İYİ Parti TBMM Grup Başkanı İsmail Tatlıoğlu, TBMM’de düzenlediği basın toplantısında, açıklanan Temmuz ayı enflasyon rakamlarını değerlendirdi. Tatlıoğlu, partili cumhurbaşkanlığı sistemi ile enflasyonun daha yüksek olduğunu belirterek gerçek enflasyonun yüzde 25 olduğunu savundu.

Açıklanan rakamların Türkiye’de hayat pahalılığının ne kadar ezici ve öldürücü olduğunu göstermektedir diyen Tatlıoğlu, dünya ortalamasının beş katı civarında olan bu rakamlara elektrik ve doğal gaz zamlarının da dahil olmadığına dikkat çekerek şunları söyledi: 

“Bu rakamlar gelişmiş ülkelerin yaklaşık 7 katıdır, gelişmekte olan ülkelerin 4 katıdır. OECD’de ortalama yıllık enflasyon yüzde 3’tür Türkiye’de 17.53’tür. Aslında ortalama yüzde 25 bir enflasyon söz konusu. Türkiye enflasyon da dünya rekoruna sahip bir ülkedir. Özellikle TÜFE 16.10’la Ak Parti dönemlerinin de rekoruna sahiptir. 2003-2020 döneminde 10.3 olan enflasyon partili cumhurbaşkanlığı döneminde yüzde 60 bir oranla 16’ın üzerine çıkmıştır. Ak Parti enflasyonu 9.20’dir partili cumhurbaşkanlığı enflasyonu 16.10’dur. Bu dar ve orta gelirlinin hayat pahalılığı atında ezilmesi emeklinin ve memurun açlık sınırının altında kalan bir satın alma gücü ile mücadele etmesi demektir. Savaş içinde olan Suriye’de bile 13.1’dir. dünyada bize benzetilen ekonomilerin yıllık ortalaması 5.2’dir Türkiye bunun 3,5 katıdır. Bu partili cumhurbaşkanlığı sisteminin bir sonucudur. 

"Bu rakamlarla beraber sarayın yeni hamlesi enflasyonla ekonominin ve toplumun kendi kurallarına göre mücadele etmektense TÜİK’te yeni bir hamle olmuştur. TÜİK tekrar cumhurbaşkanlığına bağlanmıştır. Cumhurbaşkanlığı enflasyonu kontrol altına alamıyor ama TÜİK’i kontrol altına alarak enflasyon rakamlarını düzenleme peşindedir. 

"Bugün yüzde 8.45 zamla tanışan emeklilerin durumu da gerçekten ayrı bir sıkıntı olarak karşımızdadır. Türkiye’de 4 milyonu malül, yetim ve diğer alanlarda toplam 13 milyon 300 bin civarında emekli var. Bunlar hane halklarıyla beraber toplumun üçte biri. 8 milyonu asgari ücretin altında maaş alıyor. Açlık sınırının altında olan asgari ücretinde altında gelir elde eden vatandaşlar gerçekten kendilerinin çok zor durumda olduklarını ifade etmekte ve zamanları ucuz ekmek kuyruklarında geçmektedir. Türkiye Cumhuriyeti Devletinin insanına gördüğü reva bu olamaz. Bu meseleler kaynakların haksız dağıtımından ve yolsuzluk çamurundan doğuyor. Müteahhitlere KOİ projeleriyle kaynak aktarılırken emeklilerin 2000’li yılların gerisine düşen bir tablosu vardır.  Emekliye verilen aylıkların, bayram hediyesi şeklindeki ikramiyenin bile üç yılda 560 lira eridiğini görüyoruz. 

'TÜRKİYE'NİN SİYASİ İKLİMİNİ DEĞİŞTİRMESİ GEREKMEKTE'

"Dünyada pandemi ile ilgili çözümlemenin giderek yaygınlaşması çerçevesinde borsaların piyasa değerleri yükselmiş ve yatırımcılar borsalara yönelmiştir ama Türkiye hariçtir.  Brezilya bizim gibi ülkelerde yüzde 21 kazanmış, Hindistan yüzde 12 artırmış biz dolar bazında yüzde 7 değer kaybetmişiz. Türkiye’de küçük büyük tasarruf sahiplerinin hiçbiri Türkiye’yi yatırım yapılabilir görmemektedir. Bu yatırımı yapma iklimini düzenlemeden Türkiye’de ekonomik yapının düzelmesi mümkün değildir. Bu nedenle Türkiye’nin siyasal iklimini değiştirmesi gerekmektedir ve seçime gitmelidir. 

"Ordu’da Fatma Yünlü isimli bir kadın vatandaşımızın bir Youtube kanalında “Ak Partililer genel başkanlarından korktukları kadar Allah’tan korkmuyorlar” cümlesinden sonra gözaltına alınması ve bunun da ters kelepçe yapılarak yerine getirilmesi gerçekten bir insanlık suçudur. Nazi Almanyasında bir Yahudi muamelesidir bu. Gerçekten Türkiye Cumhuriyeti’ne Türk Devleti’ne yakışmamakta. İnsanımıza büyük suç örgütü sahiplerine görmedikleri bu revayı küçücük bir itiraz ifadesine bulan insanımıza gösterip ondan sonra farklı açıklamalar yapmak yakışmamaktadır. Bu muameleye rağmen İçişleri Bakanı koltuğundandır, Adalet Bakanı koltuğundadır, Ordu Valisi koltuğundadır, Ordu Emniyet Müdürü koltuğundadır. Böyle devlet edilmez. İnşallah milletimiz ilk seçimden sonra nasıl devlet edildiğini görecektir. "