HDP İzmir İl Binası'na saldıran ve parti çalışanı Deniz Poyraz'ı katleden Onur Gencer 24 saatlik gözaltı sürecinin ardından hızla tutuklandı. Bu hızlı tutuklama, geride birçok soruyu cevapsız bıraktı. HDP parti avukatı Türkan Aslan, "Büyük bir güvenlik zaafı olduğu, emniyetin büyük bir zaaf içerisinde olduğu ortada. Zaman içerisinde bu soruşturma derinleştirilirse bunun zaaftan kaynaklı mı, yoksa başka amaçlı mı olduğunu hep birlikte göreceğiz" dedi.

17 Haziran'da HDP İzmir İl Binası'na yönelik saldırıda Deniz Poyraz'ı katleden Onur Gencer, 'tasarlayarak öldürme' suçundan tutuklandı. Saldırgan Gencer, hem emniyette hem de savcılıkta verdiği ifadesinde işlediği cinayeti soğukkanlılıkla anlatıp, pişman olmadığını ifade etti. Hazırlanan emniyet fezlekesinde verdiği beyanlarla yetinilerek, 'herhangi bir örgütle bağlantısı olmadığı' öne sürülen Gencer’in saldırıyı tek başına gerçekleştirdiği kaydedildi.

Gencer hakkındaki bu hızlı tutuklama kararı geride birçok soruyu yanıtsız bıraktı. Öncelikle saldırının gerçekleştirildiği HDP İl Örgütü binasının konumuna dikkat çeken Av. Türkan Aslan, kentin merkezi ve işlek bir noktasında bulunan parti binalarının aynı zamanda İl Emniyet Müdürlüğü’ne bağlı TEM ve diğer bazı şube müdürlüklerine yakın bir konumda olduğunu belirtti.

Parti binaları önünde yine uzunca bir süredir polislerce oluşturulan bir çadır bulunduğunu kaydeden Aslan, “Bu ‘güvenlik çadırı’ parti binasının bulunduğu iş hanının kapısına çok yakın bir yerde. Yolun ortasında neredeyse bir güvenlik çadırı kurulmuş durumda. Resmi polislerle birlikte sivil polislerin sürekli bulunduğu bir yer. HDP’ye, iş hanına giden herkesin kontrol ve denetimde tutulduğu bir yer orası. O yüzden giriş çıkışların İl Emniyet Müdürlüğü denetimi altında olduğunu söylemek abartılı olmaz. O gün itibariyle de sabah erken saatlerden itibaren sivil polislerin orada olduğunu gören görgü tanıkları var. Olay sırasında oraya gelen il yöneticileri de ellerinde silah bulunan sivil polislerle bina kapısında karşılaşıyor. 10.30’da olay yerine gelen saldırgan, iş hanına girdiğinde de kapının önünde sivil polisler var zaten. Saldırganın sivil polislerin önünden geçerek, içeri girdiği anlaşılıyor” dedi.

Mezopotamya Ajansı'ndan Berivan Altan ve Naci Kaya'ya konuşan Aslan, polislerin saldırı sırasında içeriden gelen çığlık seslerini duymalarına rağmen müdahale etmediklerini vurguladı.

Aslan, o anlarda yaşananları şu sözlerle aktardı: 

"Olay yerine o sırada İl Eşbaşkanı ve parti çalışanları geliyor. İçeri girmek istedikleri sırada yukarıda bir saldırganın olduğu söyleniyor ve içeri girmelerine engel olunuyor. O sırada bu üç sivil polisin elinde silah var. Kapının önünde mevzilenmiş vaziyetteler. İş hanının içerisinde bir sürü iş yeri var, birçok iş yeri sahibi içerde. Bu arada apartman yönetici saldırganın içeri girmesiyle ilk çığlık sesini duyduğunu ancak bunu başka bir şeyden kaynaklandığını düşünüyor. Silah sesiyle birlikte aşağıya doğru iniyorlar ve kapıda 3 polisi görüyorlar. Silah seslerini duyduklarını söylemelerine rağmen bir müdahale yok. Orada ikinci silah sesiyle birlikte dışarı çıkıyorlar."

