Meral Akşener: Parayı götürüp Saray'ın bahçesindeki inşaatlara harcadılar



Artı Gerçek

'Babaların evlerine ekmek götüremediği için kendini asarak can verdiği Türkiye’de saraylarına yaklaşık 3 milyar lira harcayabilen vicdansızlara soruyorum; adalet bunun neresinde?'


İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, partisinin grup toplantısında konuşuyor.

Konuşmasında Saray'ın harcamalarına değinen Akşener, partisinin TBMM grup toplantısında "Cumhurbaşkanlığı Saraylarının bakım ve onarımı için 610 milyon lira daha harcanacak" dedi.

Akşener'in konuşmasından öne çıkan bölümler şöyle:

"Hayvan hakları savunucularına bir söz verdim. Yasalardaki gerekli değişiklikleri yapmak için elimden geleni yapacağıma dair söz verdim. Hayvanlara işkence edenlerin kabahatlar kanuna göre değil Türk Ceza Kanununa göre yargılanması için elimden geleni yapacağım.

Devlet aklı devlet yönettiğinin farkında olanlarda bulunur. Türkiye’yi “şahsım” ülkesi olarak görenlerde bu aklı bulamazsınız. Her adımları ciddiyetsiz, her işleri millet menfaatlerinden uzaktır. Bu iktidarın mensupları devlet yönettiklerini unuttukları gibi sürdükleri sefanın tadını çıkardıkları israf düzeninin içinde milletimizin dertlerini görmez, çile çeken insanımızın sesini duymaz hale geldiler.Sizler ve aileniz ay sonunu getirmek için mücadele ederken, bakın iktidarın sarayında neler oluyor. Cumhurbaşkanlığı Saraylarının bakım ve onarımı için 610 milyon lira daha harcanacak. Bu nasıl para biliyor musunuz? Hani 50 milyon dolar bulamadıkları için Katarlılara peşkeş çektikleri Tank ve Palet fabrikamız var ya işte onun için gerekenin tam iki katı. Bu para 265 bin 217 asgari ücrete eşit. Şaka değil. Sarayın onarımına bakımına ve yeni binalara harcanacak. Üstelik bununla da bitmiyor. Geçtiğimiz yıl sarayın bahçesindeki binalara harcanan para ne kadar biliyor musunuz? 2 milyar 845 milyon lira. Bu parayla maliyeti 100 bin liradan 28 bin aile ufak tefek de olsa başını sokacak bir ev sahibi olurdu. 28 bin ailemizi ev sahibi yapacak parayı götürüp sarayın bahçesindeki inşaatlara harcadılar." 

YOKSULLUK İNTİHARLARI

Akşener son dönemde yoksulluk ve borçlar nedeniyle intihar olaylarına da değinerek şunları söyledi: 

"Bir babanın Hatay’da kendini yaktığı bir babanın Meclis’te intihara kalkıştığı, daha dün borçlarımı ödeyemiyorum diyerek kendini kamyonuna asan bir babanın yaşadığı ülkede oluyor bunlar. Elazığ depremi ardından yardımları ücretsiz taşırım diyen koca yürekli bir kamyoncu kardeşimiz ekmek teknesine kendini asarak son verdi. Babaların evlerine ekmek götüremedi için kendini asarak can verdiği Türkiye’de saraylarına yaklaşık 3 milyar lira harcayabilen vicdansızlara soruyorum; Adalet bunun neresinde? Vicdan bunun neresinde? Bu hüzünlü hikayeler gece rüyanıza girmez mi? Kalbinizde bir sızı yaratmaz mı? Yüreğiniz sızlar mı? Yazıklar olsun size.Geçen hafta Bursa’daydım. Saraylarına oluk oluk para akıtan bu ülkede vatandaşımızın hayatı hiç de saray zenginleri gibi değil. Karşılaştığım her üç kişiden biri “iş” dedi, “aş” dedi. Dinlediğim her esnaf elektrik dedi, doğalgaz dedi. Bir kardeşim elektrik faturasını uzattı “geçen yıl 380 lira bu yıl 550 lira” dedi. Kuruyemişçi bir kardeşimin faturası 800 lira, tütüncü bir kardeşimin faturası 700 lira, pastaneye girince tezgaha konan elektrik faturası aylık 4000 bin lira. Maliyetler bu kadar yükselirken çalışanına nasıl maaş ödeyecek kirasını, suyunu, doğalgazını da eklediğimizde binlerce vatandaşa ekmek veren bu işletmeler nasıl ayakta kalacak?

