Derya OKATAN


ARTI GERÇEK-  AKP milletvekillerinin imzasıyla dün TBMM Başkanlığı’na sunulan torba kanuna göre, “ÇED Gerekli Değildir” kararı kaldırılacak. Ancak muhalefet milletvekilleri maddenin olumlu gibi görünse de işin aslının öyle olmadığını belirtiyor. 

Kanun teklifine göre, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'na bağlı olarak Türkiye Çevre Ajansı kuruluyor.  Türkiye Çevre Ajansı'nın faaliyetleri, teklifte "çevre kirliliğini önlemek ve yeşil alanların korunmasına, iyileştirilmesine ve geliştirilmesine katkı sağlamak, döngüsel ekonomi ve sıfır atık yaklaşımı doğrultusunda kaynak verimliliğini arttırmak ile ulusal ölçekte depozito yönetim sistemi kurulmasına, işletilmesine, izlenmesine ve denetimine yönelik faaliyetlerde bulunmak" olarak açıklanıyor. 

DANIŞMA KURULUNDA ODALAR VE ÇEVRE ÖRGÜTLERİ YOK, ÖZEL SEKTÖR VAR

Kanun teklifine göre, Çevre Ajansı’nın 7 kişilik Yönetim Kurulu ve 11 kişilik Danışma Kurulu üyeleri Çevre Bakanı tarafından belirlenecek. Danışma Kurulu üniversiteler, özel sektör ile kamu kurum ve kuruluşlarından isimlerden oluşacak. 

Kanun teklifi ile Çevre Kanunu'nun Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) raporlarına dair maddesinde değişikliğe gidiliyor. Kanuna göre, şirketler yapacakları faaliyet öncesinde çevre sorunlarına yol açmamak için ÇED raporu veya proje tanıtım dosyası hazırlamakla yükümlüydü. Yeni sunulan kanun teklifine göre, "proje tanıtım dosyası" yerine “başvuru dosyası” hazırlanacak. Aynı maddede ÇED Olumlu ya da ÇED Gerekli Değildir kararı alınmadıkça projelere onay verilmeyeceği belirtiliyordu. Bu maddeden "ÇED Gerekli Değildir Kararı" çıkarılıyor. 

Kanun teklifine göre, ÇED Olumlu kararı alınmaksızın başlanan faaliyetler Bakanlık ya da Valilikler tarafından süre verilmeksizin durdurulacak.  Atıklar ve depozito konusunda da çeşitli düzenlemeler getiren kanun teklifi ile çevre kirliliği cezalarında da yüksek oranlarda artışa gidiliyor. 

ÇEVREYİ KİRLETME CEZASI 100 TL’DEN 1000 TL’YE ÇIKARILDI

Cezalardan bazıları şöyle:

Kanunlara aykırı atık toplayan, taşıyan, depolayan, geri kazanan, geri dönüşüm sağlayan ve tekrar kullanan kişilere 90 binden 350 bin TL’ye kadar para cezası kesilebilecek. Bu miktar daha önce 24 bin TL idi. İthal edenlere verilen 60 bin lira para cezası ise 300 bin liraya çıkarıldı.  Umuma açık yerlerde çevreyi kirletenlere 1000 TL para cezası kesilecek. Bu miktar daha önce 100 TL idi. 

Benzin ve naftanın depolanması, dolumu ve nakliyesi konusunda kriterlere uymayan terminal veya dolum adaları için 60 bin, akaryakıt istasyonları için 30 bin ve tankerler için 3 bin TL para cezası kesilebilecek. Deniz, yeraltı ve yer üstü su kaynaklarını kirletenlere 100 bin lira para cezası kesilecek. 

Ücretsiz plastik poşet verenlere satış alanının her metrekaresi için 15,16 TL, kriterlere aykırı plastik poşet üretenlere 15 bin TL, sıfır atık yönetim sistemini kurmayanlara 20 bin TL para cezası kesilebilecek. Sera gazı emisyonu izleme planını sunmayanlara da 24 bin TL para cezası kesilecek.  Torba kanun teklifinde Martı olarak bilinen elektrikli Scooterlara dair de düzenlemeler yer alıyor.

