Denizli'de, İstanbul Sözleşmesi eylemine katıldıkları gerekçesiyle 20 Mart’ta gözaltına alınan 4 İranlı mülteci, sınır dışı edilme kararıyla idari gözetim altında tutuldukları Aydın Geri Gönderme Merkezi’nden 7 Mayıs’ta serbest bırakıldı.

'İRAN YASALARINDA İSLAM BAZ ALINIYOR, KADINLAR YARIM SAYILIYOR'

Serbest bırakılan mültecilerden Esmaeil Fattahi, her iki ülkede de kadınların yaşadıkları sorunların benzer olduğunu belirterek, Türkiye’de Sözleşme’nin yürürlükte olduğu süreçte dahi her gün en az bir kadının yaşamını yitirdiğini ya da şiddete maruz bırakıldığını söyledi. Kadına yönelik şiddetin enternasyonal bir durum olduğunu dile getiren Fettahi, "İran'da kadınlar daha fazla şiddete uğruyor. Küçük yaşta zorla evlendirilme çok yaygın. Baş örtüsü zorunlu, giyim özgürlüğü bile yok. İran yasalarında İslam baz alınıyor. Kadınlar yarım sayılıyor. Mahkemede tanık olarak bir erkek yeterli olabiliyorken, iki kadının tanıklığı tam sayılıyor. Kadın tazminat aldığında erkeğin hak edişinin yarısı veriliyor. İşçi olarak da daha ucuz ücretlerle çalıştırılıyor. Kadın cinayetleri ‘namus’ adı altında yaygın olarak işleniyor. Boşanma hakkı yok, tribüne girmesi yasak, şiddette maruz kaldığında şikâyet etme hakkı bile yok. LGBTİ+ olarak bizleri yasalar korumuyor" diye konuştu.

'İRAN BİZİ KORUMADIĞI İÇİN TÜRKİYE'YE GELDİK ANCAK BURADA DA AYNI DURUM SÖZ KONUSU' 

İran’da kadın mücadelesi yürüten kadın ve LGBTİ+’ların hedef alındığını söyleyen Fattahi, gözaltına alınmaları ve sınır dışı edilmeleri kararını “mücadeleden uzaklaştırmak” olarak nitelendirdi. Fattahi, “Kamuoyunun büyük desteğiyle bırakıldık, hepsine çok teşekkür ediyoruz. Baskılarla yılmayacak, özgürlük mücadelesinden vazgeçmeyeceğiz” dedi. 
 
İran'da ayrımcılık ve yasaklarla mücadele eden kadın hareketinin soruşturma ve tutuklamalarla baskı altına alınmaya çalışıldığını aktaran Fattahi, “Devlet ayrımcılığı besleyen tüm unsurları değiştirmeli. Toplumsal cinsiyet eşitliği perspektifiyle yeni bir kültür inşa etmeli. Eşit haklara sahip olmak istiyoruz, yasalar da değişmeli. İran rejimi, taleplerimiz için hiçbir adım atmıyor. İran devleti bizim taleplerimizi karşılamadığı ve bizi korumadığı için Türkiye’ye geldik ancak burada da aynı durum söz konusu. Türkiye’nin de kadınları ve LGBTİ+’ları korumak ve eşitliğini sağlamak için gerekli düzenlemeler yapmalı ve İstanbul Sözleşmesi’ni mutlaka uygulamalı” ifadelerini kullandı. 

'TÜRKİYE'NİN İRAN OLMA YOLUNDA HIZLA DÖNÜŞTÜĞÜNÜ DÜŞÜNÜYORUM'

Mültecilerden Leili Faraji ise, iki ülkede de kadın sorununun büyük olduğunu söyledi. Sözleşme’nin feshedilmesiyle birlikte kadına yönelik şiddetin daha da artacağını belirten Faraji, Türkiye hükümetinin kadın kazanımlarına yönelik müdahalelerini ise şöyle değerlendirdi: "Türkiye'nin İran olma yolunda hızla dönüştüğünü düşünüyorum. Kazandığımız haklarımız bu tür politikalarla gasp edildi. Sözleşme olduğu halde kadın cinayetleri vardı, şimdi bu daha yükselecek. Sözleşmeden çıkılmasını hiç iyi bulmuyorum." (MA)