'DAMADINI TARAFTARLARIN YAKASINDAN DÜŞÜR'

Konuşmasının devamında AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın damadı Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak'ın spor ile ilgili meselelere müdahale ettiğini vurgulayan Akşener, Erdoğan'dan damadının 'spor işlerinden' geri çekmesini istedi:

"Fenerbahçe tribünlerinden yükselen sesleri duyuyorsunuz. Ben başkanların kendi aralarındaki rekabetle ilgili değilim. Siyasetçilerin bu tartışmalara dahil olmaması gerektiğini düşünüyorum. Siyasetin spora karıştığı ülkelerde sporun ileri gidemediğini biliyorum. Ancak damat bey bakanlıktaki başarısızlığıyla gündeme gelmekten yorulmuş olacak ki bu aralar anlamadığı başka bir alanı, futbolu karıştırmakla meşgul.Yahu arkadaş bırakın insanlarımız istedikleri kulübe gönül versin, cahilce ettiğiniz her söz insanlarımızı rahatsız ediyor. Gereksiz tartışmalara sebep oluyorsunuz.Trabzonspor da bizim Fenerbahçe de bizim. Sayın Erdoğan damat bey üzerine vazife olmayan her işe karışıp ortalığı karıştırıyor. Gel Bursa’da konuştuğun Fenerbahçeli kardeşlerimin sesine kulak ver. Damadını artık taraftarın yakasından düşür. Yoksa o tribünler sana öyle bir ders verir ki şaşar kalırsın."

'KARŞILAŞTIĞIM HER ÜÇ KİŞİDEN BİRİ İŞ DEDİ'

"Geçen hafta Bursa’daydım. Saraylarına oluk oluk para akıtan bu ülkede vatandaşımızın hayatı hiç de saray zenginleri gibi değil. Karşılaştığım her üç kişiden biri “iş” dedi, “aş” dedi. Dinlediğim her esnaf elektrik dedi, doğalgaz dedi. Bir kardeşim elektrik faturasını uzattı “geçen yıl 380 lira bu yıl 550 lira” dedi. Kuruyemişçi bir kardeşimin faturası 800 lira, tütüncü bir kardeşimin faturası 700 lira, pastaneye girince tezgaha konan elektrik faturası aylık 4000 bin lira. Maliyetler bu kadar yükselirken çalışanına nasıl maaş ödeyecek kirasını, suyunu, doğalgazını da eklediğimizde binlerce vatandaşa ekmek veren bu işletmeler nasıl ayakta kalacak?"

"Çiftçilik ve hayvancılık yapan vatandaşlarımızla dertleştik. Önümüze konan tablo her şeyi anlatıyor. 50 dönüm arazide armut bahçem var, gübreydi, ilaçtı, suydu, mazottu, işçiydi derken 2019 yılını ana paradan yüzde 40 zararla kapattım diyor. Bir de yüzde 40 zararda. Bu çark nasıl dönecek bilen var mı? Bu feryadı duyan var mı? Elbette yok. Kestel ve Gürsu’da nüfusun yüzde 60’ı çiftçilik ve hayvancılıkla geçiniyor. İlaç ve gübre fiyatları ortada diyorlar ki “2019’dan bu yana para kazanamıyoruz”. Süt inekçiliği yerini besiciliğe bırakmış. Yem fiyatları yüksek o nedenle hayvanın bakım maliyetini yüklenmek yerine etinden para kazanmaya çalışıyorlar. 

'FAİZ BASKISI DOLARI FIRLATTI'

Öğrenim kredisi yükü altına giren üniversite öğrencilerine değinen Akşener, öğrencilerin hem çalışıp, hem de derslerine devam etmesinin olanaksızlığından bahsederek;

"Bu çocukların gözlerinin içi parlaması lazım ama mutsuzlar. İki arkadaş ev tutmuş, 200 lira elektrik faturası, 280 lira doğalgaz faturası ödüyorlar. Daha kira var, internet var, mutfak var. Bu çocuklar hangi selim kafayla ders çalışsın da başarılı olsun. Büyük çoğunluğu yarım gün garsonluktur, servis elemanıdır, satış elemanıdır gibi konularda iş arıyor. Gününün yarısını işte geçiren bir çocuk, üniversitede ders çalışıp sınavı nasıl başaracak? Bursları AK Parti’den torpilliler aldığı için mecburen öğrenim kredi kullanıyorlar. Şimdiden kara kara aldıkları krediyi nasıl ödeyeceklerini düşünüyorlar. Bir genç dedi ki 16 bin lira kredi kullanıp 27 bin lira ödeyeceğim. Bunun altından nasıl kalkarım bilmiyorum. Bunu söyleyen bir gencin ülkesini yönetenlere güveni kalır mı?Faizler konusunda sayın Erdoğan’la aynı fikirdeyim faizler insin istiyorum. Ama baskı ile faizler inmez. Merkez Bankası’na faizler insin baskısı yapıldı. Kendisi akıllı Merkez Bankası cahildi.2015 yılında faizleri indirin dediğinde 7.5’ti faizler. Merkez Bankası başkanı gitti açıklama yaptı, ‘faizleri baskılarsak yukarı çıkar’ dedi. Yıllar süren bu faiz baskısının sonucu dolar fırladı, faiz fırladı, ekonomimiz küçüldü" dedi.

