Yağmur KAYA


ARTI GERÇEK- Tüm yurtta sokağa çıkan kadınlar ve LGBTİ+’lar, İstanbul’da Kadıköy Rıhtım’da toplandı.
Kadıköy’ün ara sokaklarında toplanarak Rıhtım’a yürüyen kadınlar, polis engeli ile karşılaştı. Polis barikatlarını aşan kadınlar Rıhtım’ı doldurmaya başladı.

İktidarın LGBTİ+ düşmanlığının göstergesi olarak eylemlerde gökkuşağı bayraklarına izin vermeyen polise karşı kadınlar bayrakları olmadan alana girmeyi reddediyor.

POLİS MÜDAHALE ETTİ

Barikattaki müdahalede bazı kadınlar ezilme tehlikesi atlattı. Barikatın açılmasıyla kitle alana girmeye başladı. Kadınlar müdahalenin sebebinin alana sokmak istedikleri ses cihazına izin verilmemesi olduğunu ARTI TV'ye aktardı. Kadınlar direnişlerinin ardından ses cihazını alana sokmayı başardı.

'NEFRETE İNAT YAŞAYIN HAYAT'

Kadınlar ve LGBTİ+lar bedenimiz, emeğimiz, kararlarımız, sokaklar, geceler, meydanlar, arzularımız, cinselliğimiz, kimliğimiz, haklarımız, hayatımız, İstanbul Sözleşmesi bizim" diyerek hep bir ağızdan 'Bizim' dedi. 

"İstanbul Sözleşmesi'nden vazgeçmiyoruz" yazılı pankart açılan eylemde, "Nefrete inat yaşasın hayat", "Siddetin faillerini değil kadınları koru" dövizleri taşındı.

Kadınlar, gökkuşağı bayrağını suç unsuru yapanlara, homofobiye, transfobiye karşı, "Gökkuşağıma dokunma" diyerek, Boğaziçi Üniversitesi protestolarında gözaltına alınanların derhal serbest bırakılması için çağrı yaptı. 

ÖLDÜRÜLEN KADINLARIN İSİMLERİ OKUNDU

Bu hafta öldürülen kadınların isimleri okundu, kadınlar hep bir ağızdan, "Burada" dedi. 

'İSTANBUL SÖZLEŞMESİ'NİN HER SATIRINI UYGULATANA KADAR MÜCADELE EDECEĞİZ'

İstanbul Sözleşmesi'nden ayrılma kararı verenlerin, kadın cinayetine ortak olduğunu söyleyen kadınlar, "İstanbul Sözleşmesi hala yürürlükte ve her satırını uygulatana kadar mücadeleye devam edeceğiz" dedi. 

Basın açıklamasını İrem Kayıkçı  ve Esril Bayrak okudu. Ortak yapılan açıklamada şu ifadeler yer aldı: 

Aylardır yürütülen kadın ve LGBTİ+ düşmanı, dinci ve muhafazakâr kampanyalar sonucunda 19 Mart gecesi İstanbul Sözleşmesi'nin Cumhurbaşkanı Kararı ile tek taraflı olarak feshi ilan edildiğinden beri sokaklardayız. Şimdi bir de bu hukuksuz kararın Avrupa Konseyi'ne alelacele bildirilmesiyle 3 aylık "çekilme" süresi başladı. Bu kararı verenler, Türkiye'nin kadına yönelik şiddeti engelleyen uluslararası bir sözleşmeden, adı İstanbul olan, İstanbul'da imzaya açılan sözleşmeden İLK çekilen ülke olmasını istiyorlar.

Ama hatırlatıyoruz:

İstanbul Sözleşmesi bizim. İstanbul Sözleşmesi hala yürürlükte ve her satırını uygulatana kadar mücadeleye devam edeceğiz.