15 YAŞINDAN KÜÇÜKLER MARTILARA BİNEMEYECEK

Teklif yasalaşırsa, bisiklet yolları artık elektrikli scooterlar için de geçerli olacak. Yollara bisiklet yolları eklenecek.  Bisiklet kullanım yaşı 11, elektrikli scooter kullanım yaşı 15'e çıkarıldı. Elektrikli scooter, otoyol, şehirlerarası karayolları ve hız sınırının 50 km/s üzerinde olduğu karayollarında kullanılamayacak.

İŞİN ASLI ÖYLE DEĞİL

Özellikle ÇED raporuna dair düzenleme olumlu gibi görünse de muhalefet parti milletvekilleri hem söz konusu madde hem de Türkiye Çevre Ajansı’nın yapısına dair önemli uyarılarda bulunuyor.

‘YENİ BİR MERKEZİLEŞME ARACI OLACAK’

Artı Gerçek’e açıklama yapan HDP İzmir Milletvekili ve TBMM Çevre Komisyonu üyesi Murat Çepni, “Türkiye Çevre Ajansı’nın kurulması çevre sorunlarını çözer mi?” sorumuza şu yanıtı verdi:

“Tam tersine, sorunları daha da büyüteceğini düşünüyorum. Ajans, çevre sorunlarının doğrudan muhatapları olan yerel halkı, çevre ve ekoloji örgütlerini tümüyle devre dışı bırakacak, yeni bir merkezileşme aracı olacaktır. ÇED süreci dahil olmak üzere Bakanlık eliyle yürütülen tüm yetkiler, paralel bir bakanlığa devrediliyor. Bütün süreçlerin daha şeffaf, demokratik bir şekilde yürütülmesi gerekir. Çevre sorunları yerel halkla, ekoloji ve çevre örgütleriyle, odalarla istişare halinde çözülmesi gerekirken, Saray bu meseleyi daha fazla merkezileştirmeye çalışıyor.”

“ÇED Gerekli Değildir” ifadesinin kaldırılmasına dair “Maddenin kendisi olumlu gibi görünebiliyor” diyen Çepni, ancak çeşitli muğlaklıklar olduğuna dikkat çekti. Çepni, torba kanun mantığını da eleştirerek, şunları belirtti:

“Toplam 39 madde var. Bunlar içinde olumlu gibi görünen maddeler var. Zaten torba yasanın mantığı bu, bazı maddelerin tartışılmaz hale gelmesi. ÇED Gerekli Değildir Kararının kaldırılması, elektrikli scooter, bisiklet yolu açılması, depozito konusunda olumlu düzenlemeler var ama bunların ayrı ayrı tartışılması lazım. Siz dünyanın en çok çöp ithal eden ülkesi iken depozito diye bir şey çıkarıyorsunuz, sözüm ona çevre kirliliğini, atık meselesini böyle çözeceğinizi söylüyorsunuz. Şeffaf olmadığı için tartışma şansımız olmuyor.

‘KATILIMDAN UZAKLAŞTIRIYOR’

“Bakanlığa bağlı olan ÇED süreci doğrudan Ajansa havale ediliyor. Çevreye etki yapacak tüm projeler için ÇED süreci yürütülecek, diyor. Daha önce şirketler oyunlarla ÇED sürecinin dışında kalabiliyordu. ÇED Olumlu raporu almadan projeye başlayabiliyordu. Şimdi, ÇED olumlu kararı alınacak, diyor. Ama ayrıntılandırılmamış. Nasıl işleyeceğine hâkim olamıyoruz. İyi bir şey yapıyormuş gibi görünse de denetimden ve katılımdan uzaklaştırıyor. Bütün yasaların ruhunda gizli bir şekilde bu var, ÇED süreçleri halktan kaçırılmaya çalışılıyor.”

