Can DÜNDAR


ARTI GERÇEK - Hilal Kaplan bugün Sabah’ta sevinç içinde, “Anayasa Mahkemesi artık ışıklarını kapatabilir” diye yazmış.

Haklı.

Saray’ın yargıcı İrfan Fidan’ın üyeliğe atanmasıyla yüksek mahkeme tamamen karanlığa gömüldü. Arada bir de olsa yasaların ve uygulamaların anayasaya ve uluslararası hukuka aykırılığına dair kararlar veren mahkeme, heyete Fidan ekilmesiyle doğrudan Saray’a bağlandı.

Hilal Kaplan, mahkemeyi eleştirirken bizim için 5 yıl önce verdiği tahliye kararını hala hazmedemediğini ortaya koyuyor. Malum, Anayasa Mahkemesi, yaptığımız haberin, davanın savcısı İrfan Fidan’ın iddia ettiği gibi bir terör faaliyeti değil, gazetecilik faaliyeti olduğunu uluslararası örnekler de göstererek karara bağlamıştı ve tutukluluğumuz hukuksuz olduğu için salıverilmemizi sağlamıştı. Tuhaflığa bakın ki, o hukuksuzluğun mimarı, şimdi o hukuksuzluğu kayda geçiren mahkemede üye…

Mahkeme karanlığa gömüldüğüne göre artık önemli olan, muhalefetin yargı bağımsızlığını ve basın özgürlüğünü de garantiye alan bir yeni anayasa üzerinde uzlaşıp uzlaşamayacağı…

Muhalefetteki partiler, ülkedeki adaletsizlikten neredeyse her gün dert yanıyor. Ancak iş, bu adaletsizliğin yerine adil bir hukuk düzeni koymaya gelince herkes kenara çekiliyor. Her parti, kendi uzmanlarıyla, kendi anayasa taslağı üzerinde çalışıyor. Tek bir komisyon kurup en geniş ortak paydayı bulmak ve kamuoyunun karşısına bir uzlaşma metni koymak bu kadar mı zor?

Onlar bunu geciktirdikçe iktidar tetikçileri, ülkeye adalet veren son ışıkların da sönmesine sevinip “Yaşasın karanlık” diye yarasa kahkahaları atıyor.

Onların sevinmesi normal; normal olmayan, muhalefetin hala temel ilkelerde bir araya gelip onlara karşı bir alternatif ortaya koymayı becerememesi…