ARTI GERÇEK- Eski Devlet ve Kültür Bakanı Fikri Sağlar, ARTI TV'de ekrana gelen "Gün Başlıyor" programında gazeteci Nazım Alpman'ın konuğu oldu. Sağlar, AKP'li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın Kıbrıs'ta Taliban'la ilgili yaptığı açıklamaları ve Türkiye'deki ittifak yapılarını yorumladı. 

'TALİBAN'LA NEREMİZ BENZEŞİYOR, NERESİ TERS DEĞİL, ANLAMIŞ DEĞİLİM'

Sağlar, Erdoğan'ın Taliban'la ilgili yaptığı açıklamada tehlikeli sözler kullandığını belirterek, "Yani 'Bizim Taliban'ın inancıyla alakalı ters bir yanımız yok. Daha iyi anlaşabileceğimize ihtimal veriyorum' lafı, gelecekle ilgili hayli tehlikeli günler yaşayacağımızın bir mesajı diye düşünüyorum. Taliban kim diye bakmak lazım? 1994'te Molla Ömer tarafından kurulmuş, ideolojisi despotizme ve şiddete dayalı bir örgüt ve modern dünyadaki tüm değerleri karşı olduğunu ço açıkça söylüyor. Şii, Alevilere karşı müthiş tepkililer, en büyük katliamları da onlar üzerinde yapıyorlar. BM dahil bütün dünyada en tehlikeli terör örgütü olarak kabul ediliyor. Televizyon, bilgisayar gibi teknolojik aletleri yok ediyorlar, cuma namazlarından sonra idamlar ve el kesme cezaları düzenliyorlar. Bu cezalar halka da izletiliyor ve kesilen eller, başlar meydanlarda sergileniyor. Afganistan'ın yüzde 85'ini ele geçirmiş durumdalar. Yani Taliban dediğiniz zaman cehalet, barbarlık, eli kanlı, katliam yapan bir örgüt geliyor akla. Bunlarla neremiz benzeşiyor, neresi ters değil, anlamış değilim" dedi.

"Evet, bizim ülkemizde Müslümanlar çoğunlukta ama onların inandığı Müslümanlıkla bizim inandığımız Müslümanlık arasında çok büyük fark var. Yani aklı yok sayan, barbar, kandan ve katliamdan hoşlanan, yalan, riya ve uyuşturucu tacirliğine onay veren bir inanç benzerliğimiz yok ki bizim onlarla. Bize ters değil demek, ülkemizdeki gerçek inananlara en büyük hakarettir" diyen Sağlar, şöyle devam etti: 

'BİR PAZARLIK VAR, BU PAZARLIK NEDİR?'

"Biz neyin karşılığında Kabil'deki havalimanının bekçiliğine soyunduk? Zaten Kıbrıs'ta söylüyor (Erdoğan), bazı şartlarımız da var, ABD arkamızda olursa, kullandıkları bütün araç gereçleri bize tahsis ederse, bizi korursa. O zaman bambaşka bir noktaya gidiyorsunuz. Bir pazarlık var, bu pazarlık nedir? Hemen arkasından sosyal medyada, Afganistan'dan gelen sığınmacıların hareketlerini görüyorsunuz. Gelenlerin hepsi 30 yaşın altındaki gençler, elerinde küçük çantalar, ne kadın ne çocuk var yanlarında. Asıl önemlisi, sınırdan alınan bu kişiler Ordu'ya, Niğde'ye, Mersin'e, belli yerlere gönderiliyor. Yani mesela gidip de Edirne'ye, Avrupa'ya giden bir yola konulmuyor. Kim bunu organize ediyor? Dolayısıyla ben bu Taliban ve bekçilik meselesinin Türkiye'ye yeni bir sıkıntı getireceği düşüncesindeyim." 

