Kadın kazanımlarından biri olan ve kadına yönelik şiddetin önlenmesine dair maddeler içeren İstanbul Sözleşmesi’nin iptaline karşı kadınların "yürütmeyi durdurma ve iptal" talebiyle Danıştay’a açtıkları davalar, Danıştay 10’uncu Dairesi tarafından 2’ye karşı 3 oyla reddedildi. Danıştay kararına başta kadınlar ve kadın örgütleri olmak üzere birçok kesimden tepkiler gelmeye devam ediyor.  Ankara’da Kızılay ve Tunalı semtlerinde kadınlar sözleşmenin bir kez daha önemine değinerek, karara tepki gösterdi.

Mezopotamya Ajansı’nda yer alan habere göre erkeklerin her fırsatta kadınların yaşamları hakkında karar verdiğini dile getiren Buse Saraç, kadınların korkusuzca yaşayabilecekleri ve güvende hissettikleri bir ortamda sözleşmelere ihtiyaç duyulmayacağının altını çizdi. Saraç, kadınların dayanışma içerisinde olması gerektiğini söyleyerek, “Çünkü bizi bizden başka anlayacak kimse yok. Kadınlar birbirinin elini tutarsa ve destek olursa çok daha iyi bir hale geleceğine inanıyorum” dedi.

‘HEPİMİZ HAKLARIMIZI ÇEVREMİZDEKİLERE ANLATMALIYIZ’

Birsen Keleş de, sözleşmenin fesih kararına karşı sokaklara çıkan kadınlara yönelik saldırılara dikkat çekti. Keleş, “Polis dediğimiz kuruluş, zayıf varsayılanları korumak ve kollamak içindir. Sistemi koruyup kollamak için değildir” şeklinde konuştu. Bu yaşananların, kadın haklarının önemini fark ettirdiğini belirten Keleş, “Herkes, kendi çevresinde bilinçlendirme yoluna gitmeli. Herkes bilinçlenmeli. Hepimiz haklarımızı çevremizdekilere anlatmalıyız, düzeleceğine inanıyorum” şeklinde konuştu.

‘BARIŞ YOKSA SAVAŞSINLAR’

Kadınların yeterince zor şartlarda yaşadıklarını ve katledildiklerini söyleyen Çisem Nurmelli, sözleşmenin kaldırılmasının kadınlar için kötü sonuçlar doğuracağını belirtti. Ülkenin yasalarının kadınları korumak için çalışması gerekirken var olan hakları azalttıklarına değinen Nurmelli, “İstanbul Sözleşmesi kesinlikle çok önemli ve uygulanmalı. Kendimi burada koruyamayacağımı anladığım için bu ülkeden gidip, başka bir ülkede okuyacağım. Kadınlar kendini korumaya çalışsın. Barış yoksa savaşsınlar” ifadelerini kullandı.

 ‘DENETİM MEKANİZMASI YOK’

Arzu Özkaya, şiddetin asla kabul edilemeyeceğini söyleyerek, “Kadın, erkek, hayvan, LGBTİ+ hiçbirine şiddeti kabul etmiyoruz. Medyada görüyoruz, hayvana, kadına şiddet uygulayanlar hemen serbest bırakılıyor. Savcı, kolluk kuvveti yardımcı olmuyor. Denetim mekanizması yok. İnsanların bireysel ve etik kaygıları yok” diye konuştu.

 ‘TOPLUMA YAPILAN BİR SALDIRI OLARAK YORUMLUYORUM’

Sözleşmenin kadınların lehine olan bir anlaşma olduğunu ve Danıştay’ın kararını doğru bulmadığını belirten Elif Bakır da, “‘İstanbul Sözleşmesi yaşatır’ sloganı kesinlikle doğru. Sadece kadınlar için değil, toplumdaki herkes için geçerli. Çocuklar, LGBTİ+lar ve herkesin hakkını savunan ve koruyan son derece önemli bir sözleşme. Sözleşmeden çekilme kararı evli, bekar, başörtülü, başörtüsüz, kısaca toplumdaki bütün kadınları ilgilendiren bir mesele. Sadece belli bir sınıfın ayrıcalığını, üstünlüğünü savunan bir sözleşme değil. Topluma yapılan bir saldırı olarak yorumluyorum” ifadelerinde bulundu. Bakır, sadece kadınların değil erkeklerin de sözleşmeye sahip çıkması gerektiğini ifade ederek, “Her ölen, öldürülen kadın, toplumun ölümü demek” dedi.