Afganistan'da Taliban'ın ülke yönetimini ele geçirmesinin ardından Ankara'daki üst düzey bir hükümet yetkilisi eski hükümetin havaalanının işletilmesi için Türkiye'yi davet ettiğini ancak şimdiki durumun ise bilinmediğini söyledi. 

DW Türkçe'den Gülsen Solaker'in haberine göre, Taliban önce Kabil'i kuşattı ancak düzenli ordu tarafından bir direnişle karşılaşmayınca ele geçirmesi saatler içinde oldu. Afganistan Cumhurbaşkanı Eşref Gani de ülkeyi terk etti ve "kan dökülmesini önlemek için" ayrıldığını açıkladı.

Taliban'ın bu hızlı ilerleyişi yeni döneme dair kurulmaya çalışılan tüm dengeleri değiştirdi ve çok sayıda soru işaretine yol açtı. Soru işaretlerinin büyük bir bölümü de Türkiye ile ilgili.

Çünkü Türkiye Kabil'deki Uluslararası Hamid Karzai Havaalanı'nı korumak için eski Afgan hükümetiyle uzlaşmış görünüyordu ancak yeni şartlar altında Ankara bu görevi üstlenmeye hala istekli mi ve buna karşı Taliban’ın tutumu ne olacak?

DW Türkçe'nin edindiği bilgiye göre Türkiye, Kabil havaalanını korumak konusundaki isteğini sürdürüyor. Ancak durum eskiye göre daha karmaşık. Üst düzey bir hükümet yetkilisi bunu şöyle açıklıyor:

"Türkiye, Afganistan'da birlik ve huzurun temini için olumlu rol oynayabilecek ülkelerden biri olmak istiyor. Ancak havaalanının işletilmesi için Afgan hükümetince resmen davet edilecekti. Şimdi Kabil'de nasıl bir hükümet kurulacak, yeni hükümet böyle bir şey isteyecek mi? Henüz bilinmiyor."

Ancak gelişmeler çok dinamik ve Türkiye'nin Pakistan ve Katar üzerinden Taliban ile kurduğu iletişim kanalları işletilmeye çalışılıyor. Ankara, havalimanının Türkiye tarafından korunması ve açık tutulmasının uluslararası meşruiyet kazanmak isteyen Taliban'ın da ilk etapta tercih edebileceği bir durum olabileceği noktasından hareket ediyor.

Ancak bu temenninin gerçekleşip gerçekleşmeyeceği ve gerek Türk askerlerinin gerekse büyükelçilik çalışanlarının orada kalıp kalmayacağı bu aşamada belirsiz durumda.

TÜRK ASKERLERİ GÜVENDE Mİ?

Afganistan'la ilgili bir başka soru işareti de Kabil'de kalan Türk askerlerinin ve personelinin güvenliği meselesi.

Türkiye tarihsel bağlarla şimdiye kadar Afganistan'da hep "dost" olarak görülmüş bir ülke. Bu çerçevede 2001'lerde Kabil'deki büyükelçilik binası ve Atatürk Çocuk Hastanesi'nin Taliban tarafından yıkılmayan ender yapılardan olduğu hatırlatılıyor.

Ancak eskiden tarafsızlığını koruyan ve çok karmaşık bir yapıdaki ülkede bütün kesimlerle görüşmeye çalışan Türkiye, emekli diplomatlar ve muhalefete göre son yıllarda bu denge politikasını kaybetti.

Türkiye'nin eski Afganistan Özel Koordinatörü Emekli Büyükelçi Aydemir Erman, Türkiye'nin Afganistan'da normalde bir saygınlığı bulunduğunu belirterek eski ile yeniyi şöyle kıyaslıyor:

"Biz eskiden herkese eşit davranırdık ve koordineli şekilde giderdi politika. Ama şimdi Türkiye'den oraya giden farklı kesimler var. Bu kişiler temas ettikleri grupların kafalarını karıştırdıysa, o zaman durum değişebilir. Yani bazı gruplara zarar verecek faaliyetlerde bulunduysak o zaman eskisi kadar rahat olmaz."

Emekli Büyükelçi, CHP İstanbul Milletvekili Ünal Çeviköz de askerlerin geri dönmesi gerektiğini belirtiyor ve bunun gerekçesini şöyle açıklıyor:

"ABD çekildikten sonra Afganistan'da eğer bir mücadele sürdürülecekse ve o mücadele de Taliban'a karşı olacak ise böyle bir görevi üstlenmenin doğru olmadığı düşüncesindeyiz. Çünkü bu yanlış bir algı yaratır. Afgan halkında ve bilhassa tabi Taliban’ın gözünde Türkiye’nin bir düşman olarak algılanması sonucu doğurur. Risk budur."

TEZKERE BU GÖREVİ KAPSIYOR MU?

Bu arada Türk askerlerinin Kabil'deki mevcudiyetine ilişkin dikkat çekilen bir başka dikkat çekilen nokta da konunun hukuki boyutu.

Eski Dışişleri Bakanı Şükrü Sina Gürel, DW Türkçe'ye yaptığı değerlendirmede, "TBMM'de kabul edilen son tezkerede askerler NATO şemsiyesi altında ve muharip olmayan görev için gönderildi. Şimdi bu durumda bu görevin çerçevesi ortadan kalktı" diyerek askerlerin Kabil havaalanı görevi için bir başka tezkere geçirilmesi gerektiğini kaydediyor.