Can DÜNDAR


ARTI GERÇEK- Diyorduk ki, “Sermayenin vatanı olmaz. Sermaye, para için vatan toprağını yağmalamaktan gocunmaz.”
İkizdere bunu kanıtladı. Ülkenin ormanlarının belalısı Mehmet Cengiz, hem de kendi memleketinin ormanına taş ocağı yapmak için saldırıyor. 

Diyorduk ki, bu polis, bu jandarma, son tahlilde sermayenin hizmetindedir. İş, sınıflar arası çatışmaya geldiğinde sermayenin çıkarı için kendi halkına silah çeker. 

İkizdere buna da esaslı bir kanıt sundu. Askerin, haksızlığı göre göre, masum insanların üzerine nasıl yürüdüğünü gördük.

Diyorduk ki, yargı, iktidarın ve sermayenin hizmetindedir. Halktan yana karar alabilmesi için önce iktidarın değişmesi, sermayenin dizginlenmesi gerekir. İki yıl önce Cengiz’in taş ocağı projesini iptal eden mahkeme kararının hiçe sayılması, hukukun siyasetin emrine girdiğini bir kez daha belgeliyor.

Diyorduk ki, “Cengiz’in cüreti, bu işte yalnız olmamasından kaynaklanıyor. Ne kazanıyorsa büyük kısmını, ona yol açanlarla kırışıyor. Cesaretini ortağından alıyor.” 

Erdoğan’ın İkizdere halkını ikna için araziye ağır toplarını yollaması, Cengiz’den en küçük taviz bile koparılamaması, daha önce dinleme kayıtlarıyla belgelenen bu ortaklığı bir kez daha kanıtlıyor.

Diyorduk ki, “Büyük soygunu uzun zaman uzaktan izlemekle yetinen halk, sıra kendisine gelince ses vermeye başlayacak.”

İkizdere halkının dün, “Susma sustukça sıra sana gelecek” sloganı atmasından anladık, bunun da gerçekleşmekte olduğunu…

Diyorduk ki, muhalefet, Ankara’da iktidara laf yetiştirerek değil, Anadolu’da halkın sesine kulak, direnişine omuz vererek büyür.

Birkaç muhalif milletvekilinin bölgede halkın yanında durmasının yarattığı heyecan da bunun doğruluğunu gösterdi.

Şimdi muhalefete düşen, birarada, İkizderelilerin direnişine sahip çıkmak, “sermayeye karşı halkı, toprağı, ormanı savunmaktır.

Zaman, iktidarı yalnızlaştırırken, halkı çoğaltmanın zamanıdır.