Havada erken seçim kokusu olduğunu belirten Fehmi Koru, ‘baskın seçim’in Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan için bir ‘zorunluluk’ olduğunu ifade etti.

“Tayyip Erdoğan yeniden Cumhurbaşkanı olmayı düşünüyor ve bunu kendisini hukuki tartışma konusu haline dönüştürmeden gerçekleştirmek istiyorsa, anayasaya göre bunun tek bir formulü var: TBMM’nin kararıyla seçim tarihinin erkene alınması” diye belirten Koru, anayasaya göre, iki kez seçilmiş cumhurbaşkanının yeniden aday olamadığını, bir kez daha olabilmesi için ise TBMM’nin erken seçim kararı alması koşuluna bağlı olduğunu ifade etti.


İktidarın, baskın seçime, anayasa engelini aşmak ve muhalefete derdini anlatma fırsatı vermeden sandığa gitmek için başvurabileceğini yazan Koru, “AK Parti lideri de olan Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan yeniden aday olmayı düşünüyorsa ‘baskın seçim’  kaçınılmazdır” ifadelerini kullandı.

“Kamuoyu yoklamalarının da artık gözlere soktuğu, siyaseti yakından gözleyenlerin bir süredir zaten fark ettikleri iktidar cephesinden oy kaymasını -belki- durduracak formül de odur: ‘Baskın seçim’…” diye kaydeden Koru, şunları yazdı:

“Aksi halde, yani önceden belirlenmiş zamanında -Haziran 2023’te- yapılacak seçimde, anayasa izin vermediği için Tayyip Erdoğan aday olamıyor; hukuki tartışmayla o engeli aşmayı göze alsa bile, iktidar cephesinin zaten aşağıya doğru hareketlenmiş oylarında azalma daha da hızlanacağı için adaylığını koymakta tereddüt edecektir…

Yerine karşı bloktan da oy alabilecek birini aday göstermesi işte o zaman gündeme gelecek.

İktidar cephesi bu sebeple Millet İttifakı’nın adayını şimdiden öğrenmek istiyor. Yalnızca öğrenmek için değil, karşı cephenin adayını kendileri belirlemek için de çaba gösteriyor. Kısmen başarılı da oldular; önceleri kendisinin aday olmayacağını söyleyen Kemal Kılıçdaroğlu’na, CHP içerisindeki birilerinin de baskısıyla, “Neden olmayayım” dedirtmeyi başardı iktidar cephesi.

Genel seçimle birlikte yapılacak cumhurbaşkanlığı seçiminde Millet İttifakı‘nın kimi -nasıl birini- aday göstereceği Meclis’e girecek muhalif milletvekili sayısını da belirleyici olacaktır.

Yanlış bir aday cumhurbaşkanlığı seçimini kaybettireceği gibi Meclis’teki milletvekili sayısı bakımından da muhalefete hayal kırıklığı yaşatacaktır.

Ortalıkta dolaşan aday isimlerine verilen tepkiler Hasan Cemal’in endişesinin haklı olduğunu düşündürüyor.

“Falanca aday olursa filancalar oy vermez” deniliyor. Bu tür eleştirilerle ortaya atılanlar bir şeyi unutuyorlar: Seçilebilmek için halkın bütününün oyunu almak gerekmiyor; ‘yüzde 50+1’ oy yeterli. AK Parti veya MHP tabanlarından karşı tarafın adayına gelebilecek oy daha fazla olacaksa, akıllı olanlar “CHP ve İYİ Parti tabanlarına yakın duran birileri oy vermezse vermesin” demek zorundalar.

Siyaset böyle bir şey zaten.

Kılıçdaroğlu’nun dün parti yöneticilerine hatırlattığı üzere, bir ihtimal olarak hep hazırlıklı bulunulması gereken ‘baskın seçim’ yüzünden, ittifakların cumhurbaşkanı adaylarının kimler olacağı konusunun şimdilerde sıcak tutulması ve tartışılması yararlı.”