Çok tartışılıyor, ‘Bekleyin gidecekler’ denilerek tüm muhalefete eleştiriler yapılıyor bunda haklılık payları olsa da iktidarın ciddi güç kaybettiği açık.

Bi dakka bi dakka…

İyi ama iktidar gücünü ve etkisini kendi kendine kaybetmediyse muhalefet hiçbir şey yapmamış mıdır? Kılıçdaroğlu’nun linç girişimine maruz kalması, sığındığı evin yakılmak istenmesi, bakla kazığına oturtulma tehditleri, Meral Akşener’in evine kadar gelen saldırı girişimi, ‘bunlar daha iyi günleriniz’ tehdidi, Selçuk Özdağ’ın saldırıya uğraması, HDP’li Deniz Poyraz’ın HDP İzmir İl binasında katledilmesi, HDP belediyelerine kayyım atanması ve sürekli tutuklamalara, Suruç, Ankara Gar katliamlarına rağmen dağılmayan bir muhalefetin sırf dağılmamasının dahi ne büyük bir efor gerektirdiğini de bilemez miyiz? Bunca baskı altındayken büyümek zor olsa da durduğu yerde durmanın da başarı olduğunu söyleyemez miyiz?

Bi dakka o halde…

Muhalefet çözülmediği için iktidarın çözüldüğünü söyleyemez miyiz?

Muhalefetin çok kolaylıkla çözülüp dağılabileceğini düşünen iktidar pek de haksız değildi... İYİ Parti başka, CHP başka, HDP başka. Onlar çözülmeyince AKP çözüldü DEVA ve Gelecek Partisi de cesaret alarak çıkıverdi iktidarın içinden. Oğuzhan Asiltürk çoktan sürüklemeye çalışıyordu Saadet’i Cumhur İttifakı’na belki de…

Bi dakka…

Sedat Peker’in, düne kadar iktidar adına mitingler yapan ve tehditlerde bulunduğu bir yerden şimdi başka bir yere gelmesi de bir düzeyde bununla ilgili olsa gerek…

Muhalefet değil ama iktidar bölündü…

Bi dakka bi dakka…

İdeolojik olarak birbirine daha yakın olmak demek ki yeterli değilmiş. Baskılar ve tehditler karşısında itildiğiniz durum ideolojiden daha mı güçlüymüş! Baskıya uğrayanların birbirini anlama olasılığı daha mı güçlüymüş! Sedat Peker’in soldan, muhaliflerden alıntı yapması biraz da bununla ilgili olabilir mi?

Bi dakka daha lütfen, çünkü bu söyleyeceğimiz kritik…

Şimdi Kanal İstanbul ile bir grup insana para kazandırılırken İstanbul’da yaşayan AKP seçmeni de bu haksızlığa uğruyor. Baskıya, haksızlığa uğrayanlar birbirini anlar… Kanal İstanbul için tüm Türkiye halklarının tırnaklarıyla kazandığı paralar birilerine aktarılıyor...

İktidarın kaybedeceğinin cümlelerini bizzat iktidara kurdurmak kadar, Sedat Peker’i şimdi olduğu yere sürükleyen şeyin kendisin de muhalefetin bu duruşunun payı olduğunu bütünüyle görmezden gelmek iktidarın isteyeceği bir şey olabilir mi?

İktidar sessizliğiyle ve en son yine Erdoğan’ın ağzından kaybedeceğini söylemiyor mu ? Kanal İstanbul yatırımcıları için paralarını söke alırlar diyerek muhalefetin iktidar olacağını bizatihi kendisi doğrulamış olmuyor mu?

Bi dakka izin verin izah edelim…

AKP iktidarı devam edecek olsa Kanal İstanbul yatırımcılarının paralarını söke söke değil oldukları yere getirilerek, hesaplarına yatırılarak verilmez mi? Geçiş garantili işlerde paraları gelip söke söke mi alıyorlar bu iktidardan yani? İktidara bunu dedirtmek kolay mı?

Cumhurbaşkanı Erdoğan böyle söylerken bugün Devlet Bahçeli'de şöyle söylüyordu:

''Kanal İstanbul'dan dönülmesini, yüklenicilere para ödemeyi rafa kaldıracak her türlü engelleme ihtimalini dikkate alarak yasal bir güvenceye kavuşturmalıyız.''

İktidarı kaybedeceklerinden eminler ama Kanal İstanbul paralarını yerine ulaştırabileceklerinden emin değiller.

Son bi dakka daha lütfen…

Muhalefetin elinde sözünü sakınmasızca ve güçlü söylemekten net tavırdan ve kararlılıktan başka bir şey yoksa sözümüzde durmak en değerli şey değil mi? Sedat Peker bile dünkü sözünde değil bugünkü sözünde durmak için ne çok tweet atıyor.  Tüm muhalefet sözünde dursun, durduğu yerde dursun… Sözünde durmak dahi ne büyük efor istiyorken, Kanal İstanbul’un borcunu ödemesin, yürüdüğü adalet yolarının sosyal medyasına verdiği kullanıcı adı gibi herkes için dursun, özgürlük, eşitlik herkes için…

Söz meselesi o kadar sorunlu ki iktidar için; Onur Yürüyüşü’ne saldıran polisin direktifi de bu durumu anlatıyordu: Ağzını açanı alın!

Muhalefetin tüm bileşenlerinin ağzını açması, konuşması iktidar için sarsıcı… Gözlerin açılıp görülmesi, ağızların açılıp konuşulması önemli… Zaten gözler açıldığında görülen şeyler de AKP ve küçük ortağı MHP’nin yarattığı yıkım, yoksulluk, adaletsizlik, şiddet değil mi? Bunları yüksek sesle haykırmak için ağızlar açık kalmalı…