'TALİBAN'LA FLÖRT ETMEK 'AYIYLA YATAĞA GİRMEK' DEMEKTİR'

"BM ve dünyanın çoğu ülkesinin 'terörist' diye tanımladığı bir örgütle masaya oturmak onları meşrulaştırmak demektir" diyen Sağlar, "ABD masaya oturdu biz de oturabiliriz demek doğru değildir. ABD, Vietnam'dan beri o bölgede emperyalist anlayışla 'demokrasi getireceğim' diye bulunan ama bölgeyi bozan bir ülkedir. Taliban Afganistan'da şeriata dayalı bir devlet kurmak için silahlı örgütlenmedir ve bugün de destekleyenlerin içerisinde Pakistan ve hatta Çin de vardır. Böyle bir örgütle flört etmek, eski tabirle, 'ayıyla yatağa girmek' demektir. Bizim farklılığımız yok demek iki şeyi gösterir: Taliban gibi misiniz siz? Yani eğer bu ciddi bir sözse Taliban'la benzer yanlarınız var demektir. Oradan da Meral Akşener'in Rize'ye gitmesinden sonra söylediği 'Siz daha neler göreceksiniz' sözü aklıma geliyor. Bir an önce bu insanların kadrolarıyla birlikte Türkiye'nin başından gitmesi gerekir" diye konuştu.

Meral Akşenir'in HDP'nin tutuklu bulunan eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş için "terör destekçisi" açıklamasını ve Saadet Partisi'nin İstanbul Sözleşmesi'ne karşı olması veya Ayasofya'nın ibadete açılması gibi konularda iktidarla ortak yanlarını hatırlatan Nazım Alpman'ın "Muhalefetin bir araya gelmesi için sadece AKP karşıtlığı yetiyor mu, yoksa demokrasi temelinde daraltılmış ve somut bir ortak zemin var mı?" sorusuna, Fikri Sağlar şöyle yanıt verdi:

'MİLLET İTTİFAKI'NDAN DAHA ÖNEMLİSİ, DEMOKRASİDE BİRLEŞMEK'

"Bugün Cumhur ve Millet İttifakı diye ikiye ayrılmış olan siyaset, Recep Tayyip Erdoğan seviciliği ve düşmanlığı eksenine oturmuş. Yani, bunların ideolojik anlamda içleri dolu değil. Ülkenin ve halkın çıkarlarını bir kenara bırakan ve Erdoğan ne derse onun peşindeyiz diyen bir Cumhur İttifakı var. Onun karşısında da birbiriyle hiç benzeşmeyen siyasi partiler var ama bu siyasi partiler matruşka gibi birbirinin içinden çıkan partiler. Onlar da Erdoğan karşıtlığı üzerinde birleşmişler. Bu karşıtlık-zıtlık insanları çok sıkıyor. O nedenle, Millet İttifakı'ndan daha önemlisi, demokraside birleşmek. Ekonomik kalkınmayı, zenginleşmeyi, iş ve aş bulmayı öne çıkaran, ülkede sanatı, düşünceyi özgürleştiren, anayasanın içinde varolan birey haklarını, toplum haklarını daha genişleten kontratla karşılaşmak veyahut da böyle bir sözleşmeyi imzalamak istiyor yurttaş. Böyle bir sözleşme ortaya konulmuyor."

'MÜLTECİLERLE İLGİLİ AKP'LİLER VE 'ROMANTİK SOLCULAR' AYNI NOKTADA'

Sağlar, Türkiye'deki göçmenler ve mültecilerle ilgili AKP'lilerle "romantik solcuların" aynı noktada buluştuğunu dile getirerek, göçmen ve mültecilere elbette insan hakları çerçevesinde davranılması gerektiğini, kendisinin Türkiye'deki yoksulluğu dile getirdiğini ve ülkenin daha bunu çözememişken bir de üzerine bu kadar mülteci kabul ederek o insanları da ucuz işgücü altında sömürüye, açlığa mahkum ettiğini söyledi.