ARTI GERÇEK- Artı Gerçek yazarları İnci Hekimoğlu, Koray Düzgören, Armağan Kargılı ve Eser Karakaş ile Artı TV programcısı Erk Acarer'in konuk olduğu "Celal Başlangıç'la Artı Gerçek" programının ilk bölümünde Acarer'e yapılan saldırı, saldırının Türkiye ve Avrupa'daki yansımaları konuşuldu.

'ERDOĞAN'IN TÜRKİYE'Yİ VE AVRUPAS'YI DİZAYN ETME RÜYASI BU SALDIRIYLA BİTMİŞTİR'

Acarer, dünden itibaren evinin çevresinde çok yoğun bir üniformalı güvenlik çemberi oluşturulduğunu ve bu durumun uluslararası basında kendi sözleri olan "Bu saldırı AKP iktidarının sorumluluğunda" üzerinden görülmesinin de önemli olduğunu belirtti. Acarer, "Türkiye'deki faşizmi dünyaya anlatma fırsatımız oldu" diyerek "Paramiliter çetelerini burada bile kullanıyorlar. Ben Berlin'de evinde saldırıya uğrayan tek örnekmişim. Biraz ağrılarım var ama bitmeyen gazetecilik iştahım ve hırsım devam ediyor. Tekrar ediyorum, korkacak hiçbir şeyimiz yok, onların daha fazla korkması gerektiği bir dönemdeyiz" diye konuştu. 

Acarer, "Erdoğan'ın Türkiye'yi ve Avrupa'yı dizayn etme rüyası bu saldırıyla birlikte sona ermiştir. Alman yetkilileriyle yaptığımız görüşmelerde, bundan sonra bu tip durumlara müsamahalı davranılmayacağı görünüyor. Ben biraz da 'Her şerde bir hayır vardır' diye bakıyorum. Bundan sonra AKP iktidarının elini kolunu sallayarak her yere paramiliter gruplar gönderemeyeceğini düşünüyorum. Biz daha sert ve daha önemli noktalardan devam edeceğiz. Amacımız huzurlu, iyi, paylaşıma dayalı, kardeşçe bir ülke kurmak üzerinden akıyor. Bu konuda elimizden geleni yapmaya devam edeceğiz" dedi. 

'ALMANYA DA BU KONUDA MASUM DEĞİL'

"Gazetecilere yönelik saldırıların Türkiye'den Almanya'ya uzanması" sorusu üzerine konuşan İnci Hekimoğlu, "Türkiye'nin tek kıymetli ihraç ürünü ordu deniliyordu, şimdi artık paramiliter çeteler oldu. Artık şiddeti ihraç eden bir iktidarla karşı karşıyayız. Ama bu konuda dikkat çekmek istediğim bir şey var: Almanya da bu konuda masum değil. Biz daha önce imamların MİT'e çalıştığını, Osmanlı ocakları gibi Türkiye'ye bağlı bir takım kuruluşların nasıl yasa dışı işler yaptıklarını ve daha fazlasını Alman istihbaratı biliyordu. Şimdiye kadar buna göz yummaları kirli bir politika. Daha önce Kaplancılar gibi şaibeli yapılar Almanya'da konuşlandı ve bunlara göz yumuldu. Eğer Erk'in dediği gibi bugün ciddiye almaya başlamışlarsa, Erk hayatını kaybetmiş olabilirdi. Bunda Almanya'nın da payı var, umarım bunu telafi eder" dedi.

'ERDOĞAN, YAPILAN HAYDUTLUĞU SAVUNDU'

"Kaybettikçe saldırganlaşan bir iktidar olduğu" konusunda ise Koray Düzgören, "Bunun böyle olacağını burada hep konuşuyorduk. Erk'e yapılan saldırı 'Sadece ülke içinde değil ülke dışında da takibimizdesiniz, ülke dışında olduğunuz için kendinizi güvende hissetmeyin' saldırısıdır. İktidara yönelik çok somut delillerle ortaya konulmuş iddialar var. Ama bu iddialara karşı AKP-MHP koalisyon iktidarının savunabileceği bir durum ya da karşılığında gösterebileceği bir belge yok, dolayısıyla yapabilecekleri tek şey saldırı ya da baskı yöntemiyle insanları susturmak" dedi.

Düzgören, MGK'nın 1999 yılında aldığı kararı hatırlatarak yurt dışında örgütlenmelere gittiğini, bunu devlet aracılığıyla Gülen cemaatinin üstlendiğini, 15 Temmuz'dan sonra ise hükümetin bunlardan el koyabildiklerini yapılandırdığını, koyamadığı yerlerde de yeni örgütlenmelere gittiğini söyledi. Düzgören, "Amaç devlete ve hükümete yapılan eleştirileri susturmak. Bir süre önce de bu konuda MİT'e operasyon yetkisi verildi. Geçenlerde bir öğretmen bir operasyonla Kırgızistan'dan Türkiye'ye getirildi. Cumhurbaşkanı da bu haydutluğu büyük bir başarı olarak sundu. Utanmasalar Erk'e yapılan saldırıyı 'Yurt dışında muhalif bir gazeteciye haddini bildirdik' diye söyleyecekler" dedi.  

'KÖPEK GİBİ KORKUYORLAR YAZILANLARDAN'

Erk Acarer'e yapılan saldırının AKP iktidarının içerisinde bulunduğu durum açısından neyi ifade ettiği üzerine konuşan Eser Karakaş, "Demek ki ortaya çıkanlar ve yazılanlar o kadar da etkisiz değil ki, bu saldırıyı yaptılar. Köpek gibi korkuyorlar yazılanlardan, bu onu gösteriyor. Bu işin hayırlı tarafı onların bu korkularının ortaya çıkması" diyerek şöyle devam etti:

'AVRUPA, MÜSLÜMANLARIN DİNİ HİZMET ALMASI KONUSUNDA BÜYÜK HATA YAPIYOR'

"Avrupa ülkelerinde çok sayıda Müslüman kökenli Türkiyeli yaşıyor. Bu devletler bu vatandaş ya da misafirlerin din hizmetleri konusunda duyarlı olduklarını bildikleri için bu hizmetleri almaları konusunda yardımcı olmaya çalışıyorlar. Ama bunu yaparken çok yanlış bir şey de yapıyorlar. Türkiye çıkışlı kişilere din hizmeti üreten kişilerin Türkiye devleti çalışanları olması, Diyanet imamları olması kabul edilebilecek bir şey değil ve bütün pisliğin başı da oradan çıkıyor. Çünkü buraya gelirken nasıl bir kimlikle, nasıl bir görevle geldikleri belli değil. Türkiye'de patriğin bile Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olması gerekiyor, burada imam bile başka devletin vatandaşı. Bu işin Avrupa ayağı. İşin Türkiye tarafına bakarsak, eğer Türkiye devleti Diyanet ya da istihbarat, Almanya'daki bir gazeteciye kendi memurunu saldırtacak bir hale gelmişse artık ortada devlet diye bir kurum kalmadığının çok açık kanıtı. 

'AÇIKLANACAK ENFLASYON RAKAMLARINDA HAİTİ'Yİ BİLE GEÇECEĞİZ'

Haiti, dünyanın yönetilmeyen ülkesi. Sağlık sistemi tamamen çökmüş, devlet adına hiçbir şey yok. 3 Ağustos'ta açıklanacak enflasyon rakamlarında Haiti'nin önüne geçiyoruz. Enflasyon, devletin artık bittiği, oranın teşkilata dönüştüğünün göstergesidir. Çünkü devletin olduğu yerde enflasyon olmaz. Durum çok vahim."