T24 yazarı Mehmet Yakup Yılmaz, her cuma günü kaleme aldığı ve 19. haftasına giren 'Mubarek Cuma Soruları'nda İçişleri Bakanı Süleyman Soylu hakkındaki iddiaları yeniden hatırlattı. Yılmaz, "Hırsızları yakalayacak bakanlığın başındaki Bakan, kimi, hangi hırsızı koruyor?" diye sordu.

Yılmaz'ın T24'te "Soylu, Dedikodu İşleri Bakanı mı?" başlığıyla yayımlanan yazısının ilgili kısmı şöyle:

Mübarek Cuma Soruları'nın 19. haftasını, Süleyman Soylu ile açacağız.

Yetkili makamlarda bulunanların dedikodu yapma adeti artık sıkıntı verici boyutlara ulaştı.

Mahalle kahvesinde konuşur gibi konuşuyorlar ve böylece politika yaptıklarını zannediyorlar.

Bu dedikoducu tiplerden biri de İçişleri Bakanı Süleyman Soylu.

Ağzına geleni söylüyor ama kendisinin İçişleri Bakanlığı koltuğunda oturduğunun farkında bile değil gibi.

Oysa o makam, dedikoduyu hiç kaldırmayacak bir makam.

En son olarak da "bazı gazetecilerin İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nden maaş aldıklarını" iddia etti.

Bu adet ile AKP belediyeleri yüzünden tanıştık.

"Mesleğimize bulaştı" mı deseydim acaba?

Her gün gazetelerde köşesini gördüğünüz, televizyonlarda programlara çıkan ve kendisine gazeteci süsü veren bazı tipler maaşlarının bir bölümünü belediyelerden ya da kamu kuruluşlarından aldılar ki yazdıkları, ekrana çıktıkları kuruma yük olmasınlar.

Milletin kesesinden yandaş medya beslendi.

CHP'li belediyelerin de böyle marifetleri var mı, bilmiyorum. Ama olma ihtimalini küçümsemiyorum da.

Ancak İçişleri Bakanı, bunun dedikodusunu yapacak durumda değildir.

Kimlerin maaş aldığını biliyorsa, isimleriyle açıklamalıdır ki mesleğimizin mensuplarının tümü töhmet altında kalmasın.

İsimleri bilmiyor, kulaktan dolma bilgilerle dedikodu yapıyorsa de makamından utanmalıdır.

Gerçi utanma duygusu kalmış mıdır, onu da merak etmiyor değilim.

Çünkü utanma duygusu kalmış olsaydı, mafyanın maaşa bağladığını bizzat açıkladığı politikacıyı açıklardı.

O politikacının ismini, derdest bir soruşturma dosyasından öğrendiğini biliyoruz. Ankara Cumhuriyet başsavcısı da biliyor olmalı.

Ama belli ki bu politikacı AKP ya da MHP'li, onun için adını sır gibi saklamaya devam ediyorlar ama dedikodusunu yapmaktan da geri durmuyorlar.

Bakan Soylu'nun Sezgin Baran Korkmaz ile ilişkisi de hâlâ yanıt bekliyor.

Bir gazeteci müsveddesi, Soylu ile Korkmaz'ı buluşturmak için 10 milyon Euro istemişti.

Bu parayı kimler aralarında paylaşacaklardı? Bakan'ın bu işten haberi var mıydı? Ankara'da, iş sahiplerini, iş bitiriciler ile görüştürmek için böyle komisyonlar almak yaygın bir uygulamaya mı döndü?

Soylu, Korkmaz ile makam odasında neden, hangi konuyu görüştü? Korkmaz'ın bazı alacaklarının sildirilmesi konusu bu buluşmanın gündeminde miydi? Bir İçişleri Bakanı, yurtdışına kaçmasından hemen önce bir iş adamı ile niye görüşür, ne konuşur?

Öte yandan Bakan Soylu, İstanbul Belediyesi'ndeki yolsuzluklar ile ilgili dosyaları, "inceleteceğim" diyerek belediyeden zorla aldı ve bir yere kilitledi.

O dosyalar nerede?

Hırsızları yakalayacak bakanlığın başındaki Bakan, kimi, hangi hırsızı koruyor?

O dosyalar savcılıklara ne zaman gönderilecek?

Sezgin Baran Korkmaz'ın mal varlıkları üzerindeki tedbiri, olmayan bir MASAK raporunu gerekçe göstererek kaldırtan savcı, neden taltif edilerek Adalet Bakanı Yardımcısı yapıldı?

Savcı'yı bu yola iten müşevvik neydi? Hâkim, nasıl oldu da MASAK raporunun orijinalini görmeden, savcının isteğini yerine getirdi? Bu işe de üç harfliler mi karıştı?