HDP Van Gençlik Meclisi, PKK Lider Abdullah Öcalan’a uygulanan tecrit ve cezaevlerinde yaşanan hak ihlallerine ilişkin partinin il binası bahçesinde panel düzenledi. Panelin yapıldığı alanda “Tecrit insanlık  suçudur”, “Bîjî berxwedana zindana” pankartı asıldı. 

Moderatörlüğünü HDP Gençlik Meclisi Üyesi Sinem Çetin’in yaptığı panele, Özgürlük için Hukukçular Derneği (ÖHD) Temsilcisi Ekin Yeter, İnsan Hakları Derneği (İHD) Van Şube Başkanı Mehmet Karataş ve Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) Temsilcisi Sevim Çiçek konuşma olarak katıldı. Paneli yüzlerce yurttaş da izleyici olarak katıldı. 
 
‘TÜRKİYE SUÇ İŞLİYOR’
 
Panelde konuşan ÖHD Temsilicisi Ekin Yeter, Öcalan’a uygulanan tecridin yasal karşılığını olmadığını belirterek, “Antidemokratik uygulamalarının en çok yaşandığı yerler cezaevleridir. İmralı’da Sayın Öcalan’la başlayan tecrit politikası tüm topluma sirayet etti. İmralı cezaevi özel olarak tasarlanmıştır ve bu özel uygulama 23 yıldır devam ediyor. Dönem dönem Öcalan'a uygulanan tecrit politikası yumuşarken, bazı dönemlerde ise ağır bir tecrit söz konusu oluyor. 2011 yılından bu yana maalesef İmralı'da Öcalan mutlak bir tecrit uygulanmaktadır. Asrın Hukuk Bürosu’nun yaptığı tüm başvurular yanıtsız bırakılmaktadır. Türkiye maalesef kendi infaz kanunlarını rafa kaldırmış. İmralı’da başlayan ve diğer cezaevlerinde sirayet eden tecrit politikası gün gittikçe derinleşiyor. Bir yılı aşkındır Öcalan, ailesi ve avukatlarıyla görüştürülmüyor. Geliştirilen tecrit politikası ne iç hukukta ne de uluslararası mevzuatta herhangi bir karşılığı yoktur. Hiçbir hükümlü hiçbir koşulda hakları gasp edilmez. Maalesef Türkiye bu yapmaya devam ediyor ve suç işliyor” diye konuştu.
 
‘HAK İHLALLİ DAYATILIYOR’
 
Cezaevlerinde tutukluların çok fazla hak ihlaline maruz kaldığını söyleyen İHD Van Şube Başkanı Mehmet Karataş, cezaevlerinde tutuklulara  keyfi bir şekilde yasaklar dayatıldığını belirterek, “Cezaevlerinde yaşanan hak ihlallerini irdelerken yasal düzenleme olan Ceza İnfaz Kanunu (CİK) esas almak gerekiyor. Kanunda şu yazılmaktadır; hiçbir ceza insanın onur ve haysiyetine aykırı bir şekilde infaz edilemez. Ancak gelinen noktada tamamen kanun ihlal edilerek gerçekleştirmektedir. 2015 yılında bu yana cezaevlerinde yaptığımızı ziyaretler ve bize gelen başvurularda en sık karşılaştığımız hak ihlalleri birisi tutukluların dile getirdiği gazete, dergi ve kitap hakkının engellenmesidir. Bunlar keyfi ve gerekçesiz bir şekilde cezaevleri yönetimleri tarafından reddedilmektedir. Anayasa Mahkemesi emsal kararlarından birinde ‘gerekçesiz ve keyfi olarak abone olunan, parası ödenen  ve satın alınan süreli yayınların verilmemesi ifade özgürlüğüne ihlali anlamındadır’ belirtmiştir. Bu durumu ölçüsüz ve kamu düzenine aykırı bir şekilde ihlal edilmektedir” ifadelerini kullandı.
 
TUTUKLULAR SAĞLIĞA ERİŞEMİYOR
 
Cezaevlerinde tutukluların sağlığa erişemediğine dikkat çeken TİHV Temsilcisi Sevim Çiçek de, şunları söyledi: “Aslında en önemlisi cezaevlerinde tutukluların koşullarına bakmak gerekiyor. En önemli sorun cezaevleri kapasitelerinin üzerinde inanılmaz bir nüfus yoğunluğu var. Tutuklular koğuşlarda yatak bulamıyorlar. Bir diğer boyut ise iktidar salgını bir fırsata çevirdi, her şeye güvenlikleştirme mantığıyla yaklaşıyor. Siyasal iktidar salgınla birlikte cezaevlerini bir işkence alanına dönüştürdü. Zaten tutukluların kısıtlı olan hakları salgınla birlikte ortadan kaldırıldı. Bu zaman diliminde en fazla sağlık hakkı gasp edildi. Yani tutuklular koğuşlara sıkıştırılmış ve hakları ellerinden alınmış durumdadır. Hasta mahpuslar için bu durum çok daha can yakıcıdır. Bahsettiğimiz koşullarda normal sağlıklı birinin cezaevlerinde sağlığını koruma şansı yoktur. Bu anlayış bütün kurumlara sirayet etmiş durumdadır. Tutuklular revire gitmek için günlerce beklemek zorunda kalıyorlar. Tutukluların hastaneye sevkleri çok geç yapılıyor ya da yapılmıyor.”