ARTI GERÇEK- Halkların Demokratik Partisi(HDP) Kocaeli Milletvekili ve İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Üyesi Dr. Ömer Faruk Gergerlioğlu TBMM de yaptığı basın toplantısında cezaevlerindeki insan hakkı ihlalleri ve Kanun Hükmünde Kararname ile ihraç edilenlere yönelik ayrımcılıklara ilişkin konuştu.

2019’un insan hakları ihlaller ile geçen bir yıl olduğunu belirten Gergerlioğlu, “ 2020 yılında umarım insan hakları alanında, siyaset alanında, bilim alanında, sosyoloji alanında, özetle her alanda toplum ilerler ve güzel neticeler verir diye umuyoruz” dedi.

Ankara Emniyet Müdürlüğü’ndeki işkence olaylarına ilişkin sözlerine devam eden Gergerlioğlu, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun kendisine yönelik,  ‘Meclis’te FETÖ’cü bir milletvekilli var’ sözlerine değindi. 

‘ANKARA’DAKİ İŞKENCE İSPATLANDI’

Gergerlioğlu, “Ankara Barosu İnsan Hakları Merkezi’nden 3 ve Avukat Hakları Merkezi’nden 1 avukat Ankara Emniyeti’nde gözaltındaki kişilerle görüşme yapmıştı. Açıkladıkları raporda oldukça ağır kötü muamele ve işkence olaylarının olduğunu bu rapora geçirmişlerdi. Bizim iddialarımızdan sonra İçişleri Bakanı ve Adalet Bakanı suskunluğa gömülmüştü. İçişleri Bakanı iftiralara sığınarak bazı cevaplar vermeye çalışmıştı. Ankara Barosu İnsan Hakları Merkezi’nin bu net raporundan sonra kötü muameleyi, işkenceyi net olarak gösteren raporundan sonra İçişleri Bakanı hala konuşmuyor! Ağzından bir kelime çıkmıyor.”

“Adalet Bakanı, bize, “sosyal medyada işkence olayları Trend Topic (TT) olunca işkence ispatlanmış mı olacak?” diye itirazda bulunuyordu. İşte Ankara Barosu İnsan Hakları Merkezi de raporladı. Ey Adalet Bakanı ey İçişleri Bakanı artık bir açıklama yaparsınız herhalde! İçişleri Bakanı bakalım Ankara Barosu’na da bir iftira ve etiketleme faaliyetine girişecek mi? Bunu bilmiyoruz ama apaçık belgeler, raporlar ortada.

“Susan bir İçişleri Bakanlığı var, değerli arkadaşlar! Bir milletvekili olarak milletin her ferdinin anayasal sistem içinde doğru, adil ve eşit muamele görmesi için uğraşıyoruz. Suçlu bile olsa kimseye işkence reva görülemez. Her şeyin bir usulü erkanı vardır ve ona uyulması gerekir. Gözaltında ifade alınmasının da bir usulü vardır, insan haklarına uygun bir şekli vardır. Fakat bunlara artık Türkiye de biz riayet edilmediğini, gayet aleni, pervasız, fütursuz bir şekilde gözaltı merkezlerinde kötü muamelelerin yapıldığını, 2019 yılı boyunca gözlemledik” dedi.

Birçok kaçırılma ve işkence olayı bize bildirildi. Bunları sorduk, ciddi cevaplar yerine cevapsızlık, sümenaltı etme, sessizliğe suskunluğa gömülme ve en kötüsü de sağa sola iftiralar saçma şeklinde tepkiler geldi. Bunlar kabul edilebilecek hadiseler değil. Bu sorulara cevapsızlıkla cevap vermek, suskunluk, sessizlik, örtbas, sümenaltı etme ve iftira tedbirleri kesinlikle kabul edilecek hadiseler değildir.