‘PARALEL BAKANLIK’

Ayrıca ajansın yapısına dair de eleştirilerde bulunan Çepni, “Bütçesi var, gelir kalemleri olacak. Vergilerden muaf tutulacak. Büyük avantajlar sağlanıyor. Denetleme ajansının niye geliri olsun? Yöneticilerini bakanlık atıyor, bunlar kim olacak, maaşları son derece yüksek. Tüm bunlar muamma. Denetleme aşamasında hiçbir çevre örgütünün, odaların katılımı söz konusu değil. Denetim görevini bakanlık yürütüyordu, neden paralel bir bakanlığa ihtiyaç duyuldu? Bakanlığın Saray’a göre işleri geciktirdiği durumlar oluyordu. Bunu ortadan kaldırmak, süreci hızlandırmak için atanmış teknokratlardan oluşan bir Bakanlık olarak düzenlendiğini düşünüyorum.” dedi.

‘DENETİM OLMADAN PARA CEZALARI CAYDIRI OLMAZ’

Para cezalarının artırılmasını çevre sorunlarının çözümünde yeterli bulmayan Çepni, önemli olanın denetim olduğunu belirtti. Çepni, “Cezalar var zaten. Bunu bacalara filtre takılma sürecinde de yaşadık. Cezaları caydırıcı hale getirecek olan denetimdir. Meclis’te görüştüğümüz bir diğer tasarı ile maden ve enerji şirketleri tüm denetimlerin dışına çıkarılıyor. Her türlü projede genişleme, talan, kirletme hakkı tanınıyor. Hem cezalar artırılıyor hem şirketler denetimden muaf tutuluyor, bu ikisi de aynı ülkede oluyor. Asıl caydırıcı olan gerçek bir denetimdir.” diye konuştu. 

‘KAMUSAL DENETİM YETKİSİ VERİLEMEZ’

CHP Genel Başkan Yardımcısı Ali Öztunç ise “Çevreyi koruyoruz diye sundukları teklif, denetimsizleştirmeye, yandaşları zenginleştirmeye, ÇED raporunu kaldırmaya yönelik” değerlendirmesinde bulundu.

Bisiklet gibi ulaşım araçlarının yaygınlaştırılmasına ilişkin maddeleri olumlu bulduklarını ifade eden Öztunç, “Ancak, her zamanki AKP’nin yaptığı hiçbir güzellik bedelsiz olmuyor” dedi.

Öztunç, “Depozito sistemini denetlemesi beklenen ajansa, Çevre Kanunu’nda kamu kurumlarına verilen denetim yetkisi de verilmek isteniyor. Bu ajansın başkanı, yönetim kurulu, danışma kurulu kimlerden oluşacak belli değil. Ajansın danışma kurulunda özel sektör temsilcileri olacak. Böyle bir oluşuma kamusal denetim yetkisi verilmesi kabul edilemez” dedi.
Teklifte ajansın yönetim kurulu ve başkanının hangi kriterlere göre seçileceğinin de belli olmadığını belirten Öztunç, “Liyakat esaslarına aykırı olarak belirlenecek kişiler ajansı yönetebilir.  Bu kişilerin yükümlülükleri, ajansın faaliyeti konusunda ticaret yasağı vb. sayılmamıştır” diye konuştu.  

‘BÜTÇESİ DENETİMSİZ’

Öztunç, ajansın bir iç denetim organının olmamasının da büyük bir eksiklik olduğunu ifade ederken, “Bu denetimsizlik ortamında ajansın bütçesi sadece AKP’li belediyelere aktarılabileceği gibi yandaş eğitim kurumları ve diğer kuruluşlara aktarılabilir" dedi.

‘ÇED RAPORU KALDIRILACAK’

Öztunç, “ÇED Gerekli Değildir Kararı”nın kaldırılmasına dair ise şu değerlendirmeyi yaptı: “Düzenleme bu yönüyle kulağa hoş geliyor. Ancak, değişiklikler yürürlüğe girerse Çevre Kanunu’nda ‘ÇED raporu’ diye bir ibare yer almayacak. Sayıştay, firmaların ÇED raporu hazırlamamak için hangi hilelere başvurduğunu tespit etmişti. Değişiklik teklifiyle ÇED raporu hazırlanmayacak, ÇED Başvuru dosyası üzerinden ÇED Olumlu kararı verilecek. Böyle bir ihtimalde, halkın katılım toplantıları, halkın ve komisyon üyesi kurumların sürece dair itirazlarını paylaşabileceği İnceleme ve Değerlendirme Komisyonu toplantısı gibi aşamalar gerçekleşmeyecek.”