Onur HAMZAOĞLU


ARTI GERÇEK-  "Türkiye'de de Dünya'da da pandemi ile birlikte hem ülkeler arasındaki hem de ülkelerde sınıfsal, toplumsal sınıflar arasındaki eşitsizlikler daha da arttı. Önlenebilir, durdurulabilir olmasına rağmen artmaya da devam ediyor maalesef. Patronlar ve hükümetler bile bile insanların Covid-19'a yakalanmasına, hastalanmasına bunun bir sonucu olarak da ölmelerine göz yumuyor. Bir şeyler yapıyor görünseler de seyretmeye devam ediyorlar. Dünya genelinde en az 130 milyona yakın insan hastalandı, en az 3 milyona yakın insanda doğrudan Covid-19 hastalığı nedeniyle yaşamını kaybetti. İktidarlar da, patronlar da bu hastalığın etkeni olan virüsün nasıl bulaştığını, bulaşmaması, daha az bulaşmaması için ne gibi kamusal önlemler alınması gerektiğini pekala biliyorlar. Ancak, yeterince ekonomik kaynak ayırıp bunları yerine getirmiyorlar, imtina ediyorlar. On milyonlarca insanın hastalanmasını, milyonlarca insanın engellenebilir bir hastalık nedeni ile ölmesini utanmadan, sıkılmadan seyrettiler, seyrediyorlar. Çünkü yaşanan felaketten nemalanıyorlar, çıkar sağlıyorlar. Hem yapılması gerekenleri yapmıyorlar hem de hastalıktan kişisel olarak korunmanın etkili ve en önemli araçları olan maske antiseptik solüsyonlar ve aşı satışları ile daha da zengin olabilmek için insanları umursamadan kıyasıya rekabet ediyorlar, fiyat belirliyorlar, hükümetlerde sadece seyrediyor. Halbuki toplumsal bağışıklık, en kısa sürede sağlanmaz hastalık bu hızla yayılmaya devam ederse, virüste ortaya çıkacak değişiklikler nedeniyle ellerindeki aşılar da etkisiz olabilecek. Belki maske bile işe yaramayabilecek. Bu riske rağmen yalnızca ve yalnızca yakın vadeli kazançların peşinde koşmaya devam ediyorlar. Felaketin daha da büyüyebileceğini görmezden geliyorlar. Türkiye'de de hükümetin hedefinde pandemi ile mücadele maalesef yok. Bilimsel bilginin gereğini yapmaya reddediyor hükümet. Aksine kapalı ortamlarda, fiziki mesafenin korunmadığı yerlerde toplantı ve törenler düzenliyor. Sonrası da yüzleri kızarmadan, kişilerin yeterince önlem almadıkları için hastalanmakla, hastalığı yaymakla suçluyorlar. 23 Ocak 2021'de yapılan yüz Covid testinden dördü pozitif çıkmıştı. 23 Şubat'ta yüz testten yedisi ve 23 Mart'ta da yüz testten on üçü pozitif çıktı. Günlük yeni hasta sıklığında iki ay gibi kısa bir sürede üç katından daha fazla bir artış gerçekleşti. Oysa bu önlenebilirdi. Kamusal önlemlerle, aşı ile önlenebilirdi. Hükümet yalnızca Sağlık Bakanlığı eliyle onun da büyük kısmı lafta kalan faaliyetleri ile pandemi yönettiğini iddia ediyor.

Ekonomi başta olmak üzere diğer kurumlar bu felaket ile mücadele etme konusunda maalesef kapsam dışında tutuluyor. Hasta ve ölüm sayısındaki sis bulutu 4 Ocak'ta başlatılan aşılamayla ilgili olarak oluştu. Kimler aşılandı, kimler ne zaman aşılanacak Türkiye'ye hangi kanallardan kaç doz aşı geldi, bundan sonra tedarik nerelerden ve hangi miktarda, ne zaman sağlanacak hiç birimiz bilmiyoruz. İktidar saklıyor, sansürlüyor, karartıyor. Bütün bunların yanı sıra aşılamada iller ve bölgeler arasında eşitsizlikler yaşanıyor. Zaman içinde daha da artıyor. Yeterli veri olmadığı için bakanlığın duyurduğu ile yetinip her bir il ve bölge için yapıldığını açıkladı. Ancak kimlere yapıldığını açıklamadığı bu aşı sayılarını il nüfuslarına göre değerlendirip her bir il ve bölgede bin kişinin kaçının ikinci doz aşısının yapıldığını bazı sınırlılıklar taşınsa da kayıt sağlabilir. 15 Mart itibari ile ülke genelinde 3 milyon 469 bin kişinin, başka bir ifade ile bin kişiden 42'sinin ikinci doz aşısı yapılabilmiş. Buna karşı aynı tarihte iki doz aşı olmuş sayısı Şırnak'ta bin kişide sekiz, Amasya'da ise 74 kişi. Aradaki fark 9,3 kat. 23 Mart itibari ile yine ülke genelinde 5 milyon 640 bin kişiye ikinci doz yapılmış. Bin kişide 72 kişi yapıyor. Ancak Şırnak'ta yaşayan bin kişiden sadece 11'ine aşı yapılabilmiş. Amasya'da ise bin kişiden 117 kişi ikinci doz aşısı yapılmış. Aradaki fark maalesef 11 kat. 15 Mart'tan 23 Mart'a kadar geçen sürede aradaki farkın azalmasını beklerken yalnızca sekiz gün içinde bu farkın yüzde 19 oranında daha da arttığına tanık oluyoruz. Benzer şekilde 15 Mart'ta Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde bin kişi başına 27 kişinin iki doz aşısı yapılmışken, Akdeniz Bölgesi'nde bin kişiden 71'inin iki doz aşısı yapılmış. Aradaki fark 2.6 kat. 23 Mart'ta Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde bin kişi başına 30 kişinin ikinci doz aşısı yapılmışken, Akdeniz Bölgesi'nde bin kişiden 98'inin aşısı yapılmış. Aradaki fark 3.3 kat. Hükümet tarafından, Sağlık Bakanlığı tarafından bölgeler arasındaki fark azaltılması gerekirken maalesef, böyle bir tutum alınmıyor, fark gün geçtikçe daha da artıyor. Söz konusu eşitsizlikler, ülkenin genelinde aşılamanın düşük olması da, plansızlığı da, şeffaf olmaması da kabul edilemez. Kabul edilemez çünkü insan iradesiyle yaratılmış bu eşitsizlikler ve aşılamadaki geri kalmışlığımız önlenebilir, ortadan kaldırılabilir. Bu iradeyi kabul etmiyorum."