Eski AİHM yargıçları, insan hakları savunucuları ile önde gelen hukukçularından oluşan Turkey Tribunal (Türkiye Yargılaması) Mahkemesi, İsviçre’nin Cenevre kentinde 20-24 Eylül tarihleri arasında raporlar ve tanıkların dinlenmesi ardından, Erdoğan iktidarının sistematik işkence ve kötü muameleler ile insanlığa karşı suç işlediğine karar verdi. 

Bağımsız 6 yargıç elde ettiği bilgi, belge ve tanık ifadelerini Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne sunacak.

Yargılama'da Türkiye’de insan hakları ihlalleri konusunda ciddi örneklerin olduğu belirtilerek, bunların insanlığa karşı işlenmiş suçlar kapsamında olduğu kanaatine varıldı. Peki, bundan sonra nasıl bir yol izlenecek?

'TÜRKİYE CEPHESİ KARARLARA UYMADI'

Türkiye Yargılamaları'nın koordinatörlüğünü yapan Prof. Dr. Johan Vande Lannotte, Yeni Özgür Politika'dan Meltem Oktay'ın sorularını yanıtladı. Lannote, Tribünal’in kurulma amacından sonuca gidecek yola kadar olan süreci değerlendirdi. 

İnsan hakları ihlalleri konusunda Türkiyeli birçok kişinin davasının yürütüldüğünü belirten Johan Vande Lannotte, "Bu davaları, BM’de ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde kazandılar. Ancak Türkiye cephesi bu kararlara uymadı” dedi.

Türkiye’de yaşanan insan hakları ihlalleri konusunda bir bilgi ve farkındalık eksikliği olduğunu kaydeden Lannotte, "Geniş çaplı ve daha yapılandırılmış bir organizasyon ile bu duruma dikkat çekmek için yola çıktık. Mahkeme, bağlayıcı bir karar ortaya koyamayacak. Ancak konuyla ilgili önemli bir kanaat oluşturabilecek” ifadelerini kullandı.

'KÜRT YA DA GÜLENCİ DEĞİLİM'

Raportörlerin ve hakimlerin gönüllü olarak bu çalışmada yer aldıklarını belirten Lannotte, finansmanın ise tamamen fon olarak toplandığını ve şimdiye kadar bağışçılardan toplanan yaklaşık 130 bin Euro’nun teknik ve otel masraflarında kullanıldığını ifade etti.

Tribünal’in tamamen bağımsız olduğunu belirten Lannotte, “Ben Kürt değilim, Gülenci değilim ya da başka bir gruba mensup değilim. Burada tek amacımız insan hakları konusunda bir çalışma yapmak” dedi. 

Prof. Dr. Johan Vande Lannotte

'BURADAKİ 6 HAKİM MESLEK HAYATLARI BOYUNCA HEP BAĞIMSIZ KALDILAR'

Türkiye’de iktidar medyasının bağımsız olmadığına dönük yazılan haberlere dikkat çeken Lannotte, “Her bir diktatör bir muhalefet ile karşılaştığında kendisine muhalefet eden kişilerin güvenilmez ve kötü kişiler olduğunu söyler. Türkiye, burada insan hakları ihlallerinin olduğunu iddia edenlere karşı cevap vermek için davet edildi. Ama gelmediler. Bunun yerine düzenleyenlerin tarafsız olmadığını söylediler. Buradaki 6 hakim, meslek hayatları boyunca hep bağımsız kaldılar. Bazıları Anayasa Mahkemesi başkanıydı, bazıları AİHM hakimiydi. Hiçbirinin siyasi bir parti ile ilişkileri olmadı. Hiçbir zaman siyasete girmediler. Çok önemli bir saygınlığa sahipler. Hiçbir para almadan bu işi yaptılar ve verdikleri karar da bağımsızdır” şeklinde ifade etti.

'BİREYSEL DOSYALARI UCM'YE SUNACAĞIZ'

6 yargıcın Türkiye’ye dair verdiği “Türkiye’de insanlığa karşı suç işleniyor” kanaatini değerlendiren Lanotte, “Mahkeme kararının iyi hazırlanmış bir görüş olduğunu düşünüyorum. Hakimler doğru bir değerlendirme yaptılar. Bireysel dosyaları 2 ay bir süre içinde hazırladıktan sonra Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne (UCM) sunacağız. Bu dosyaları derinlemesine incelemek için çok sayıda saygın merci var. İlan edilen kanaati araştırmakla başlayacaklardır. Bu ilk adım. Bu olursa kesinlikle ulusal düzeyde ciddi bir etkisi olacaktır. Daha sonra UCM’ye ve AB, AK ve AP gibi yerler için kullandığımız dosyaları, Magnitsky Yasası’nın uygulanması için de kullanmayı düşünüyoruz. Bunları Aralık ayında aktif hale getirmeyi hedefliyoruz” diye belirtti.