İsviçre’nin ünlü bankası Credi Suisse’in 1940-2010 yılları arasını kapsayan 30.000'den fazla müşterisiyle ilgili gizli veriler bir çalışanı tarafından Alman Süddedeutsche Zeitung’a sızdırıldı. Dünyanın dört bir yanından 48 medya kuruluşunun araştırdığı belgelerden şu ana kadar birçok suçlu, diktatör, istihbarat görevlisi ve aşırı zengin politikacı çıktı: Pakistan ve Ürdün’ün istihbarat şefleri, Eski Ermenistan Cumhurbaşkanı Sarkisyan, Ürdün Kralı Abdullah, eski Ukrayna Başbakanı Lazarenko, Devrik Diktatör Hüsnü Mübarek’in oğulları, Cezayir’in eski işkenceci bakanı Nezzar, Zimbabwe Başbakanı Robert Mugabe’ye yakın işadamı.

Ortadoğu’dan Venezuela’ya kadar bir çok yöneticinin hesaplarını içeren bilgiler, banka yönetimin sarstı. New York Times’in konuya ilişkin haberi şöyle:

İsviçre bankalarının müşteri listeleri, dünyanın en sıkı korunan sırları arasında yer alır ve gezegenin en zengin insanlarından bazılarının kimliklerini korur ve servetlerini nasıl biriktirdiklerine dair ipuçları verir.

Şimdi, dünyanın en ikonik bankalarından biri olan Credit Suisse'den gelen olağanüstü bir veri sızıntısı, bankanın devlet başkanları, istihbarat yetkilileri, yaptırıma tabi işadamları ve insan hakları ihlalcileri için nasıl yüz milyarlarca doları elinde tuttuğunu ortaya koyuyor.

Kendini muhbir olarak tanımlayan bir kişi, toplamda 100 milyar dolardan fazla paraya sahip 30.000'den fazla banka hesabına ilişkin verileri Alman Süddeutsche Zeitung gazetesine sızdırdı. Gazete, verileri kâr amacı gütmeyen bir gazetecilik grubu, Organize Suç ve Yolsuzluk Raporlama Projesi ve The New York Times da dahil olmak üzere dünyanın dört bir yanındaki diğer 46 haber kuruluşuyla paylaştı.

Veriler, 1940'lardan 2010'lara kadar açık olan hesapları kapsamakta, ancak bankanın mevcut operasyonlarını hakkında bilgi içermiyor.

Credit Suisse hesaplarında milyonlarca dolar değerinde para bulunduran kişiler arasında Ürdün Kralı II. Abdullah ve eski Mısırlı diktatör Hüsnü Mübarek'in iki oğlu da var. Diğer hesap sahipleri arasında 1980'lerde Amerika Birleşik Devletleri ve diğer ülkelerden Afganistan'daki mücahitlere milyarlarca doların aktarılmasına yardım eden Pakistanlı bir istihbarat şefinin oğulları ve uzun süredir devam eden bir yolsuzluk skandalına yakalanan Venezuelalı yetkililer de var..

Sızıntı, Credit Suisse'nin yalnızca aşırı zenginlere değil, aynı zamanda sorunlu geçmişleri bir arama motorunda adlarını yazan herkes için aşikar olan insanlara da hesap açtığını ve hizmet etmeye devam ettiğini gösteriyor.

İsviçre'nin kara para aklamayla mücadele dairesi eski başkanı Daniel Thelesklaf, İsviçre bankalarının suç faaliyetiyle bağlantılı para alma konusunda uzun süredir yasaklarla karşı karşıya olduğunu söyledi. Ancak, yasanın genel olarak uygulanmadığını söyledi.

BANKA ŞÜPHELİ İSİMLERLE DE ÇALIŞMIŞ

Sızıntı, 2016 yılında Panama Belgelerini, 2017 yılında Cennet Belgelerini ve geçen yıl Pandora Belgelerini’nin ardından geldi. Hepsi, zengin kişilerin ve kurumların -suçla itham edilenler de dahil olmak üzere- büyük ölçüde vergi tahsildarlarının veya kanun uygulayıcıların yetki alanı dışında büyük meblağlarda para transfer etmesine izin veren bankaların, hukuk firmalarının ve offshore finansal hizmet sağlayıcılarının gizli çalışmalarına ışık tutuyor.

Yeni açıklamaların, İsviçre bankacılık endüstrisinin ve özellikle Credit Suisse'nin yasal ve politik incelemesini yoğunlaştırması muhtemel. Banka, iki üst düzey yöneticisinin aniden görevden alınmasından şimdiden sarsılıyor.

