HABER MERKEZİ - İnsan Hakları Derneği (İHD) Adana Şubesi, 19 Aralık cezaevi katliamı yıldönümüne dikkat çekmek için düzenlediği basın toplantısında cezaevlerindeki durumun vehametine dikkat çekti.

'KATLİAMLARLA DOLU BİR TARİH: 19 ARALIK'

İHD Adana Şubesi Hapishane Komisyonu Başkanı Nejat Okay, en son 'Hayata Dönüş Operasyonu'nun tarihi olarak hafızalara yer eden 19 Aralık'ın, toplu katliamlar ve insanlık dışı uygulamalarla dolu cezaevleri tarihine bir başka toplu katliam tarihi olarak geçtiğini söyledi. 

'OHAL İLE HAK İHLALLERİ ARTTI'

Cezaevlerinde OHAL ile birlikte hak ihlallerinin ağırlaştığını ve yaşanan ihlallerinin sorumlularının cezalandırılmaları çağrılarının sonuçsuz kaldığına dikkat çeken Okay, "Türkiye hapishanelerinde, halen yoğun olarak ölümler, sevk ve sürgünler, işkence ve kötü muamele, tecrit ve izolasyon, ailelerle görüş engelleri, haberleşme haklarının engellenmesi, disiplin soruşturmaları gibi çok sayıda hak ihlali yaşanmaktadır. Özellikle hasta mahpuslara dönük gerek yasal düzenlemelerde gerekse uygulamadaki keyfiyet, etik olmayan yaklaşımlar ve bürokratik engeller, hasta mahpuslar için insani olmayan bir tablonun ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Hapishanelerdeki hasta mahpus sayısı bu durumu gözler önüne sermektedir" dedi.

CEZAEVLERİNDE BİNİN ÜZERİNDE HASTA TUTUKLU BULUNUYOR

22 Haziran 2017 tarihli son İHD verilerine göre, hapishanelerde toplam 357’si ağır olmak üzere bin 25 hasta mahpus bulunuyor.  Adalet Bakanlığı’nın verdiği bilgilere göre ise, 2017 yılı Şubat ayı itibarı ile Adli Tıp Kurumu raporuyla ağır ve sürekli hastalığı belgelenen tutuklu ve hükümlü sayısı 841’e ulaştı.

İHD'NİN CEZAEVLERİNDE YAŞANAN BASKI VE İHLALLERE KARŞI TALEPLERİ

Türkiye’deki infaz rejimi mevzuatının ve politikasının uluslararası insan hakları hukukuna ve özel olarak da mahpus haklarına uygun hale getirilmesi gerekmektedir.

Mahpuslara uluslararası hukukun emrettiği şekilde insana yaraşır bir şekilde bir muamele gösterilmelidir.

Hapishaneler sivil denetime açık hale getirilmelidir.

Mahpuslarla ilgili olarak “ayrımcılık yasağına” aykırı düzenlemeler ve OHAL uygulamalarından vazgeçilmelidir.

'Hapis içinde hapis' anlamı taşıyan tecrit ve izolasyon uygulamalarına son verilmeli, tek kişilik İmralı Kapalı Cezaevi kapatılmalıdır.

19 Aralık katliamının sorumluları yargılanmalıdır. Zamanaşımı usulü ile uygulanan cezasızlık politikasına son verilmelidir.

Adalet Bakanlığı kendisinin hazırlayıp yayınladığı 45/1 nolu genelgeyi, hiçbir mazeret ileri sürmeden derhal uygulamalı, mahpusların sosyal ve kültürel aktivitelerindeki kısıtlamalar kaldırılmalıdır.

Başta yaşam hakkı ihlali, işkence ve kötü muamele iddiaları olmak üzere hapishanelerde yaşanan hak ihlalleri etkin bir şekilde soruşturulmalı ve sorumlular yargı önüne çıkarılmalıdır.

Mahpusların savunma, şiddete maruz kalmama, sağlık, eğitim, beslenme, aileleriyle, avukatlarıyla ve genel olarak dış dünya ile iletişim haklarına saygı gösterilmelidir.

Mahpusların sağlığa erişim haklarının sağlanması, koruyucu sağlık hizmetlerine önem verilmesi, hastalığı olanların tedavi olanaklarından yararlanmaları için gerekli önlemlerin alınması gerekmektedir.

Tüm ağır hasta mahpuslar derhal serbest bırakılmalıdır.

(M.A)