ARTI GERÇEK - İstanbul Tabip Odası Genel Sekreteri Prof. Dr. Osman Küçükosmanoğlu, Mustafa Sağlamer’in sunduğu Artı Hafta Sonu programında Coronavirus’ün birinci yılında salgının ülkedeki durumunu ARTI TV’ye değerlendirdi. Covid 19 hastalığının bir işçi sınıfı hastalığına dönüştüğünü söyleyen Küçükosmanoğlu, "Hastalığın yayılmasından kaçarak kurtulmamız mümkün değil. Artık bir yılı geçti. Bu virüsü artık toplumdan kaldırıp atmak mümkün değil. Korunarak yayılmasını önlemeye çalışıyoruz ama daha önemli silahımız aşı." ifadelerinde bulundu.

‘KAPANMAYLA SALGINLA BAŞ ETMEK MÜMKÜN DEĞİL’

Yöneticilerin Ekim ayından beri yapılan tam kapanma çağrılarına kulak tıkamasını eleştiren İTO Genel Sekreteri Küçükosmanoğlu, “Salgının ilk başladığında mutlaka bir tam kapanma faydalı olacaktı. Salgını kontrol altına almak mümkündü. Ancak salgın kontrolden çıktı, tüm ülkeye yayıldı. Bu durumda sadece kapanmayla salgınla baş etmek mümkün değil. Bizim tam kapanma çağrısını yaptığımız zaman Ekim-Kasım aylarıydı. Çünkü hastanelerde yatacak yatak kalmamıştı. Aslında bu hastalığın tedavisi de yok. Hastanede yatınca bu hastalıktan tam kurtulunmuyor.” dedi.

Küçükosmanoğlu’nun salgının birinci yılında ARTI TV’ye yaptığı değerlendirme şu şekilde oldu:

‘BU HASTALIĞI TEDAVİ ETME GİBİ BİR ŞANSIMIZ YOK’

Hastalığın bulaşmasını engellemek lazım. Birinci basamak hastalığı tespit edip, hastaların diğer hastalarla ilişkisini izole edip, bu hastalığın yayılmasını engelleyebilirsiniz. Yoksa bu hastalığı tedavi etme gibi bir şansımız yok. Ancak bizim Aralık ayına kadar yaptığımız tam kapanma çağrıları karşılık bulmadı. Kısmi bir kapanma tedbiri alındı. Bunun da etkisiyle vaka sayılarımızda aslında bir azalma gördük. Vatandaşımız tabiki yaşadığı sosyal ve ekonomik durumlar nedeniyle bu tedbirlerde sıkıntı yaşıyor. Özellikle ekonomik açıdan büyük sıkıntı yaşıyor.

‘COVİD 19 HASTALIĞI, İŞÇİ SINIFI HASTALIĞINA DÖNÜŞTÜ’

İnsanların büyük kısmı gezip tozmak için değil hayatını sürdürmek için dışarı çıkıyor. Gereksiz toplanmalar konusunda toplumun bilinçlenmesi gerekiyor. Burada devletin de payı var. Vatandaşa uyarılarda bulunuyor, tedbirlere uymayanlara ceza veriyor. Ama iktidar partinin kongrelerinde, açılışlarında, yazın ayasofya'nın açılışı, temel atma törenleri gibi durumlarda da görülüyor. Vatandaş yöneticilerin tavrına bakıp bazen rehavet de gösterebiliyor. Kapanma tedbirlerinin alındığı durumlarda fabrikalar hep çalıştı. Covid 19 hastalığı aslında bir işçi sınıfı hastalığına dönüştü. Çalışan kesimler içinde bu hastalığa yakalanan ve yayan insanlar olduğunu gördük. Bu durumda sadece çalışan kesimin eve kapanması ve bundan korunması mümkün değil.

‘KAÇARAK KURTULAMAYIZ’

Hastalığın yayılmasından kaçarak kurtulmamız mümkün değil. Artık bir yılı geçti. Bu virüsü artık toplumdan kaldırıp atmak mümkün değil. Korunarak yayılmasını önlemeye çalışıyoruz ama daha önemli silahımız aşı. Bu aşı meselesi Türkiye'de iki aydan beri kullanılmaya başlandı ama görünen o ki hızı çok yavaşladı. Sağlık bakanlığı yeterince aşı temin edemedi. Hergün farklı bir şey söylüyor. Şimdi yeni tarih için sonbaharı veriyor. Aşının gelmesinin sonbahara kadar gecikmesi demek, en azından bu zaman kadar bu hastalığın yayılmaya devam etmesi anlamına geliyor. Aşı konusunda ciddi bir beceriksizlik ve gecikme olduğunu söyleyebiliriz.