HABER MERKEZİ- Bir dönem aynı kanalda çalışan Ayşenur Arslan ile Hakan Aygün mahkemelik oldu. Arslan kendisine tazminat davası açan Aygün için "Onun herhangi bir ideoloji veya inanca sahip olmadığına kefilim" dedi.

Ayşenur Arslan, Halk TV yöneticisi Hakan Aygün'ün kendisi hakkında 50 bin liralık tazminat davası açtığını sosyal medya hesabından duyurdu. "Günün fıkrası: Hakan Aygün bana dava açtı. 50 bin tl tazminat istiyor.. Adının bile geçmediği bir yazıya dayanarak.." diyen Arslan, daha da ağır sözlerle devam etti:

"Kendisi istedi. Mahkemede adı pek çok konuda ve tatsız biçimde geçecek.. En komiği de Hakan kendisini Fetöcülükle itham ettiğimi sanıyor.. Oysa onun herhangi bir ideoloji veya inanca sahip olmadığına kefilim!!" 

'HALK TV KENDİSİNİ İMHA EDİYOR'

Arslan ile Hakan'ı mahkemelik yapan Ayşenur Arslan'ın 'Halk TV'ye yazık oluyor' şeklindeki sözleri ve yazısı oldu. Ayşenur Arslan, şöyle yazmıştı:

"CHP’nin elinin altında Halk TV gibi önemli bir 'kaynak' var. Ancak o kaynak, yağmur suları gibi boşa akıp tüketiliyor. Orada çalıştığım için pek çok şey biliyorum. Bilmediklerimi de son günlerde Makbule Cengiz’in kitabından ve Serdar Akinan’ın yazılarından öğrendim. Halk TV’ye... Daha önemlisi, hegemonyanın aşılmasında önemli bir rol oynayabilecek medya gücüne yazık oluyor.

İktidar Cumhuriyet’i boğazlarken, BirGün’ü bitirmek için elinden geleni yaparken, sıra Sözcü’ye gelmişken… Halk TV kendi kendisini imha ediyor. Ne karşılığında?

Yanıtı, Makbule Cengiz’in kitabında. ODA TV’deki yazılarda.

Ve bana sorarsanız, Kemal Kılıçdaroğlu’nun önüne konulan sayısız dosyada...”

'KILIÇDAROĞLU ARADI'

Arslan bu yazısı üzerine CHP lideri Kılıçdaroğlu'nun kendisini aradığını ve Halk TV'nin CHP'nin televizyonu olmadığını söylediğini aktaran başka bir yazı daha kaleme almıştı:

"Yazmak için iznini aldığım konuşma özetle şöyle geçti:

KK: Ayşenur Hanım, Halk TV bize ait değil. Yani CHP’nin televizyonu değil.

BEN: Biliyorum. Zaten ben de CHP’nin demedim. “CHP’nin elinin altındaki televizyon” dedim. Ancak, aradaki organik ilişki ortada. Kaldı ki, siz / ben bilsek de sokaktaki insana sorsanız CHP’nin televizyonu der. Ve oradaki her yanlışlık size fatura edilir. Nitekim şu sıralarda neler neler yazılıyor. Özellikle İstanbul’da neler oluyor bir bilseniz...

KK: Biliyorum. Her şeyi biliyorum. Ama ne yapabiliriz ki! Televizyon bizim kontrolümüzde değil.

BEN: Orasını bilemem elbette. Ben sadece, o kadar önemli bir kaynağın nasıl kullanıldığını yazabilirim.

KK: Ben Deniz Bey’le bir konuşayım… Bakalım ne yapabiliriz..."