'CUMHURBAŞKANLIĞI HÜKÜMET SİSTEMİ FAKİRLEŞTİRİYOR'

"Türkiye’nin yapısal sorunları var. İktidara geldikleri günden beri, dillerinden düşürmedikleri bu sorunu çözmek yerine, daha da derinleştirdiler. Attıkları adımlardan anlıyoruz ki; çözmeye de niyetleri yok… Akıl üzerine, milletimizin çıkarları üzerine değil, Sayın Erdoğan’ın keyfine göre, bir avuç Ak Parti zenginini ihya etme üzerine bina edilen, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçildiğinden beri, artan bir hızla fakirleşiyoruz, her ay daha fazla vatandaşımız işsiz kalıyor.Bana; “Damadın krizden çıkmak için uyguladığı ekonomi politikası nasıl?” diye sorsanız; “Trolle balık avlamaya benziyor.” derim. Bakın anlatayım; Merkez Bankası’nın yedek akçesini Hazine’ye aktardılar. Ne için? Günü kurtarmak için. Sonuç ne oldu? Kendilerinden önce bağımsız olan Merkez Bankası’nın itibarını, yerle bir ettiler. Dolambaçlı yollara girdiler, Katar’dan ödünç para aldılar. Ne için? Merkez Bankası’nın net rezervlerini fazla göstermek için.Sonuç ne oldu? Uzun dönemli itibarımızı tehlikeye attılar. Varlık Fonu diye bir fon kurdular. Bu fonu, “Con Ahmet’in Devri Daim Makinesi” gibi tanıttılar. Milletin kendisine ait olan şirketleri, bu fona geçirip, Sayın Erdoğan ve damadına bağladılar. Ne için? Eşe-dosta para aktarmak için. Sonuç ne oldu?Maliyeyi çift başlı hale getirip, hazinemizin itibarını, kısa dönemdeki harcamalarına feda ettiler. SWAP kısıtlamaları getirdiler. Ne için? Birkaç haftalık fayda için. Sonuç ne oldu? Uzun yıllar sonunda kazanılmış, Türk Lirası’na olan güveni heba ettiler."

'DAMAT BEYİN EKONOMİK PROGRAMI TROLLE BALIK AVLAMAK'

"Damat Bey’in ne idüğü belirsiz politikalarını uygulamak için, sermayesi millete ait olan kamu bankalarına, sadece geçen hafta, 5 milyar dolara yakın döviz sattırdılar. Ne için? Hem kuru, hem de faizleri aynı anda baskılamak için. Sonuç ne oldu? Yabancı bankaların hepsi, çıkış planları yapmaya başladılar. İşte bu yüzden, Damat Bey’in ekonomik programını, trolle balık avlamaya benzettim. Yaptığı tek şey, enkazın altında kalmamak için, itibarımızı heba etmek. Bugün ayakta kalabilmek için, geleceğimizi feda etmek.Bakın size çarpıcı bir örnek vereyim: Kütahya’da Zafer Havaalanı’nı yaptılar. Müteahhit şirkete 2020 yılı için, 1 milyon 280 bin yolcu garantisi verdiler.Bu duruma Kütahyalılar bile şaşırdı… Geçtiğimiz ay, bu havaalanını kaç yolcu kullandı, biliyor musunuz? Beş bin kişi. Hadi yaz aylarında trafik arttı diyelim, yıl sonuna kadar taş çatlasa 100 bin yolcu kullanacak. Sonra ne olacak? 2044 yılına kadar uçmayan uçaklar için, hazineden 244 milyon avro ödenecek. Bu parayı, Tank Palet’e 50 milyon dolar bulamayan iktidar değil, milletimiz ödeyecek.Buradan bir kez daha uyarıyorum: Ekonomi yönetimi, damada bırakılamayacak kadar önemli bir görevdir. Eğer ihracatınız ithalatınızdan fazla değilse, dışarıdan yabancı sermaye çekemiyorsanız, döviz kurunu ve faizleri baskılayarak günü kurtarırsınız, ama geleceğimizi tehlikeye atarsınız."

