Remzi BUDANCİR


ARTI GERÇEK - Maden arama şirketlerinin doğa tahribatı sürüyor. Çevre örgütlerinin maden şirketlerine karşı verdiği mücadele sonucu çıkan yargı kararları bu şirketleri durdurmaya yetmiyor. Yargı kararlarına rağmen doğa tahribatı girişimlerini sürdürüyor. Yargı kararına rağmen doğa tahribatı ısrarı Bingöl’de yaşandı.

“ÇED RAPOR GEREKLİDİR” KARARI UMURSANMADI

Bingöl Metal Madencilik Sanayi ve Ticaret A.Ş isimli şirketin, Bingöl'ün Kiğı ilçesi Eskikavak Köyü yakınlarında yapmak istediği Kurşun-Gümüş-Çinko madeni yöre halkı ve çevre örgütlerinin itirazları ile karşılanmıştı. Madencilik faaliyetinin bulunduğu alanla ilgili Bingöl Valiliğinin “ÇED Gerekli Değildir” kararı bulunuyordu. Yöre halkı ve çevre örgütlerinin vermiş olduğu hukuk mücadelesi sonucunda Valiliğin “ÇED gerekli değildir” kararı Erzurum 1. İdare Mahkemesinin verdiği kararla  iptal edildi. Söz konusu maden şirketi ve Bingöl Valiliğinin davalı olarak taraf olduğu karar 2019 yılında Danıştay incelemesinden geçerek onanması ile bölgede madencilik faaliyeti yargı yolu ile durmuş oldu.  Ancak bu karar maden şirketlerini durdurmadı. Bu defa Hüseyin Derin adlı bir şahıs, başka bir havzada madencilik ruhsatı aldığı alanı Bingöl Metal Madencilik Sanayi ve Ticaret A.Ş’ye devrederek ÇED raporu gerekli denilen alan için ruhsat aldığı ortaya çıktı. Buna tepkiler gecikmedi.

KAYY-DER: YAPILAN İŞ KANUNA KARŞI HİLEDİR

Bölgenin 26 sivil toplum kuruluşu adına açıklama yapan Kiğı-Karakoçan-Adaklı-Yayladere-Yedisu İlçeleri Sosyal Yardımlaşma, Kalkındırma ve Kültür Derneği (KAYY-DER),  yapılan işin kanuna karşı yapılan “Hile” olduğunu belirtti. Hüseyin Derin isimli şahsın kendi işlettiği yeri Bingöl Metal Madencilik Sanayi ve Ticaret A.Ş’ye devrettiğinin belirtildiği açıklamada, “Söz konusu şirket de köyümüzde bulunan ÇED raporu alınması zorunlu hale gelen havzayı Hüseyin Derin’e devretmiştir. Bu şahıs ÇED raporu almadan Bingöl Valiliği'nden aldığı ruhsatla aynı yerde aynı faaliyette bulunmaktadır. Kesinleşmiş mahkeme kararına göre ÇED raporu alınmadan verilen ruhsat da mevzuata uygun değildir. Yapılan iş kanuna karşı hiledir” ifadeleri kullanıldı.

“MADEN ARAMA FAALİYETİNİ DURDURUN”

Mahkeme kararının herkes ve tüm idareler tarafından bağlayıcı olduğunun hatırlatıldığı açıklamada şu talepte bulunuldu:

“Yasa ve usule, mahkeme kararına aykırı ruhsatın ve Hüseyin Derin adlı şahsın Kiğı ilçesi, Eskikavak köyü, Arek Mezrası ve mevkiinde, yerleşim yerlerine 300 metre mesafede bulunan maden arama faaliyetinin derhal durdurulmasını talep ediyoruz. Bizim de bir parçası olduğumuz yöre halkının, geçmişi, kökleri, anıları ve ata mezarları bu topraklardadır Kiğı bölgesi de ülkenin kültür mirasıdır. Birilerinin para hırsı ve rant kaygısı için harcanamayacak kadar kıymetli ve kutsaldır. Yetkililerden bu konuda cevap bekliyoruz.”

MADENCİLİK YAPILMAK İSTENEN BÖLGEDE TARİHİ YAPILAR VAR

Madencilik faaliyetine açılmak istenen Arek mezrası eski bir yerleşim alanı. Kiğı’da Ermenilere ait 45 kiliseden biri olan Surp Hovannes Kilisesi Arek’te bulunuyor. Arek  Surp Hovannes Kilisesi, ‘Nehre Nazır Azize Meryem Ana Manastırı’ ya da ‘Yüksekteki Meryem Ana Manastırı’ olarak da biliniyor. 1800’lü yıllarda inşa edildiği belirtilen Ermeni kilisesi bakımsızlığa, kötü koşullara rağmen günümüze kadar ayakta durmasını başarmış. Kültür Tabiat ve Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğü tarafından 2010 yılında tescillenen Kilise defineciler tarafından tahrip edilmiş durumda. Bölgede bulunan tarihi yapılar bununla sınırlı değil.  Ermenilere ait çok sayıda yapı var.