Nazlı Eda PİYADE


ARTI GERÇEK- Organize suç örgütü lideri Sedat Peker’in itirafları 'devlet-kontrgerilla-mafya ilişkisi'ni bir kez daha gözler önüne serdi. Hakkında kırmızı bültenle arama kararı çıkartılan ve yurt dışına kaçan Peker, eski İçişleri Bakanı Mehmet Ağar ve oğlu Tolga Ağar ile Serhat Albayrak başta olmak üzere çeşitli isimler hakkında itiraflarda bulundu.

'Her şeyi anlatacağım, madem öyle hepimiz bilelim' diyen Peker, Kazakistan uyruklu üniversite öğrencisi Yeldana Kaharman'ın şüpheli ölümünde Tolga Ağar’ı işaret ederek, "Kızcağız jandarmaya gidiyor, Tolga Ağar bana tecavüz etti diye. Kız şikayet ediyor. Daha sonra kızı helikopterle aldırıyorlar. Kız ertesi gün ölü bulunuyor. Orada bir garipcağız öldü, herkes biliyor kimse sesini açmıyor" dedi.

YARGI SESSİZ, İDDİALARI YALANLAYAN KOMUTAN SUÇ ÖRGÜTÜ LİDERİYLE BİRLİKTE

Peker’in iddialarını yalanlayan Jandarma Genel Komutanı Arif Çetin’in, organize suç örgütü lideri Selahattin Yılmaz'la fotoğrafı ortaya çıktı.

Kolombiya'daki bir operasyonda ele geçirilen 4 ton 900 kilo kokainle ilgili de Ağar'a işaret eden Peker, "Lütfen internete gidin bakın Kolombiya Limanı'nında 4 ton 900 kilo kokain yakaladılar. Açıklama yaptılar, 'Bunlar Türkiye'ye gidecekti' diye. İzmir Limanına bir kimya firmasına. Türkiye'de bu kokainleri teslim alacak yerle ilgili hiçbir operasyon yok. Hiç kimseye. Biz 4 ton bulgur getirsek bizi alır faturayı eksik yazdık diye gelir nezarete atarsınız. Uyuşturucunun geldiği adres belli" dese de bu iddia hakkında da herhangi bir soruşturma başlatılmadı. 

Cumhurbaşkanına hakaretten gözaltına alınan eski AKP milletvekili Feyzi İşbaşaran'ın ‘kemiklerini kırdırdığını’ itiraf eden Peker’e ilişkin İçişleri Bakanlığı’nın yaptığı tek açıklama, "Yeni bir organize suç faaliyeti olarak değerlendirilmektedir" şeklinde oldu.

ALINAK: KONTRGERİLLA İLLEGAL BİR ÖRGÜT DEĞİL, DEVLETİN RESMİ ÖRGÜTÜ

Peker’in bu itiraflarının ardından gözler yargıya çevrilirken Elazığ Cumhuriyet Başsavcılığı iddiaları yalanlamakla yetindi.
Hukukçu, siyasetçi ve yazar Mahmut Alınak, Peker’in itiraflarının ardından yeniden gündeme gelen ‘kontrgerilla-mafya-devlet’ üçgeni tartışmalarına ilişkin, "Kontrgerilla, illegal bir örgüt değil; maaşı, makamları belli olan devletin resmi bir örgütü" değerlendirmesinde bulundu. 

1987’de milletvekili seçildikten hemen sonra ‘kontrgerilla’ yapılanmasına ilişkin sayısız önerge verdiğini belirten Alınak, dönemin hükümeti tarafından önergelerin ısrarla reddedildiğini söyledi.

'BU ÖRGÜT, 'MAFYA' DENİLEN PARAMİLİTER GÜÇLERLE SAYISIZ KEZ KULLANILDI'

Uzun yıllar uğraşı verdikten sonra dönemin Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül tarafından, “Evet, devlet içinde kontrgerilla vardır ve bu örgüt PKK’ye karşı mücadele vermek için kuruldu” denilerek devlet içindeki bu yapının kabul edilmiş olduğunu belirten Alınak, şöyle devam etti:

"Kontrgerilla, illegal bir örgüt değil; maaşı, makamları belli olan devletin resmi bir örgütü. Bu örgüt, ‘mafya’ denilen paramiliter güçlerle birlikte sayısız kez kullanıldı. Temel işlevi şiddet ve öldürme eylemleriyle muhalefeti bastırmak olan bu yapı birçok Kürt kentinde Hizbullah’la eş zamanlı olarak katliamlar gerçekleştirdi.  

Kontrgerillaya karşı olan mücadelede Bakan Gönül’ün açıklamalarına değin bu yapının ‘devlet inisiyatifi dışında’ olduğunu düşünüyordum. Ancak bir kez daha emin olduk ki bu illegal bir örgütlenme değil devletin resmi bir kurumuydu.
Bakan Gönül’ün ‘kontrgerilla PKK’ye karşı kullanılıyor’ sözü doğru ama eksikti. Bu silahlı güç sadece PKK’ye karşı mücadele etmedi. Sivil muhaliflere de yöneldi, binlerce sivil Kürt’ün kanına girdi ve adı faili meçhul’ oldu.

