Can DÜNDAR


ARTI GERÇEK-Artık belli oldu ki, hükümetin ne yoksula, ne işsize, ne dara düşene faydası var. AKP iktidarı halkı kaderine terk etti, sadece ortak olduğu 5’li çete kazansın diye uğraşıyor. Onları zenginleştirmek için halkın bütçesinden çalıyor. Büyüme rakamları, halkın bütçesinin küçülmesi pahasına onların kasasının büyümesini yansıtıyor. 

Salgın koşullarında işsiz, aşsız, korumasız kalan milyonlar için seçenek, ya isyan edip hapse girmek ya boyun eğip çöp toplamak veya umudu kesip canına kıymak… 

Oysa muhalefetin büyümesi için bütün koşullar ortada: 

Kıvranan bir halk ve onun acısının nedeni olduğu apaçık anlaşılan bir iktidar… Ancak muhalefet liderleri çözüm aramak yerine arada araziye çıkıp dert dinlemekten, muhalefet sözcüleri, her gün sırayla ekranda görünüp halkın zaten bildiği, dahası yaşadığı sorunları sıralamaktan başka bir şey yapmıyorlar.

Bu durumda da sorumluluk belediyelere, dayanışma örgütlerine düşüyor.  Müzisyenler dayanışması, karşımızdaki en güzel örnek…

Türkiye’de nice bakanlığın, vakfın, derneğin yapamadığını yapıp müthiş bir dayanışma ağı oluşturan Haluk Levent’in sahne emekçileri için başlattığı kampanya hızla büyüdü. Diğer sanatçıların bağlamasını, gitarını, flütünü, sahne kostümünü satışa çıkarmasıyla, geçinemeyen müzisyenlerin faturalarını ödemek üzere bir fon oluşturuldu.

Bu örnek, bize siyasetin tıkandığı yerde sivil örgütlenmenin, yerel desteğin, toplumsal dayanışmanın devreye girmesinin önemini bir kez daha hatırlatıyor.

Siyaset, çoktan Meclis’ten çıktı. Partiler sandığın kurulmasını bekleyedursun, siyaset artık, aşağıdan yukarı doğru örgütleniyor; “Derdim var” diyenin yardımına koşanlar tarafından, sosyal medyada, sokakta, sendikada, fabrikada, mahallede, hastanede, kreşte, bakımevinde, üniversitede yapılıyor. O yüzden de başkanlık yarışında, siyasetçilerden çok belediyecilerin adı öne çıkıyor.

Görünen o ki, Türkiye’yi, ekranda konuşanlar değil, hizmette yarışanlar taşıyacak yarınlara…