'ÇELİK YELEK BEKLEMEK' GEREKÇE GÖSTERİLDİ

O sırada saldırgana müdahale etmek mümkün olsa da, polislerin hiçbir müdahalede bulunmadığına işaret eden Av. Aslan,  “Çünkü bu saldırganın polislere karşı bir fiil içerisinde olabileceği kanaatinde değilim. Olay yaşandığı sırada gelen İl Eş Başkanı neden müdahale edilmediğini sorduğunda polisler tarafından çelik yelekleri olmadığı, ekip çağırdıkları ve gelmesini bekledikleri yanıtları veriliyor. O sırada Deniz öldürülmüş, saldırgan sağa sola, Deniz’in üzerine ateş etmeye devam ediyor. O yüzden büyük bir güvenlik zaafı olduğu, emniyetin büyük bir zaaf içerisinde olduğu ortada. Zaman içerisinde bu soruşturma derinleştirilirse bunun zaaftan kaynaklı mı, yoksa başka amaçlı mı olduğunu hep birlikte göreceğiz” ifadelerini kullandı.

'ŞAŞIRTICI BİR HIZDA' TUTUKLANDI

Saldırganın 24 saat içerisinde hemen işlemleri tamamlanarak, tutuklanması için ise “şaşırtıcı bir hız” diyen Aslan,  şöyle devam etti:

"Saldırgan tutanaklardan anlaşıldığı kadarıyla sabah 11.15 saatlerinde gözaltına alınıyor, ertesi gün 9.30’da adliyeye sevk ediliyor. 24 saat dolmadan işlemleri bitiriliyor, araştırmalar yapılıyor, ifadeler alınıyor, deliller toplanıyor ve üzerine güvenlik güçleri fezlekesini hazırlıyor ve savcılığa intikal ediyor. Bu bugüne kadar şahit olduğumuz bir hız değil. Sadece sosyal medya hesaplarından paylaşım yaptıkları gerekçesiyle gözaltına alınan insanlar dahi neredeyse 14 gün tutuluyor. O paylaşımlar gerekçesiyle başkalarıyla ilişkileri araştırılıyor. Burada ise bir siyasi partiye yapılmış bir saldırı ve çalışanına yönelik bir cinayet işlenmiş. Saldırgan oraya bir katliam yapmaya geldiğini ifadesinde anlatıyor."

HENÜZ CEVAPLANMAMAMIŞ TONLARCA SORU VAR

Katil Onur Gencer’in Emniyet ifadesinin sadece 17 sayfadan oluşmasına kimsenin aldanmaması gerektiğini dile getiren Aslan, henüz cevaplandırılmamış, sorulmamış tonlarca soru olduğunu kaydetti.

Soruşturmanın artık savcılık tarafından yürütüldüğünü, ancak emniyet aşamasında toplanmamış birçok delil olduğunun altını çizen Aslan, “Kişinin emniyet ifadesi çok yüzeysel olarak alınmış. Yürütülen yüzeysel soruşturmayla savcılığa sevk ediliyor. Bu işin tekil bir kişi tarafından yapılmadığı kanaatindeyim. Bu işin örgütsel bir yapıyla yapıldığı ve o yüzden de azmettiricilerin, yardım edenlerin bir bütün olarak etkin ve etkili soruşturmayla ortaya konulması gerektiğini düşünüyoruz. Şu aşamada bunu yapmamak adına hızlandırılmış bir soruşturma yapıldığını söyleyebiliriz” dedi.

MİNBİÇ FOTOĞRAFLARI YANITSIZ KALDI

Saldırıya dair yanıtı aranan sorulardan biri, katil Gencer’in elinde silahlarla Minbiç’ten paylaştığı fotoğraflar. Av. Aslan, Gencer’in ifadesinde Minbic’e görevlendirme ile gittiğini beyan ettiğini, ancak dosya içerisinde buna ilişkin herhangi bir veri olmadığını söyledi.

Aslan, “Ayrıca emniyette alınan ifadesinde kendisine bu konu ile ilgili sorulmuş ve derinleştirilmiş bir sorgulama da yok. Sadece kişinin beyanıyla ilgili bir veri var. Bu konuda bakanlıkla yapılan yazışmalara dair dosyada herhangi bir evrak göremedik. Ne adına, ne kadar süreyle görevlendirildi? Hangi kriterler esas alınarak, Minbic’e gönderildi bilmiyoruz. Bunlarında soruşturulması gerekiyor ki şüphelinin orada kimlerle ilişkilendiği ortaya çıksın. SADAT’la ilişkisinin ne olduğunun ortaya çıkarılması gerekiyor. Soruşturmanın derinleştirilmesinden kastımız bu. Eğer bunlar araştırılırsa, saldırganın azmettiricisinden yardım edenine bütün olarak ortaya çıkarılması sağlanabilir” diye konuştu.

