erdem, AKP ve MHP’nin “Cemil Taşkesen’e gereken cevabı veremedi” diyerek tahrik ettiği Akşener’in, Kürt düşmanı olduğu savunmasına girdiğini belirtti. 

'AKŞENER'E TEK DESTEK KILIÇDAROĞLU'NDAN'

Erdem, “Meral Akşener’e tek destek, ortağı Kemal Kılıçdaroğlu’ndan geldi. Ortağının çok sıkışmış olduğunu düşünmüş olacak ki, ‘Kandil’i yerle yeksan edeceğim, size Kılıçdaoroğlu sözü veriyorum’ diyerek, Kemal Kılıçdaroğlu kendinden beklenmeyen bir meydan okumada bulundu" diyerek şöyle devam etti:

"Birincisi, Kemal Kılıçdaroğlu’nun son dönemlerde ‘Kürt sorununu mecliste çözeceğim’ biçimindeki içi pek dolu olmayan sözlerinin bile aslında yalan ve boş söz olduğunu gösterdi. İkincisi ise, Kemal Kılıçdaroğlu’nun da aslında Tayyip Erdoğan ve Devlet Bahçeli’den farklı bir zihniyete sahip olmadığını, dolayısıyla Kürtlere dönük verdiği sözde iyimser mesajların aslında yeni bir oyun anlamına geldiğini ortaya koydu. Yani ‘tencere dibin kara, seninki benden kara’ misali bir şey!”

'AKŞENER CİDDİ BİR ŞAŞKINLIK İÇERİSİNE DÜŞTÜ'

Taşkesen’in bir hakikati dile getirdiğinin altını çizen Erdem, “Oysa Siirtli esnaf Cemil Taşkesen’in Meral Akşener’e söyledikleri ziyadesiyle önemliydi. Çünkü çıplak bir gerçeği ve Kürt halkının anlayış ve tutumunu ifade ediyordu. Söylerken gayet sakin ve de samimi görünüyordu. Bu etkileyici tutum karşısında Meral Akşener’in içine düştüğü durumun ciddi bir şaşkınlık olduğunu resme bakan herkes hemen anlayabiliyordu" diye yazdı.

'HER KÜRT 'BURASI KÜRDİSTAN, BEN DE KÜRDÜM' DEMELİDİR'
 
"Aslında Siirtli esnafın basına yansıyan görüntülerinde öyle bir tepki fazla gözlenmiyordu. Tersine Cemil Taşkesen son derece sakin ve samimi bir duruş ve üsluba sahip görünüyordu. Sadece ‘Burası Kürdistan’dır’ sözünün içerdiği yalınlık, on yıllardır süren baskı sonucunda Kürt insanının yaşadığı tepkisel durumu ifade edebilirdi. Yani ‘Burası Kürdistan’dır, ben de Kürt’üm, ne yapacaksanız yapın!’ der gibi bir şeydi" diyen Erdem, "Siirtli esnaf Cemil Taşkesen’in söz konusu ifadelerinden hangi sonuçları çıkarmalıyız?" diyerek şunları kaydetti:

"Bu sorunun cevabı olarak, hiç uzatmadan belirtmeliyiz ki, her yerde ve her zaman Kürt yurtseverliğinin tutumu böyle olmalıdır. Cemil Taşkesen, mevcut söz ve tutumuyla bize bunu göstermiş ve de öğretmiştir. Her Kürt insanı ‘Burası Kürdistan’dır, ben de Kürt’üm’ demelidir demiştir. Peki bu mümkün müdür? Evet mümkündür. Böyle söyleyebilmek uluslaşma düzeyini, yurtseverliği ve direngenliği gösterir. 

'SAVAŞ GERÇEĞİNDNE DAHA KOLAY BİR ÇÖZÜM'

Eğer herkes böyle söyleyemiyorsa, ülkesi Kürdistan’ın adını söylemekten ve kendi Kürtlüğünü ifade etmekten korkuyor ve çekiniyorsa, orada uluslaşmada ve yurtseverlikte zayıflık var demektir. Baskı ve zulüm ne düzeyde olursa olsun, ülkesi Kürdistan’ın adını ve kendi Kürtlüğünü ifade etmekten asla geri durmamasıdır. Örneğin böyle bir düzeye ulaşılsa ve herkes Kürtlüğüne güçlü bir biçimde sahip çıkarak her türlü asimilasyonun önünü kapatsa, o zaman kültürel soykırım planları boşa çıkar, soykırımcıların tüm umutları kırılır ve bu da Kürt sorununun çözümünü kolaylaştırır." 

Bunun için yapılması gerekenleri sıralayan Erdem, şu önerilerde bulundu:

“Örneğin hiçbir Kürt çocuğunu Türkçe eğitim veren okula göndermese, o zaman hem soykırımcı güçlerin yapabileceği bir şey kalmaz ve hem de Kürt sorununun çözümünün önü açılır. Örneğin hiçbir Kürt genci Türk ordusuna asker olmasa, o zaman TC devleti Kürt halk iradesini kabul etmeye mecbur olur. Dikkat edilirse, bütün bu yöntemler Kürt sorununu çözüme götürebilecek yöntemlerdir ve mevcut savaş gerçeğinden de fazlasıyla kolaydır. Fakat Kürtler işte böyle bir yurtseverlik ve birlik tutumu içine girememektedirler. Öncelikle çözülmesi gereken asıl mesele de işte bu olmaktadır.”