Can DÜNDAR


ARTI GERÇEK - Sabah Gazetesi, iktidar yararına önemli bir iş yapıyor:

“Madem biz sosyal-kültürel alanda iktidar olamıyoruz, madem bizim cenah kendi sanatçısını yetiştiremiyor, o halde karşı mahalleden sanatçı devşirelim” diye düşünüyorlar.

Gazete son birkaç yılda Selda Bağcan’dan Edip Akbayram’a, Haluk Levent’ten Ahmet Ümit’e, Bülent Ortaçgil’den Derya Köroğlu’na, Mazhar Alanson’dan Teoman’a kadar bir dizi ünlü isimle röportaj yayınladı.

Röportajlarda, “Bakalım karşı taraf ne düşünüyor” merakından ziyade, “Ağızlarından iktidar lehine bir laf koparabilir miyiz” telaşı ağır basıyordu. Bu haliyle de bir itibarsızlaştırma kampanyasına benziyordu. Saydığım isimlerden bazıları bu tuzağa düşmeyip doğru bildiğini orada da savunurken, bazıları ne yazık ki kullanıldı. O kadar ki “Acaba bu hafta sıra kimde” diye endişeyle bekler olduk.

Elbette her sanatçı, istediği mecrada, istediği görüşü savunur; ister özeleştiri yapar, ister fikir değiştirir. Ama bunca deneyimden sonra, isimlerini bu kampanyada bile bile kullandırmamaları gerekirdi. Yıllarca ezilenlerin yanındaki pozisyonlarını bırakıp iktidar safına geçenler, sevenlerini hayal kırıklığına uğrattı. Sabah, misyonunu yerine getirmiş oldu.

Son yayınlanan Orhan Gencebay röportajı serinin yeni örneğiydi. Gencebay, muhalif bir figür değil; tersine Erdoğan’a yakınlığıyla biliniyor. Yine de, “Kula kulluk edene yazıklar olsun” diyerek şöhrete kavuşmuş bir şarkıcının Cumhurbaşkanı’nı eleştirenleri suçlayıp Saray’a kulluk eder hale gelmesinin sembolik bir önemi vardı.

Sabah, bir yandan karşının kültürel kalelerine saldırırken, bir yandan da kimin ne olduğunu daha net gösterip hak etmeyenlerin yaldızını dökerek yararlı oluyor. Ama öte yandan kapıyı çalan yeni dönem, kendi sanatçısını yaratıyor.

İşte Ezhel. Gücünü iktidar yaltakçılığından değil, aykırı sözünden, güçlü müziğinden alan sanatçı, kendisini eleştirenlere şöyle seslendi:

“Ben bu ülkeyi, asla sevmeyi denemediğiniz şekliyle seviyorum, her şeyiyle… Size rağmen, sizi bile seviyordum; bir yere kadar…”

İşte böyle… Yaman bir rüzgâr, bazı yıldızları semadan süpürürken, bazılarının yıldızını hepten parlatıyor.