RAHATLIKLA RUHSAT ALDI

Avukat Aslan, saldırganın rahat bir şekilde silah ruhsatı almasının da soru işaretlerinden biri olduğunu ifade etti. Aslan, silah bulundurma ve taşıma başvurusunda tonlarca heyet raporu ve bu raporların içerisinde cevaplanması gereken onlarca soru olduğuna dikkati çekti.

Özellikle 15 Temmuz 2015 darbe girişi ardından İçişleri Bakanlığı uygulamaları itibariyle hem silah hem de pasaport başvurularında çok ayrıntılı araştırma yapıldığı, kişinin neredeyse tüm sülalesinin araştırılması ardından başvuru kabulü gerçekleştiğinin altını çizen Aslan, “O yüzden bu saldırganın bu kadar rahat taşıma ve bulundurmayı nasıl sağladığını biz de merak ediyoruz. Bunun cevabını da bu soruşturmadan bekliyoruz. İlgililerin en azından bu konuda bir açıklama yapmasını müvekkillerim adına bekliyoruz” dedi.

HTS KAYITLARI SORUŞTURMAYA EKLENMEDİ

Emniyet fezlekesinde yer alan “örgütle bağlantısı olmadığı” yönündeki kanaatinde saldırganın verdiği cevapların esas alındığını belirten Aslan, bu konuda şunları söyledi “Örgütle bağlantısı meselesine dair saldırgana emniyette soruyorlar: ‘Herhangi bir örgütle bağlantınız var mıdır, yok mudur?’ Saldırgan herhangi bir örgütle bağlantısı olmadığını beyan ediyor. Emniyet mensupları da bu beyana inanıyor. Bu beyanın arkasını, gerisini araştırma gereği duymuyor. O noktadan fezlekede kanaat belirtiliyor. Emniyet tarafından hazırlanan fezleke de kanaatte ‘herhangi bir örgütle bağlantısı olmadığı’ sonucuna varıldığı söyleniyor.” 

Savcılık tarafından sadece Gencer’in HTS kayıtlarının istendiğini, ancak 18 Haziran’da verdikleri dilekçeyle Gencer’in yakınlarının da HTS ve baz sinyal bilgilerinin istenmesini talep ettiklerini aktaran Aslan, ancak soruşturmaya henüz buna dair bir belge eklenmediğini paylaştı.

'O İŞ HANINDAKİ HERKESİN CAN GÜVENLİĞİ TEHLİKE ALTINDA'

 HDP’ye yapılan saldırıyla siyasi bir cinayet işlendiğinin altını çizen Aslan, cinayetin siyasi kasıtlarla azmettirilerek, yönlendirilerek, yaptırıldığını düşündüklerini vurguladı. Şu ana kadar yürütülen soruşturmanın saldırının tüm boyutlarıyla ortaya çıkmasını sağlayacak nitelikli soruşturma kriterlerine uygun olmadığını söyleyen Aslan, “Deniz Poyraz’ın yaşam hakkı ihlal edilmiş durumda. Orada başka partililerin yaşam hakkına tehdit var. Orada bulunan herkesin yaşam hakkına yönelik bir tehdit var. Polisin orada 45 dakika hiçbir müdahalede bulunmaması o iş hanındaki sadece HDP’lileri değil, diğer insanların can güvenliği de tehlikeye atmış oluyor. O yüzden bunların bir bütün olarak hem emniyet ayağı yani olaya müdahale aşamasında niye bu kadar geç kalındığından tutun, bu kişinin örgütsel bağlantılarının neler olduğuna bütün detaylarıyla ortaya çıkarılması lazım” diye konuştu.

Soruşturma makamı ve devletin kendini zan altında bırakmamak adına etkin ve etkili bir araştırma yapması gerektiğini söyleyen Av. Aslan, “Bu olay tekil bir olay değil, arka planı olan ve siyasal saiklerle yapılan bir eylemdir. Bu konuda en azından şu ana kadar etkili bir soruşturma yürütülmediğinden kaynaklı endişelerimiz devam ediyor. Uluslararası sözleşmeler, anayasa hükümleri de bunu emrediyor. Etkili ve etkin bir soruşturmayla maddi gerçeklerin ortaya çıkarılmasına hizmet eden bir soruşturma bekliyoruz” dedi.