Sağlam banka gizliliği yasalarıyla İsviçre, uzun zamandır parayı saklamak isteyen insanlar için bir sığınak olageldi. Son on yılda, bu, ülkenin en büyük bankalarını - özellikle de iki devi Credit Suisse ve UBS - ABD'deki ve diğer yerlerdeki vergi kaçakçılığı, kara para aklama ve diğer suçları engellemeye çalışan yetkililerin hedefi haline getirmişti

Sızan belgelerin ortaya koyduğu en büyük ifşaatlardan biri, Credit Suisse'in banka yetkililerinin mali durumlarını içeren şüpheli faaliyetleri ortaya çıktıktan sonra bile müşterilerle iş yapmaya devam etmesiydi.

Hesap sahiplerinden biri Venezuela'nın eski enerji bakan yardımcısı Nervis Villalobos'du.

Credit Suisse'in uyum departmanındaki çalışanların onunla iş yapmaktan kaçınmak için nedenleri vardı. Medya konsorsiyumu tarafından elde edilen bir İspanyol polis raporuna göre, bankanın elinde Villalobos ve Venezuela'nın devlete ait petrol şirketi Petróleos de Venezuela ile ilgili yolsuzluk iddialarını detaylandıran bir 2008 raporu vardı. Sızdırılan banka verilerine göre Credit Suisse 2011 yılında kendisi için bir hesap açtı. 2013'te kapatılan hesapta 10 milyon dolar vardı.

Toplamda, Venezüella petrol şirketi yönetminde yer almış ve geniş kapsamlı bir komploya karışmakla suçlanan kişilere ait, toplamda yaklaşık 270 milyon dolar içeren 25 Credit Suisse hesabı vardı. Skandalın ortaya çıkmasından sonra hesaplar açık kaldı, ancak suç duyurusunda bulunulduğunda kapatıldı.

Banka ayrıca, ülkenin uzun süredir cumhurbaşkanı olan Robert Mugabe'nin hükümetiyle bağları nedeniyle ABD ve Avrupa makamları tarafından yaptırıma tabi tutulan Zimbabweli bir işadamı için hesapları da kapatmadı. Yaptırımlar uygulandıktan sonra hesaplar birkaç ay açık kaldı.

Sızan banka bilgileri, Orta Doğu ve ötesindeki hükümet yetkilileriyle bağlantılı birçok hesabı içeriyor.. Veriler, yolsuzlukla dolu bir bölgede kamu görevlilerinin ve akrabalarının nasıl büyük servetler biriktirdiği hakkında soruları gündeme getiriyor.

BUGÜN YAYINLANAN BİLGİLERDE DİKKAT ÇEKEN İSİMLER

Ermenistan: Sarkisyan’ın 10 milyon Frangı var

Bir ay önce Cumhurbaşkanlığından istifa eden Armen Sarkisyan ve kız kardeşi Karine Sargsyan’ın Credit Suisse banka hesaplarında 2006-2016 yılları arasında 10 milyondan fazla İsviçre Frangı tuttuğu, bu süre zarfında ABD’de büyükelçiliği görevinde de bulunan Sarkisyan’ın bu meblada bir mali beyanda bulunmadığı ortaya çıktı.

Gazetecilerin ulaşıp paraların kaynağını sorduğu Sarkisyan, kısa bir yanıt verdi ve ilk başta konuşmak istemedi:

“Birinin özel banka hesabının ayrıntılarına erişmek, yanlış ve yasa dışıdır, tüm dünyada. Bu, mahremiyetin ihlali ve gizliliğin ihlalidir.”

Sarkissian sonradan karar değiştirdi ve gazetecilere, söz konusu yıllarda pro bono (fahri, ücretsiz) olarak büyükelçilik yaptığını, hatta kendi cebinden Birleşik Krallık’ta Ermenistan Büyükelçiliği kurmak için para harcadığını söyledi.

Mısır: Devrik Diktatör Hüsnü Mübarek’in oğulları ve yakın arkadaşları var

Ömer Süleyman

Bankanın müşterileri arasında Hüsnü Mübarek’in Mısır’da ticaret imparatorlukları kuran oğulları Alaa ve Cemal Mübarek de bulunuyor. Verilere göre kardeşlerin bankayla ilişkisi on yıllar sürdü, en erken ortak hesap 1993’te açıldı. 2010’a kadar Alaa’ya ait bir hesapta 232 milyon İsviçre Frangı vardı.

Arap baharı ayaklanmalarından sonra servetleri değişti ve 2015’te kardeşler ve babaları bir Mısır mahkemesi tarafından zimmete para geçirme ve yolsuzluktan üç yıl hapis cezasına çarptırıldı.

Davanın siyasi amaçlı olduğunu söyleseler de, başarısız bir temyiz başvurusunun ardından Alaa ve Cemal, hiçbir suçu kabul etmeyen bir uzlaşma anlaşmasıyla Mısır hükümetine tahmini 17.6 milyon dolar ödedi.

