T24 yazarı Mehmet Yakup Yılmaz, DEVA Partisi Genel Bşakanı Ali Babacan'ın 30 Ağustos Zafer Bayramı kutlamalarında İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin vals oynatması sonrası sarf ettiği "Ülkemizi intikamdan, rövanştan beslenen azgın bir azınlığa bırakmamakta kararlıyız" sözlerine tepki gösterdi. 

"Azıyorlar da ne yapıyorlar, bunu gerçekten merak ettim." diyen Yılmaz, " Çeyrek yüzyıla yakın bir süredir, bu ülkede Türk olduğunu söylemek, bununla gurur duyduğunu ihsas etmek bile ayıplanıyor. Kusura bakmayın ama elimizden bir şey gelmiyor, Türk'üz! Türk olmam, Kürtlerin yaşadıklarına duyarsız olmamı da gerektirmiyor. Tıpkı, kimliğini Müslüman olarak tanımlayanların sorunlarına duyarsız olamayacağım gibi. Laiklik konusunda neden bu kadar hassas olduğumuzu anlamak için de öteki Müslüman ülkelere bir bakın." dedi.

Mehmet Y. Yılmaz'ın T24'te "Azgın azınlık" azıyor da ne yapıyor?" başlığıyla yayımlanan bugünkü yazısının ilgili kısmı şöyle:

Ali Babacan "onu demek istemedim, bunu demek istemedim" diye laf dolaştıracağına bunu açıklasa iyi olur.

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, geçen gün sert çıktı, "azgın azınlığa" pabuç bırakmayacağını söyledi.

Ali Babacan'ın sözünü ettiği "azgın azınlık", sosyal medyada, milli bayram günlerinde muhafazakar kesimi rahatsız eden paylaşımlar yapıyormuş.

"Laikçi" diye tabir ettikleri bazı vatandaşlar, milli bayramlarda, muhafazakarları sıkıştırıyormuş.

Neden söz edildiğini anlayabilmek için kuantum fiziği okumamız gerekmiyor.

Rejim, milli bayramların resmi düzeyde coşkuyla kutlanmasından hazzetmiyor, bunu biliyoruz.

Çünkü bu bayramları, Cumhuriyetin kurucularından ve kurucu ideolojisinden soyutlayarak kutlayabilmeleri mümkün değil.

Fesli Kadir gibi açık sözlü olup, "keşke Yunan kazansaydı" da diyemedikleri için milli bayramlarda görünmez olmak istiyorlar.

Hatırlayın, bir-iki yıl öncesine kadar milli bayramlarda ya hastalanırlar ya da yurt dışında resmi gezide olurlardı.

Bin yıl önceki Malazgirt'i coşkuyla kutlarken, 100 yıl önceki Sakarya'yı önemsemiyor olmalarının nedeni bu.

O gün milli ordu Sakarya'da yenilmiş olsaydı, o zafere burun büken devletlularımız Yunan pasaportu taşıyacaktı.

"Ezan susmaz, bayrak inmez" diyorlar ama o gün o zafer olmasaydı, ezan da susardı, bayrak da inerdi.

Şimdi bu milli bayramların devlet katında yeterince coşkuyla kutlanmamasını eleştirenler "azgın azınlık" oluyor, öyle mi?

Ali Babacan da "onu demek istemedim, bunu demek istemedim" diye laf dolaştıracağına bunu açıklasa iyi olur.

Azıyorlar da ne yapıyorlar, bunu gerçekten merak ettim.

Çeyrek yüzyıla yakın bir süredir, bu ülkede Türk olduğunu söylemek, bununla gurur duyduğunu ihsas etmek bile ayıplanıyor.

Kusura bakmayın ama elimizden bir şey gelmiyor, Türk'üz!

Türk olmam, Kürtlerin yaşadıklarına duyarsız olmamı da gerektirmiyor.

Tıpkı, kimliğini Müslüman olarak tanımlayanların sorunlarına duyarsız olamayacağım gibi.

Laiklik konusunda neden bu kadar hassas olduğumuzu anlamak için de öteki Müslüman ülkelere bir bakın.

Bugün Türkiye'de birilerinin azmasından endişelenmemiz gerekiyorsa, onların kimler olacağını o ülkelere bakarak daha iyi anlayabilirsiniz.