Ayşegül BAŞAR


ARTI GEÇEK - Halkevleri, iki üyesine pandemi boyunca 'sosyal yardım' yapılacağı söylenerek çağrıldıkları kaymakamlıklarda polisler tarafından 'ajanlık' teklifinde bulunulmasına karşı suç duyurusunda bulundu. Halkevleri'nden yapılan açıklamada, Emekçi Hareket Partisi (EHP) üyesi iki kişiye de benzer şekilde ajanlık teklifi yapıldığı da hatırlatılarak, "AKP-Saray iktidarı, devrimci-demokratik muhalefet örgütlerine yönelik kontrgerillanın 'tarihsel' ajanlaştırma taktiğine tüm hızla devam ediyor. Yenilik ise İçişlerine yani Süleyman Soylu’ya bağlı kaymakamlıkların da kolluk kuvvetleri ile doğrudan ilişki içinde bu girişimlerin paravanını oluşturmasıdır." denildi. 

İstanbul Milletveki ve Önceki Dönem Halkevleri Genel Başkanı Oya Ersoy, 90'lı yıllarda sıklıkla görülen son zamanlarda artmaya başlayan ajanlaştırma faaliyetlerini Artı Gerçek'e değerlendirdi.

90'lı yıllarda yaşanan muhbirlik faaliyetlerinin bugünlerdeki benzerliklerine ve farklılıklarına değinen Ersoy, asıl amacın istihbarat toplamak olmadığının altını çizerek, "Buradaki yöntemin tek bir amacı var muhalif olan kişileri demokrasi güçlerini sindirme politikasının bir parçası olarak yapmak. Kişiliksizleştirmek, demokrasi, eşitlik, özgürlük mücadelesinden vazgeçirmek için yapıyorlar." ifadelerini kullandı.

Ersoy'un değerlendirmesi şöyle oldu:

‘ÖZELLİKLE ÖĞRENCİLERE DÖNÜK BİLDİĞİMİZ BİR TAKTİK’

Muhbirlik teklifleri ve ajanlık dayatması yıllardır kontrgerillanın uyguladığı, bildiğimiz bir taktiktir. Özellikle 90'lı yılların içinde bunu çok yoğun yaşadık ve özellikle de sonbahara geldiğinde, bütün muhalefete dönük bilhassa üniversite ve öğrenci hareketine dönük çok sık karşılaştığımız bir uygulama idi. O yıllarda da devrimciler, demokratlar ve insan hakları savunucuları bununla mücadele etmiştir.

‘YENİ DÖNEMDE MAHALLENİN GENÇLERİ HEDEF ALINMAKTA’

Bu dönemde de görüyoruz ki, mahallelerde gençlere dönük, bütün muhalif kesimlerden, çeşitli siyasi partilerin, demokratik kitle örgütlerinin üyelerine, kurumlara gelip giden gençlere dönük polis olduğunu iddia eden kişiler tarafından bir yeni ajanlaştırma ve muhbirlik teklifleri yapılmakta. İki haftadır da bu konuda kendilerine teklifte bulunanların ve kurumların açıklamalarını görüyoruz. Önceden öğrencilere yapılan bu tekliflerin, yeni dönem ajanlaştırma faaliyetlerinde mahallenin gençlerine dönük yapıldığını görmekteyiz.

‘AMAÇ İSTİHBARAT EDİNMEK DEĞİL’

Bu bir kontgerilla taktiği ve bir istihbarat ihtiyacından kaynaklı yapılmıyor. Bu tamamen kişiliksizleştirme, baskı ve sindirme politikasının başka biçimi olarak yapılıyor. Kimi zaman maddi yoksunluk çeken insanlara dönük teklifler olarak görebiliyoruz. Özellikle maddi teklif, para teklifi, iş ve olanak teklifi olarak yapıldı. Kimi zaman ailesine, kendisine yaşamsal ve cezaevi tehditi olarak yapıldı Bu son dönemlerde, özellikle genel ekonomik kriz, gerek cezaevlerine bu kadar pervasızca, iktidarın kendisi gibi düşünmediği ve kendisi gibi yaşamayan herkesi cezaevlerine yargı aracılığıyla koydu bir dönemde yoğun olarak 'seni cezaevine koyarız' tehtidi ile yapılıyor.

‘İLK DEFA DEVLETİN RESMİ KURUMUNDA UYGULANDI’

Bugün açıkladığımız, Halkevleri üyelerimize ve kurumumuza gidip gelenlere dönük muhbirlik teklifleri pandemi dolayısıyla size sosyal yardım vereceğiz diyerek kaymakamlıklara çağırarak gerçekleşti. Bugün bu uygulamalarda bir fark görüyoruz. Daha çok kaçırmalar ve resmi olmayan kurumlarda ajanlık dayatması gördük ya da gözaltına aldıkları kişilere gözaltında muhbirlik teklifleri ettiklerini gördük. İlk defa devletin resmi kurumunun araç olarak kullanılarak, İçişleri Bakanlığı’na bağlı olan kaymakamlıklara çağırılarak ve buraların önünde ya da binaların içinde bu tekliflerin yapıldığını gördük.