Hüsnü Mübarek’le bağlantılı diğer Credit Suisse müşterileri de yaklaşık otuz yıl boyunca diktatör için mali danışman olarak görev yapan, ihale anlaşmalarıyla bir servet biriktiren ve kara para aklama suçlamalarıyla karşı karşıya kaldıktan sonra sürgünde ölen merhum işadamı Hüseyin Salem, Hişam Talat ve Mübarek’in partisinden bir milyarder politikacı Mustafa var.

Yorum için ulaşılamayan Mustafa, eski kız arkadaşı Lübnanlı pop yıldızı Suzanne Tamim’i öldürmek için kiralık katil tutmaktan 2009 yılında suçlu bulunmuştu – ancak hesabı 2014’e kadar açık tutuldu.

Credit Suisse’in bankacılık hizmetlerinden yararlanan bir diğer Mübarek uşağı, eski istihbarat şefi Omar Süleyman’dı. Suleyman ve ortakları, 2007 yılında 63 milyon İsviçre Frankı tutan bir hesabın intifa hakkı sahipleri olarak verilerde listeleniyor. Süleyman, yaygın işkence ve insan hakları ihlallerinin yaşandığı Mısır’da korkutucu figürlerden biriydi.

Cezayir: İşkenceci ve infazcı Savunma Bakanı Halid Nezzar’ın 2 milyonu

Pakistan, Ürdün, Yemen ve Irak da dahil olmak üzere birkaç istihbarat şefi ve ordu komutanları tarafından tutulan Credit Suisse hesapları arasında Cezayir’den de bir isim var: 1993 yılına kadar savunma bakanı olarak görev yapan ve askeri cuntanın kayıplar, toplu gözaltılar, işkence ve tutukluların infazıyla anılan darbesine katılan Halid Nezzar’dı. Hesaplarında 2 milyon İsviçre Frangı tuttuğu ortaya çıktı.

Venezuela: Petrol şirketi yağmalayan işadamları, rüşvetçi bürokrat ve siyasiler

Suisse sırları projesi üzerinde çalışan muhabirler, Venezuela devlet petrol şirketi Petróleos de Venezuela (PDVSA) etrafında dönen yolsuzluklara karışan iki düzine iş adamı, yetkili ve politikacıyla bağlantılı Credit Suisse hesapları tespit etti.

Venezüella kaynaklarının yağmalanmasıyla bağlantılı çok sayıda davaya karışan bu isimler arasında, devletin petrol şirketindeki yetkililere rüşvet veren, ABD merkezli iki işadamı Roberto Rincón Fernández ve Abraham Shiera Bastidas’ı içeriyor.

Bunlarla bağlantılı olan diğer Venezüelalılar ise enerji bakan yardımcısı Nervis Villalobos Cárdenas ve üst düzey bir PDVSA yetkilisi Luis De Léon Perez.Venezuela bağlantılı Credit Suisse hesaplarından bazıları çok büyük meblağlar içeriyor;

Villalobos’un hesabında 9,5 milyon, De Léon’unkinde ise 22 milyon Frank vardı. İşadamı Rincón’un rüşvetlerini ödeyen işadamı, tutuklanmasından bir ay önce Kasım 2015 itibariyle hesabında 68 milyon CHF’den fazla para vardı.

Pakistan ve Ürdün’ün İstihbarat şeflerinin milyonları

Terörle mücadelede ABD ile işbirliği yapan birçok ülkeden üst düzey istihbarat yetkilisi ve çocuklarının da Credit Suisse’te para tuttuğu açığa çıktı

Pakistan istihbarat teşkilatının başkanı General Akhtar Abdur Rahman Khan, Sovyetler Birliği’ne karşı mücadelelerini desteklemek için Afganistan’daki mücahitlere ABD ve diğer ülkelerden milyarlarca dolar nakit ve diğer yardımların akıtılmasına yardım etmişti.

1985’te, ABD Başkanı Ronald Reagan Afganistan’a giden yardımın daha fazla denetlenmesi çağrısında bulunması sonrası, General Khan’ın üç oğlu adına bir hesap açıldı. General hiçbir zaman yardım parasını çalma suçlamasıyla karşı karşıya kalmadı. Sızan kayıtlara göre yıllar sonra, hesap 3,7 milyon dolara kadar büyüyecekti.

Generalin oğulları Akbar ve Haroon Khan, raporlama projesinden gelen yorum taleplerine yanıt vermedi. Bir kısa mesajda, üçüncü bir oğul olan Gazi Han, hesaplarla ilgili bilgileri “doğru değil” diyerek, “İçerik varsayımsaldır” dedi.

2003 yılında, ABD’nin Saddam Hüseyin’i devirmek için Irak’ı işgal ettiği yıl, Ürdün istihbarat teşkilatı başkanı Saad Kheir, sonunda 21,6 milyon dolara kadar ulaşan bir hesap açtı. Hesap, Kheir’in 2009’daki ölümünden sonra kapatıldı.