Anıl BAYRAKTAR


ARTI GERÇEK - DTK Eş Başkanı Leyla Güven'in tutuklanmasının ardından HDP ve DBP'nin İstanbul'da yaptığı eyleme polis müdahale etmiş, HDP İstanbul Milletvekili Musa Piroğlu itilerek tekerlekli sandalyesinden düşürülmüştü. Musa Piroğlu'na dönük yapılan bu saldırı gündem olmuş ve toplumun çeşitli kesimleri tarafından kınanmıştı.

Piroğlu ile dün yaşanan saldırıları, Leyla Güven'in tutuklanmasını ve AİHM'in Selahattin Demirtaş hakkında verdiği kararı konuştuk. 

'HDP'YE DÖNÜK SALDIRI, TÜM TOPLUMA DÖNÜK BİR SALDIRIDIR'

Piroğlu, "Leyla Güven'in hukuksuz yere tutuklanması ve dün eyleme yapılan saldırı aslında iktidarın HDP üzerinden bu topluma ayar verme politikasından başka bir şey değildir.Siyasal iktidar gerek kendi içindeki çatışmalarını gerekse muhalefetle karşı karşıya gelişini HDP ye yönelik saldırı üzerinden kristalize etmektedir. HDP ye dönük saldırı HDP yi aşan bir yerden, tüm topluma dönük bir saldırıdır. Baskıyla, zorbalıkla bizi yıldıracaklarını sananlar, bizi düşürerek kavgadan ve mücadeleden uzak tutacaklarını sananlar bilmelidir ki; biz düştüğümüz yerden doğrulur mücadelemize devam ederiz ama onlar düştüğü zaman kalkacak yeri kalmayacak." dedi.

'İKTİDAR RIZA ÜRETME KAPASİTESİNİ YİTİRMİŞTİR'

İktidarın toplumu korku ve baskı altına alarak yönetmeye çalıştığının altını çizen Musa Piroğlu sözlerine şöyle devam etti:

"Hegemonya kaybı yaşayan rıza üretme kapasitesini yitiren iktidar saldırganlığını daha da artırmaktadır. Gerek küçük ortağının HDP Kapatılsın çağrısı, gerekse HDP'ye karşı giderek sertleşen açıklamalar, iktidarın gerilimli bir dönemi işaret ettiğini göstermektedir. Siyasal iktidar baskı altında kaldıkça ve kaybetmeye başladıkça bu saldırganlığını daha da arttırmaktadır. Rıza kapasitesini yitiren iktidar aynı zamanda  devlet içinde ciddi bir güç birikimi de yaşamakta bu gücü de toplumsal alanı korku ve baskı altına alarak kullanmaya çalışmaktadır. Bu anlamda Meclise gelen derneklere kayyım atanmasıyla ilişkin yasa, baro yasası vb. yasalarla bu iş ele alındığında iktidarın meclisteki çoğunluğuna ve sokaktaki devlet gücüne dayanarak kendi kurumsal yapısını kalıcı hale getirecek ve bunu topluma zorla dayatacak bir süreç işlettiği de iddia edilebilir."

'HUKUK, ARKASINDA BİR HALK İRADESİ VARSA HAYATA GEÇİRİLEBİLİR'

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin Selahattin Demirtaş hakkında verdiği karar ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın kararı tanımadığını açıklaması hakkında da konuşan Piroğlu şunları söyledi: 

"Erdoğan AİHM kararını tanımadığını açıkladı. Aslında bu açıklama yeni değil geçmişte Osman Kavala davasında ve Demirtaş hakkında alınan başka kararlarda da aynı tutumu göstermişti. İktidar giderek sıkışmakta ve buradan çıkış için zaman kazanmaya çalışmaktadır. AİHM kararı iktidar için bağlayıcıdır ve iktidar bunun farkındadır. Eninde sonunda bu karar için adım atmak zorunda kalacaktır. Mesele AİHM kararını iktidarın uygulayıp uygulamayacağından çok bu kararları uygulatacak bir halk iradesinin ortaya konması meselesidir. Hukuk ancak onun arkasından bir halk desteği ve halk iradesi varsa halk adına hayata geçirilebilir. İktidara bırakıldığı takdirde iktidar kendi hukuğunu uygulayarak bütün uluslararası sözleşmeleri ve anayasayı istediği gibi yorumlama hakkını kendinde görmektedir. Anayasayı askıya alan bir iktidarın AİHM  kararları konusunda da bu kadar hoyratça konuşmasında yadırganacak bir durum yok. Yadırganması gereken esas şey kitlelerin bu hoyratlığa sessiz kalmasıdır." 

'BİZ DÜŞTÜĞÜMÜZDE YERDEN DOĞRULURUZ AMA ONLAR DÜŞTÜĞÜ ZAMAN KALKACAK YERİ KALMAYACAK'

Selahattin Demirtaş ve diğer siyasi tutsaklar hakkında konuşan Piroğlu sözlerini şöyle sonlandırdı:

"Biz bu sessizlik duvarını kırdığımız an, haklarımızın arkasında durduğumuz ve iktidarı hukuğa  uymaya zorladığımız an bu kararlar hayata geçecektir. Ben iddia ediyorum ki Selahattin Demirtaş'ın ve bütün devrimci tutsakların özgürlüğü ancak onlar için harekete geçmiş halk kitlelerinin mücadeleleriyle olacaktır. İktidar esas o zaman mecbur kalacaktır. Son tahlilde bilinmesi gereken bir şey vardır AİHM kararı Erdoğan için de devlet için de bağlayıcıdır. Eninde sonunda Selahattin Demirtaş ve yoldaşlarımız serbest kalacaktır. "