"Sayın Erdoğan ve beceriksiz damadının, utanç verici ekonomi yönetimi performansına, her alanda şahit oluyoruz. Ekonominin en önemli ayaklarından biri olan, faizlerle ilgili gelişmeleri yakından takip ediyoruz. Maalesef durum endişe verici…Öncelikle şunu belirteyim: Türkiye’deki faiz oranları çok yüksek. Gelişmiş ekonomilerde, sıfıra yakın faiz oranlarının olduğu bir dönemde, Yüzde 12 buçuk faiz, ülkemiz için kabul edilebilir bir oran değil.Sürdürülebilir bir kalkınma için, Yani; yeni yatırımların yapılması, tüketimin artması, ve işsiz vatandaşlarıma, yeni iş alanlarının açılması için, faizlerin bir an önce düşmesi gerekli. Bu noktada Sayın Erdoğan ile aynı fikirdeyim. Ben de bir an önce faizler insin istiyorum. Amma; Kendisine akıl veren çapsızların önerdiği ekonomi vizyonuyla, faizler inmez. Baskıyla, tepeden inme kararlarla, faizler inmez. Beceriksiz damadın açıkladığı, gülünç programlarla, faizler inmez. Kendi yakın tarihimizden bir örnek vereyim: 2015 yılının başında,Sayın Erdoğan, ortaya bir teori attı. “Faiz sebep, enflasyon neticedir.” dedi. Ekonomiyi tek bilinmeyenli bir denklem zannetti, ve Merkez Bankası’na “faizleri indirin” baskısı yaptı. Faizler inince, Türkiye şaha kalkacaktı… Kendisi akıllı, Merkez Bankası cahildi… “Faizleri indirin.” dediği 2015 yılında, faiz oranları ne kadardı, hatırlıyor musunuz? Yüzde 7 buçuk seviyesindeydi.Dönemin Merkez Bankası Başkanı, baktı olmuyor, “Gidip anlatayım.” dedi. 11 Mart 2015 tarihinde, Sayın Erdoğan’a 130 sayfalık bir sunum yaptı. Sunumunda özetle şunu söylüyordu: “Faizleri baskılarsak, dolar 3 liraya çıkar.”Düşünün… O zaman, doların 3 liraya çıkması bile felaket senaryosuydu. Ne yaptıysa, ne dediyse olmadı, Sayın Erdoğan, “faizleri indirin” baskısına devam etti. Yıllar süren bu faiz baskısının, döviz kurları üzerinde yarattığı gerilim birikti; ve hepinizin bildiği gibi 2018’de, faizler yüzde 24’e çıktı. Dolar kuru 7 lirayı gördü. Şirketler battı, milletimiz fakirleşti, ekonomimiz küçüldü."

'ERDOĞAN SEBEP, DAMAT VESİLE, KRİZ SONUÇ'

"Demek ki neymiş? Faiz sebep, enflasyon sonuç değilmiş. Demek ki neymiş? Sayın Erdoğan sebep, Damat Bey vesile, ekonomik kriz sonuçmuş… Türkiye’nin geldiği noktada, krizin sebebi aynen yerinde duruyor. Hatasından ders çıkarmamış olacak ki; aynı şeyleri söylemeye, aynı şeyleri yapmaya devam ediyor.Einstein der ki: “Delilik, aynı şeyleri yapıp, farklı sonuç beklemektir.”Sayın Erdoğan; Bu iş, tek bilinmeyenli bir denklem değil… O denklemde, senin görmezden geldiğin demokrasi de var. O denklemde, senin damadın beceriksizliği de var. O denklemde, aynı şeyleri yapıp, farklı sonuçlar bekleyen, sen de varsın.Bak, bu kısmı iyi dinle, reçeteyi yazıyorum… Çok zor değil: Yargıdan elini çekeceksin. Medyadan elini çekeceksin. Merkez Bankası’ndan elini çekeceksin. Damadını da bakanlıktan çekeceksin, işin başına yetkin isimleri getireceksin. Yani, önce bütün bu işlere sebep olan, bu ucube sistemden vazgeçeceksin. Yani, sözümü dinleyip, Türkiye’nin karakterine ve çağa uyan, İyileştirilmiş ve Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem’e geçeceksin.Bak işte o zaman, nasıl düşüyor faizler. Bak işte o zaman, nasıl düşüyor döviz kurları. Bak işte o zaman, nasıl geri geliyor yurt dışına kaçan paralar. Demokrasi ve kuvvetler ayrılığı olmadan, Türkiye kalkınamaz. Demokrasi olmadan atacağın her adım, krizi daha da derinleştirir."

AKŞENER'DEN İSTİFA GEREKÇELERİNE TEPKİ: İFTİRA KÖTÜ BİR ŞEYDİR

Meral Akşener grup toplantısının ardından gazetecilerin soruları üzerine partisinden istifalara dair bir açıklama yaptı. Akşener, "Prensip olarak , istifa tek taraflı bir irade beyanıdır. Üzüntüm şudur, bu kararlarına koskocaman bir camiayı, seçmeni, teşkilatları töhmet altında bırakacak ve gerçekten haksız temelsiz ve çok insafsız gerekçeler ortaya konduğunda, bu insanın gerçekten canını yakar. İftira kötü birşeydir" diyerek tepki gösterdi.