'TEK ADAMIN KARARINI KABUL ETMİYORUZ'

"İstanbul Sözleşmesi'ni geri çektirmeyi başardık, sıra 6284 sayılı kanunda” diye sevinenlere kötü bir haberimiz var.
Kadınlara ikinci sınıf muamelesi yapma, kendilerine köle etme arzusuyla yanıp tutuşanlara, şiddet uygulayıp çocuk yaşta evlendirmek isteyenlere, çocukları istismar etme özgürlüğü isteyenlere, LGBTİ+'lara şiddeti kendine hak sayanlara kötü bir haberimiz var. "İstanbul Sözleşmesi yetmez, kadına karşı ayrımcılığı önleyen CEDAW'dan da, çocukları istismardan koruyan Lanzarote Sözleşmesi'nden de, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nden tek adamın imzasıyla çıkıveririz; Anayasa'dan eşitlik ilkesini kaldırırız; kadınları nafakadan mal paylaşımına tüm ekonomik haklarından eder böylece kendimize mecbur ederiz” diye umutlananlara kötü bir haberimiz var.

'SİZE KÖTÜ BİR HABERİMİZ VAR'

Devlet kadınları ve -çocukları erkek şiddetinden koruma, kadınları güçlendirecek destek mekanizmalarını oluşturma, failleri etkin biçimde yargılayıp cezalandırma, erkek şiddetini önleme ve bütünlüklü politikalar oluşturma yükümlülüklerini reddettiğini ilan ettiği için memnun olan şiddet faillerine kötü bir haberimiz var.

"Gece o saatte orada ne işi vardı”, "yemeğin tuzu eksikti", "beni terk etmeye kalktı” gibi gerekçelerle erkeklerin değil de kadınların öldürülmesinin tek nedeni toplumsal cinsiyet eşitsizliğiyken, eşitliği temel almayan düzenlemelerle şiddetle mücadeleye devam ettiği yalanına kanacağımızı sananlara kötü bir haberimiz var.

'KENDİ ADIMIZA KARAR VERMEKTEN VAZGEÇMEYECEĞİZ'

Kadın düşmanlığının, katillerin sırtını sıvazlamanın, cinsiyet kimliği ve cinsel yönelim temelli ayrımcılığın resmi devlet politikası haline gelmesine alkış tutanlara kötü bir haberimiz var. Devlet bugün sizin yanınızda, kadınların karşısında olabilir; ama siz çoktan kaybettiniz. Biz var olduğumuz için, birbirimizin yanında olduğumuz için, cesaretimizi bugün tek kalemde üstünü çizmeye kalktığınız hakları yüzyılların mücadelesiyle elde etmiş kadınlardan aldığımız için kaybettiniz. Kendi adımıza karar vermekten, eşitlikten, özgürlükten ne olursa olsun vazgeçmeyeceğimiz için kaybettiniz. Biz
"hayır” dediğimiz andan itibaren kaybettiniz, Çünkü tüm bunların geri dönüşü yok.

'CİNAYETİ ÖNLEMEYENLER BU CİNAYETİN SUÇ ORTAĞI'

Biz buradayız. Her yerdeyiz. İsyandayız. Daha bu hafta içi, bir gün içinde en az 4 kadın öldürüldü. İstanbul Sözleşmesi'ni feshetmeye harcana çaba, uygulamak için harcansaydı hayatta olabilirlerdi. İstanbul Sözleşmesi'ni uygulamakla yükümlü olduğu halde uygulamayanlar, şiddeti önlemeyenler, cezasız bırakanlar, eşitliği sağlamayanlar bu cinayetlerin suç ortağı. Açıkça söylüyoruz: Ya görevinizi yapın ya da istifa edin, çünkü bizim bir kişi daha eksilmeye tahammülümüz yok. Yaşama hakkımızın güvencesi olan İstanbul Sözleşmesi'nden de, tek bir hakkımızdan da vazgeçmiyoruz. Herkesi toplumsal cinsiyet eşitliği sağlanana kadar mücadelemizi birlikte büyütmeye çağırıyoruz.

Susmuyoruz, korkmuyoruz, itaat etmiyoruz!"