2019’da 7 insan kaçırılmış, 6’sı bulunmuştu. Şu anda Ankara 34. Ağır Ceza (MİT) Mahkemesi’nde yargılanıyor bu insanlar. Ne olduğunu hiç öğrenemedik! Bu insanlar kaçırıldı, hiç kimse bilgi vermedi, savcılar bilgi vermedi, dosyada gizlilik vardı. Bir anda ortaya çıktılar ve şu anda Ankara 34.Ağır Ceza’da yargılanıyorlar. Birisi bulunamadı. 7 kişi kaçırılmıştı 6’sı aniden Ankara Emniyet Müdürlüğü’nde çıktı birisi Ankara Gimat’da kaçırılmıştı Yusuf Bilge Tunç. 5 ayı geçti halen ortada yok. Yakınları perişan durumdalar. Eşi, babası, annesi, çocukları gece gündüz 2 gözü 2 çeşme ağlıyorlar ve ama hiç bir kimse bilgi vermiyor. Bu kişi nerede, hangi devlet kurumunda ortaya çıkacak, merak ediyoruz. Çünkü diğer 6 kişi için, kaçırıldıkları günden itibaren bunları sormuştum aniden Ankara Emniyet Müdürlüğü’nde ortaya çıkmışlardı. Bakalım Yusuf Bilge Tunç nerede ortaya çıkacak.”

KHK’LILARA YÖNELİK İNSAN HAKKI İHLALERİ 

Gergerlioğlu konuşmasının devamında, “KHK’lılara yönelik insanlık dışı soykırım uygulamalarını gördük. Yüzbinlerce KHK’lı yaşamdan örselenmeye ve yok edilmeye çalışıldı” dedi.

“20. yüzyılın Nazi uygulamalarının bir benzeri 21. Yüzyılda Türkiye’de yapıldı. Düşman hukuku uygulandı ve kamu görevinden ihraç edilen KHK’lılar özel sektörde de çalıştırılmadı, yaşam hakkı tanınmadı. İşkur’da kurs ve programlara dahil edilmedi, tapu da alım ve satım yapamadı, tapu da şahit bile gösterilmedi. Sosyal yardımlaşmadan kendileri ve yakınları bile faydalandırılmadı. Yakınları, akrabaları, iş arkadaşları onları dışladı. Bütün bunlardan sonra ‘madem beni istemiyorsunuz yurt dışına gideyim’ diyen KHK’lılara, ‘sana yurtdışına çıkış da yasak’ denildi” ifadelerini kullandı.
KHK ile ihraç edilen bir vatandaşın kasko ücretinin ödenmemesine değinen Gergerlioğlu, “Doğa Sigorta bir vatandaşın kaskosunu yapmış, vatandaşın arabası kaza geçiriyor. Tamir için önemli bir ücret ödenmesi gerekiyor. Kasko sigorta şirketinin vatandaşa verdiği cevap elimizde. Doğa Sigorta’nın vatandaşa verdiği cevap; “sen KHK’lısın biz sana ödeme yapamayız!” Yanlış duymuyorsunuz maalesef bunu söyledi. Sigorta şirketi de utanmadan istinaf’a gitmiş. Dava şuan istinafta. “

Garanti Bankası’nın iş bulabilen bir KHK’lıya maaş hesabı açmamasından da bahseden Gergerlioğlu, Bir şahıs KHK ile ihraç edildikten sonra işsiz kalıyor, binbir zorlukla asgari ücretli iş buluyor. Ancak işyeri, kendisine Garanti bankasından hesap açması gerektiğini söylüyor. Bankaya gittiğinde, sen KHK ile ihraç edilmişsin, sana hesap açamayız deniliyor. Sonuçta vatandaş ikinci kez işsiz bırakılıyor. Garanti Bankası’na defalarca sorduk ama cevap vermiyor” dedi.

‘KHK’LIYA SOKAKTA YÜRÜME DİYECEKLER’

“Bunlar apaçık belgeli bilgiler. Açıklama yapmayarak bu işten kurtulmaya çalışıyorlar. Biz boşuna mı KHK ile ihraç edilenlerin bir soykırıma uğradığını söylüyoruz! 3.5 yıldır yüzbinlerce örnek apaçık ortada. Türkiye bu cüretkarlığı, çok acıdır, çok üzücüdür, bunu da yapabilmektedir. Sanırım artık KHK’lıya sen sokakta yürüme, yaşama, nefes alma diyecekler.”