‘ASIL AMAÇ KİŞİLİKSİZLEŞTİRME VE TESLİM ALMA’

Burada önemli olan husus bir kez daha altını çizmek gerekir, muhbirlik tekliflerinde ilk akla istihbarat toplamak nedeni geliyor ama devletin istihbarata ihtiyacı yok. Polisin ciddi bir istihbarat birimi var. Buradaki yöntemin tek bir amacı var muhalif olan kişileri demokrasi güçlerini sindirme politikasının bir parçası olarak yapmak. Kişiliksizleştirmek, demokrasi, eşitlik, özgürlük mücadelesinden vazgeçirmek için yapıyorlar. Devletin istihbarat ordusu var, teknolojik imkanlarını istihbarat için kullanıyor. Teknik takip, ortam dinleme vs. dolayısıyla istihbarat ihtiyacı nedeniyle değil, kişiliksizleştirme, teslim alma amacıyla yapıyorlar.

‘HALKI, DEVRİMCİLERİ BİAT ETTİREMEYECEKLER’

Şunu söylemek lazım iktidarlar her sıkıştığında, eğer halka yönelik vaad edeceği hiçbir şey kalmadığında ve rıza üretme mekanizmalarını yitirdiğinde her dönem baskı ve zorla yani faşizmle bu ülkeyi yönetme tercihine girmişlerdir. Bugün de yaşanan budur bu halkı baskı, sindirme ve zorla yönetme araçlarından biri olarak deneniyor. Ama bu halk hiçbir şekilde biat etmeyeceğini defalarca ve defalarca iktidara gösterdi. Bu kadar muhalif kesimlere olan tehdit ve baskıya rağmen hala halk direniyor ve bu yöntemlerle de ne devrimcileri ne de bu ülkedeki demokrasi güçlerini devşirmeyi, kendilerine biat ettirmeyi başaramayacaktır iktidar.

Halkevlerinden yapılan açıklama şöyle:

"AKP-Saray iktidarı, devrimci-demokratik muhalefet örgütlerine yönelik kontrgerillanın 'tarihsel' ajanlaştırma taktiğine tüm hızla devam ediyor. Yenilik ise İçişlerine yani Süleyman Soylu’ya bağlı kaymakamlıkların da kolluk kuvvetleri ile doğrudan ilişki içinde bu girişimlerin paravanını oluşturmasıdır. 2 Eylül günü bir üyemiz cep telefonundan aranarak pandemi süreci içinde kendisine 'sosyal yardım' yapılacağı söylenmiş ve Beyoğlu Kaymakamlığı’na çağrılmıştır. Kaymakamlığa giden üyemiz orada kendisini bekleyen ve polis olduklarını söyleyen iki kişi tarafından binadan çıkarılarak konuşmak üzere başka bir alana götürülmüştür. 

'PANDEMİ YARDIMI DİYEREK KAYMAKAMLIKLARA ÇAĞIRILDILAR'

Üyemizden Halkevleri hakkında bilgi istenerek karşılığında para teklif edilmiştir. Üyemizin gösterdiği açık ve net tepki üzerine muhabbet ilerletilmeden sonlandırılmıştır. Benzer bir yöntem bir başka üyemize yönelik Küçükçekmece Kaymakamlığı’na yine 'sosyal yardım' gerekçesi ile çağrıldığında uygulanmıştır. Üyemizin Halkevleri kurullarını bilgilendirilmesi üzerine suç duyurusu hazırlıklarına başlamışken aynı kaymakamlıkta aynı yöntemle Emekçi Hareket Partisi’nden dostlarımızın da karşı karşıya kaldıkları bilgisini almış bulunuyoruz. 

'AJANLAŞTIRMA GİRİŞİMİ SUÇTUR'

Halkevleri olarak Saray-AKP iktidarını uyarıyoruz. Çekin kirli ellerinizi bu ülkenin onurunu temsil eden devrimcilerin, demokratların üzerinden. Ajanlaştırma girişimi, para teklifi ve tehdit açık suçtur. Pandemi koşullarında halka yaşatılan ağır yoksullaşma koşullarında 'sosyal yardım' adı altında çağırıp Kaymakamlıkların bu faaliyet için kullanılması ise iktidarın fütursuzluğunu göstermektedir. Sizin kirli taktikleriniz, teklifleriniz bugüne kadar işlemediği gibi bundan sonra da işlemeyecektir. Halkevleri’nin, 88 yıllık tarihi ve bugün verdiği mücadeleyle ilgili bir 'sorunuz' var ise buyurun buradayız. Halka yönelik her tür suçu işleyenlerin Halkevleri mücadelesini ve varlığını 'suçlulaştırılmasına' izin vermeyeceğiz!

'SUÇ DUYURUSUNDA BULUNULDU'

Türkiye halkları salgının bizzat iktidar tarafından ağırlaştırılan sonuçlarına karşı açık bir yaşam savaşı veriyor. Yoksullaşma, işsizlik, hak gaspları alıp başını gitmiş, halkın öfkesi büyüyor. AKP-Saray iktidarı ise pandemiyi açık baskı ve şiddet yöntemleri ile her tür hukuksuzluğu 'olağanlaştırarak' hayata geçirmek için fırsata çevirmiştir. 
Halkevleri olarak iktidarın her tür baskısı karşısında da halkın haklarını ve çıkarlarını savunacağımızı bir kez daha dile getiriyoruz."

Halkevleri yöneticileri ve üyeleri, açıklamadan önce Çağlayan Adliyesi'nde konuya ilişkin suç duyurusunda bulundu.