Oysa fail devletin bu resmi kurumuydu. Devletin resmi organı olan kontrgerilla bu cinayetlerin ortağıydı. Bu katliamlar, dönemin OHAL Valisi Kozakçıoğlu ile yaptığım görüşmede, ‘Biz kontrol edemiyoruz’ diyerek kabul edilmiş oldu.”

Biz, Batman Silvan ve Şırnak üçgeninde 'faili meçhul' adı verilen cinayetlerin yoğunlaştığı dönemde sivil bir proje oluşturduk ve bu cinayetleri engellemeye kararlıydık. Ne var ki bize karşı operasyon yapıldı ve 2 Mart 1994 operasyonuyla cezaevine atıldık. Bu nedenle projeyi uygulayamadık."

'ÇAKICI'DAN AĞAR'A HEPSİ BU ÖRGÜTÜN UNSURLARI'

Alınak, günümüze gelindiğinde de Alaattin Çakıcı’nın cezaevinden tahliye edilmesiyle başlayan ‘kavgayı’, “Örgüt, aralarındaki çıkar çatışması nedeniyle pisliklerini ortaya saçmaya başladı. Çakıcı’dan Peker’e oradan Ağar’a hepsi bu örgütün unsurları” sözleriyle değerlendirdi.

'HER TÜRLÜ YASA VE KANUNUN ÜSTÜNDELER'

"Kontrgerilla hakkında kamuoyu baskısıyla çok deşifre olmadıkça -gerek resmi gerek paramiliter unsurlar hakkında- yasaların işlemediğini yüzlerce olayda gördük. Her türlü yasanın ve kanunun üstündedirler" diyen Alınak, 1996 yılında Ankara Adliyesi’nde yaşadığı bir olayı da örnek vererek şu değerlendirmelerde bulundu:

"Adı birçok ölümle birlikte anılan Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım için Ankara Savcılığı’na başvurmaya gittim. Savcı bana, ‘Siz beni sürdürmek mi istiyorsunuz? Soruşturma başlatırsam sürdürmek bir yana beni görevden alırlar’ dedi.

Şimdi de Eski İçişleri Bakanı Mehmet Ağar ve oğlu AKP Milletvekili Tolga Ağar hakkındaki iddialara ilişkin Jandarma Genel Komutanlığı ve İçişleri Bakanlığı’ndan açıklamalar yapıldı. İddiaların reddedildiği bu açıklamaların anlamı; savcılara mesaj vermektir. Devlet; Ağar’ın da içinde bulunduğu yapıyı kendinden görüyor, koruyor ve savcılara, ‘Herhangi bir soruşturma başlatmayın’ diyor.

'AKP'NİN ASLAN SAVCILARI NEREDESİNİZ?'

Peki; Kürtlere ve muhaliflere ‘gözünüzün üstünde kaşınız var’ diyerek dava yağdıran AKP’nin aslan savcıları neredesiniz? Yaprak gibi titriyorsunuz. Kendinize zerrece saygınız varsa, Mehmet Ağar- Tolga Ağar gibi karanlık unsurlar hakkında dava açın da göreyim sizi… Ama biliyorum ki buna cesaretiniz yok; aynaya bir bakın."

Bir dönem tüm muhalifleri rahatça tehdit eden Sedat Peker’in ‘yol arkadaşlarına’ ilişkin itiraflarını da değerlendiren Alınak, "Kontrgerilla kullanır ama işi bitince bir paçavra gibi silkeler atar. Peker’i kullandılar işleri bitince döndürüp attılar. Devlet içerisindeki ciddi kamplaşmanın yanı sıra kontrgerilla içinde de çıkar çatışması var.  Bu çıkar çatışması Susurluk’ta olduğu gibi zaman zaman alevlenir, ortalığa saçılır. Sonra kontrolü ele geçirenler devam ederler. Arkasından yeniden bir çıkar çatışması patlak verdiğinde bazıları tasfiye edilir, görevi başkaları devralır" diye konuştu.

'90'LI YILLARA DÖNME HAYALİ KURANLAR HADDİNİ BİLSİN'

Alınak, Türkiye’nin ‘yeniden 90’lı yıllara döndüğü’ yönündeki çıkışları da değerlendirdi. “Kimse AKP devletine olan diyet borcunu ödemek için 90’lara dönme hayali kurmasın” diyen Alınak, “Geçmişte Hizbullah’la birlikte giriştikleri katliamlar geride kaldı. Köprünün altından çok sular aktı. 90’lara dönme senaryosu oluşturan varsa hadlerini bilsinler. Buna seyirci kalamayız, izin de veremeyiz. Böyle bir durumda halkın sivil meşru müdafaa hakkı doğar ve en ağır faturayı da bu karanlık güçler öder” ifadelerini kullandı.