CEZAEVİNDEKİ ÇOCUKLAR

Anayasa’nın hamile ve 6 aya kadar emziren kadınların cezaevlerine konulamayacağına ilişkin maddedini hatırlatan Gergerlioğlu, “Cezaevindeki çocukların hızla arttığı dünyanın tek ülkesiyiz. Çok büyük bir hızla artıyor. 700 - 800 rakamlarını konuşuyoruz. Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü, Kasım 2019’da 780 rakamı açıkladı. Ben bu sayının 850’lere doğru tırmandığını tahmin ediyorum. Çünkü büyük bir hızla artış gösteriyor. Hakimler acımasız bir şekilde tutuklamayı cezalandırmaya dönüştürmüşler. Anne demeden, kadın demeden, hasta demeden, çocuk demeden, bebek demeden insanları cezaevine dolduruyorlar. Hamile kadınları cezaevine dolduruyorlar, yasayı da çok rahat çiğniyorlar.Son 3.5 yılda en az 3 hamile kadın, belki sayı çok daha fazla olabilir, biz 3 tane tesbit ettik, riskliyken tutuklandı ve düşük yaptı” dedi.

'DÜŞÜK YAPMA RİSKİ OLAN KADINLAR VAR'

Düşük riski olan başka tutukluların bulunduğunu söyleyen Gergerlioğlu, “Bu iktidarın eline bebek kanı bulaştı. Göz göre göre bu bebekler düşürüldü 3 vakayı da çok iyi biliyorum. Birisi ikizdi 4 tane bebek toprağa verildi. Düşünün yıllarca çocuğunuz olmuyor sonunda ikiz bebeğe hamile kalmışsınız, Nurhayat Yıldız’ın ikiz bebeği gitti.Hanife Çiftçi 7 haftalık iken bebeği gitti. Gülden Aşık o da 7 haftalıkken bebeği göz göre düştü.Serpil Özmermer hamile ve gebeliği risk altında. KHK ile memuriyetten ihraç edilmiş, gözaltına alındı ve tutuklandı. Çocuğu da var. 4 aylık hamile ve bunun bebeği de düşerse bu halin sorumluluğunu kime ait olduğunu söylememe herhalde gerek yok” dedi.

‘HAKKARİ’DEN BİR İNSAN NİYE GELİR MÜLAKAT İÇİN?’

Anayasa Mahkemesi’nin memur alımında güvenlik soruşturmasının hak ihlali olduğuna hükmettiğini vurgulayan Gergerlioğlu, “OHAL döneminin Güvenlik Soruşturması uygulaması çok acımasızdı. Gencecik insanlar kendisinden dolayı bile değil babasından, annesinden, ablasından, abisinden dolayı işe giremiyordu. Sınavda 90- 95 yapıyorsunuz Türkiye 1., 2., 3.’sü oluyorsunuz ama mülakatta veya mülakata bile alınmadan eleniyorsunuz.
“Bu durumda çok genç geldi benim yanıma. Mesela fizik alanında 1. Olmuş genç ve çok başarılı bir kadın, mülakatta da soruları bilmesine rağmen elenmişti. İkinci, üçüncü olanlar son derece süper başarılı öğrenciler mülakatta nedense eleniyordu!

“Milli Eğitim Bakanı’ndan öğrendim kendisi bana açıkça, “mülakatta geldiği zaman biz zaten insanlara güvenlik soruşturması yapmış durumdayız” dedi. O zaman Hakkari’den bir insan niye gelir mülakat için? Zaten mülakat öncesi güvenlik soruşturması yapılmış karar verilmiş. Bu yüzden Türkiye 1.’si olan 55 puan alıyor. Bunu bakan kendisi açıkça söyledi düşünün bu kadar pervasız bir ülkeyiz” dedi.

23 YAŞINDAKİ GENCE 46 YIL CEZA

“Bakın 23 yaşındaki bir genç, Alişan Taburoğlu, Burhaniye Ceza İnfaz Kurumu’ndan aldığım mektuba göre şunu söylüyor: “23 yaşında bir üniversite öğrencisiydim. Basın açıklamasına, gösteriye katıldım. Barış akademisyenlerine verilen cezaların ihraçların yanlış olduğunu söyledim. Parasız eğitim istedim ve Berkin Elvan’a, Ali İsmail Korkmaz’a yapılan haksızlıkları protesto ettim.”

“Mahkemelerden bana verilen cezalar toplamı kaç yıl biliyor musunuz, diyor. 23 yaşındaki bir insana toplam 46 yıl ceza verilmiş arkadaşlar. Ne bir insan öldürdüm, ne bir hırsızlık yaptım, ne bir gasp yaptım, bu nedir diyor. Hayatım yandı yaktılar beni, 2.5 yıldır cezaevindeyim, diyor.

