Yaklaşık 4 yıldır Edirne F Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunan HDP eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ülkede yaşanan ekonomik kriz hakkında, "Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerde piyasa ekonomisinin işleyebilmesi asgari liberal özgürlüklere, asgari demokrasiye ve asgari insan haklarına bağlıdır. Kısmi özgürlükler olmasa üretim ve tüketim ilişkileri sekteye uğrar. Asgari seviyede de olsa hukuk olmasa piyasalarda güvensizlik, tedirginlik oluşur. Devletin karar alma mekanizmaları tek kişide toplanır ve denetim ortadan kalkarsa neoliberal sistem tıkanır, işlemez.

Tek adam rejimi Türkiye gibi bir ülkeye asla uyum sağlayamaz, nitekim sağlamadı da. Küresel düzeyde yaşanan ve pandemiyle birlikte derinleşen ekonomik krizin etkileri ulusal düzeydeki krizle birleşince tam bir çöküş yaşandı. Bunun böyle olacağını yıllardır anlatmaya çalışıyoruz. Bu gidişatı ancak seçim ve bir iktidar değişikliği durdurabilir" ifadelerini kullandı.

MÜCADELEYİ BÜYÜTMENİN YOLLARINI ARAMALIYIZ, BAŞKA ÇIKIŞ YOLU YOK

Demirtaş, krizin çıkış yolnu şu ifadelerle belirtti:

"Tek adam rejimine karşı demokrasiyi kurmaya çalışmalı, demokratik sol mücadeleyi büyüterek emekçiden, kadından, doğadan, farklı kimliklere, özgürlükten yana bir mücadeleyi büyütmenin yollarını aramalıyız. Bana göre başka çıkış yolu yok."

ERDOĞAN’IN ASIL DERDİ BEN DEĞİLİM, BÜTÜN OLARAK HDP’DİR

Selahattin Demirtaş, Yeni Yaşam Gazetesi'nden Nezahat Doğan'ın sorularını yanıtladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın kendisine karşı kişisel bir tutum mu, yoksa politik bir tutum mu sorusuna, "Erdoğan’ın bana karşı tutumu tümüyle kişisel değil. İşin içinde biraz kişiselleştirme olsa da asıl derdi politik duruşumuz, çizgimiz ve mücadelemizdir. İki kez cumhurbaşkanı adayı olarak Erdoğan’ın karşısına çıktım ama bir kişi olarak değil, HDP çizgisinin temsilcisi olarak. Dolayısıyla Erdoğan’ın asıl derdi ben değilim, bütün olarak HDP’dir.

Radikal demokrasi anlayışı ve çok kültürlü yapısıyla, boyun eğmeyen duruşuyla HDP çizgisi, otoriter tek adam rejiminin anti tezi ve panzehiridir. Bütün milliyetçi, ırkçı, dinci siyasi akımların el birliğiyle HDP’ye saldırmalarının nedeni de budur. Ben de HDP’deki sembol isimlerden biri olduğum için özellikle benim üzerimden bir karşıtlık, düşmanlaştırma politikası izleyerek hedeflerine ulaşmaya çalışıyorlar diye düşünüyorum" şeklinde cevap verdi.

'SADECE TİVİT ATARAK OLMAZ BU İŞ'

Doğan'ın erken seçimle ilgili sorduğu soruya ise, "Herkes ama herkes, kendisini şimdiden seçim görevlisi ilan ederek bulunduğu her yerde kararsızları etkilemeye çalışmalı, sandık eğitimi almalı, seçim kampanyaları başlar başlamaz da aktif kampanyalarda örgütlü bir şekilde görev almalı. Seçim ancak örgütlü toplumla demokratik kazanıma dönüştürülebilir. Herkes sivil, siyasi bir örgütlenmenin parçası olursa kesin sonuç almak daha kolay olur. Bu bakış açısıyla, herkesi örgütlenmeye davet ediyorum. İster partilerde ister meslek odalarında ister sendikalarda ister sivil hareketlerde mutlaka örgütlü bir yapıyla çalışmalı ve disiplinli bir mücadele yürütmelidir. Öyle, sadece tivit atarak olmaz bu iş. Sosyal medyayı amaç doğrultusunda etkili kullanmak önemlidir ama yeterli değildir. Meydanlarda, alanlarda, sahada olmak gerekir" dedi.