Coronavirus vaka sayıları yeniden yükselişe geçti. Özellikle Delta varyantının ortaya çıkmasından sonra daha hızlı yayılmaya başlayan virüsün yarattığı etki sonucunda buna "aşısızların pandemisi" tanımı yapıldı. 

Son dönemde hem virüse yakalananların hem de hastaneye yatışı yapılanların neredeyse tamamı aşı olmaya karşı insanlardan oluşuyor. Türkiye'de de hem resmi makamlar hem de sivil toplum örgütleri ve siyasi partiler, yurttaşlara aşı olmaları konusunda çeşitli kampanyalarla ulaşmaya çalışıyor. 

Bazı kişiler, aşı olmayan kişiler için bazı kısıtlamaların uygulanması gerektiğini savunurken, Sağlık Bakanlığı yetkilileri şu an gündemde herhangi bir yasak düşüncesinin olmadığını söyledi.

Ankara Barosu Başkanı Erinç Sağkan ve Ceza Hukukçusu Prof. Dr. Ersan Şen aşı konusunun hukuki boyutunu değerlendirdi.

'KAMUSAL ALAN VE ÖZEL ALAN DİYE İKİYE AYRILARAK DEĞERLENDİRİLMESİ GEREKİYOR'

Hürriyet'ten Meltem Özgenç ve Mesut Hasan Benli'nin haberine göre, Ankara Barosu Başkanı Erinç Sağkan, "Aşısızlara yasak getirilmesi hususu değerlendirilirken öncelikle konunun kamusal alan ve özel alan olmak üzere ayrılarak değerlendirilmesi gerekiyor. 'Kamusal alan' dediğimiz, yani kaynağını anayasamızdan alan, temel hak ve özgürlüklerin kamu hizmeti boyutunun yasal bir düzenleme olmaksızın sınırlandırılması mümkün değildir. Kaldı ki bu yasal düzenleme ile getirilen sınırlandırmanın da bir hakkın özüne dokunmaksızın ve ölçülülük ilkesi doğrultusunda Anayasa’ya aykırı olmaması gerekir" dedi. 

Sağkan, "Bu kapsamda, örneğin eğitim hakkı, sağlık hakkı gibi kamusal hizmetlerde aşılı ya da aşısız vatandaş ayrımı yapılamaz, zira bu konuda bir yasal düzenleme bugüne kadar yapılmamıştır. Özel sektör alanına giren konularda ise (restoranlar, eğlence merkezleri, AVM’ler gibi) konunun kamu sağlığı gibi çok önemli bir soruna tekabül ediyor olması nedeniyle, bir kişinin aşı olup olmamasının sadece kendisini ilgilendiren bir durum değil, o toplumda yaşayan herkesi ilgilendiriyor olması nedeniyle makul ve ölçülü tedbirlerin alınabileceğini düşünüyorum. Ancak bu konunun da ayrımcılık yasağı gibi ileride kötüye kullanımının önünü de kesmek amacıyla, yasal bir düzenleme ile yapılması hukuk devleti olmanın bir gereğidir" diye devam etti. 

'ZORUNLU AŞI, ÖZEL HAYATIN GİZLİLİĞİNİ İHLAL ETMEZ, MADDE 13'E UYGUN OLACAKTIR'

Ceza Hukukçusu Prof. Dr. Ersan Şen de, "Zorunlu aşı, Anayasa madde 20 ile güvence altına alınan özel hayatın gizliliğini ihlal etmez. 20’nci maddenin 2’nci fıkrasında ‘genel sağlık’ bir sınırlama sebebi olarak sayılmıştır. Bu açıdan tehlikeli salgın hastalık kabul edilen Covid-19’a karşı getirilecek aşı zorunluluğu, ‘Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması’ başlıklı Anayasa madde 13’e de uygun olacaktır" dedi. 

Prof. Şen, şöyle devam etti:

"Düzenlemeler ve içtihatlar ışığında zorunlu aşı uygulamasının getirilmesi mümkündür. Anayasanın ilgili hükümleri ile 1593 sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanunu’nda işaret edilen düzenlemeler doğrultusunda, olası bir zorunlu aşı uygulamasının getirilmesi halinde, Anayasaya aykırılığın oluşmayacağı sonucuna varılabilir. Ayrıca; aşı zorunluluğunun yerine getirilmesi için ek tedbirler alınarak, haklı mazeret olmaksızın aşı yaptırmayanların belli hizmetlerden yararlanmaları veya belirlenen yerlere giriş çıkışları engellenebilir. Ancak zorunlu aşı uygulamasının getirilmesi sonrasında hak ihlallerinin ortaya çıkabileceği açıktır.

Bu tür ihlallerin önlenebilmesi için, hem tıbbi tedbirler ve hem de zorunlu aşı uygulaması ile sonuçları bakımından daha açık, öngörülebilir ve anlaşılabilir kanuni dayanağa ihtiyaç olduğu görülmektedir."

Sağlık Bakanlığı yetkilileri ise, "Bakanlığın gündeminde, herhangi bir yasak düşüncesi bulunmuyor. Aşılamanın ikna yöntemiyle ilerlemesi konusunda kararlıyız. Bunun en önemli nedeni de sağlığın anayasal olarak korunan bir hak olması" dedi.