“Adil olmayan yargılamalarla bir ülkeyi doldurursanız ,zalimlikle zulümle doldurursanız, muhalifinize düşman hukuku uygularsanız sonuçlar buraya varır. 23 yaşındaki bir insana 46 yıl ceza verirsiniz, Alişan, “sadece adalet istiyorum demiştim ben. Suçum adalet istiyorum demekti.”

“Askerden yazan bir OHAL KHK mağduru bakın ne diyor: "Askere geldim sayın vekilim. Bir yargılama süreci geçirdim diye şuan komutanlarımız hepsi üstüme üstüme geliyorlar. Her gün aşağılayıcı kelimeler kullanıyorlar bana. Yapılmayacak şeyleri bana yaptırıyorlar. Dayanacak gücüm kuvvetim kalmadı vekilim” diyor.

“Yine bakın ilginç örnekler geliyor. Bir vatandaşımız yine askerden yollamış. Diyor ki; “Türkiye Cumhuriyeti Devleti askerdeyken beni beni terörist diye askerden alıp tutukladı, gerçek bir terörist muamelesi yaptı. Yemediğim aşağılanma kalmadı. Daha sonra 2019 Kasımı’nda aynı Türkiye Cumhuriyeti beni askere çağırıyor, eksik hizmetini tamamla diyor. Ve şuanda da burada ölürsem şehit olacağım, diyor. Böyle garabet bir ülkedeyiz. Bilin zulmün çelişkinin böylesi.”

AÇLIK GREVLERİ

“190 gündür açlık grevinde olan bir insan, bu kilolu yapılı bir insandı, Şerif Mesutoğlu, Urfa Siverek Cezaevi’nde kaymakam Muhammed Safitürk davasında bomboş bir dosyayla katil ilan edilen, kaymakamlık personeli olan bir kişi yıllardır büyük bir mücadele veriyor. Duruşmalarda kendisini bile yaktı, açlık grevlerine girdi artık ölmek üzere çok kötü bir durumda, iyice zayıflamış durumda bu insan. Ve maalesef hakkında adil bir yargılama olmamasını eleştiriyor itiraz ediyor yeniden bir adil yargılama olması gerektiğini katil olmadığını müebbet hapse cezasına layık olmadığını ve bu konuda hiçbir dahili olmadığını feryat ederek söylüyor. İnsanlığın bu feryadı dinlemesi lazım.”

“Değerli arkadaşlar bu insan ölüyor, ölüme gidiyor, dosyasını inceliyoruz, bomboş bir dosya. Somut hiçbir belge bilgi yok ama katil ilan edilmiş ve müebbet hapse mahkum edilmiş. Yine Grup Yorum da şu anda açlık grevinde. Geçtiğimiz gün canlı yayınıma da aldım cezaevindeki süreçlerini de takip ettim. Açlık grevi 200 güne ulaşmış durumda. Oldukça bitkin, fizyolojik açıdan son derece sıkıntılı bir durumdalar. Geceleri uyuyamıyorlar, vücutlarında yangılar var, mide ağrıları var. Düşünün 200 güne yakın yemek yemiyorsunuz, şekerli suyla, tuzla besleniyorsunuz. Vücut bunu kaldırmaz.

"Cezaevindeyken çoğu B1 vitaminini alamadı. Grup Yorum, İdil Kültür Merkezi’ne baskınlar yapılmasın, terörize edilmesinler, konserleri yasaklanmasın ve tutsak arkadaşları serbest bırakılsın istekleriyle açlık grevlerini devam ettiriyor. Türkiye kamuoyunun tanıdığı bir müzik grubudur Grup Yorum. Ancak yıllardır süren tarihlerinin en ağır baskılarına maruz şuanda grup yorum en acımasız gözaltılar tutuklamalar onların üzerinde malum, biliyorsunuz.

“Bir başka açlık grevcisi olayı. Mustafa Koçak, 28 yaşında, o da Savcı Mehmet Selim Kiraz davasında, silah temin ettiği iddiasıyla müebbet hapislere maruz bırakılan, bu konuda böyle kararlar alınan bir insan. Son derece kötü durumda, 200 güne yakındır açlık grevinde. Dosyasına onun da baktığımız zaman, somut olmayan, tutarlı olmayan çok sözde, bilgi, belge ve delilinin olduğunu görüyoruz. Yargısız bir infaz yapılmış durumda.