GÜNCEL- Uluslararası Af Örgütü (AI), Kanun Hükmünde Kararnameler (KHK) ile kamudan ihraç edilen 100 binden fazla kişinin içinde bulunduğu hukuksuz durumu eleştiren bir rapor yayınladı ve hükümete ihlallerin giderilmesi için çağrıda bulundu.

"Gelecek Karanlık" başlıklı, İngilizce ve Türkçe olarak yayınlanan 23 sayfalık raporunda AI, 15 Temmuz başarısız darbe girişiminin bastırılmasının ardından ülkede hükümeti eleştirenlere yönelik sonu gelmeyen baskılar yapıldığını belirtti. 

Raporda, 100 binden fazla kamu çalışanının ihraç edildiği, medya organları ve sivil toplum örgütlerinin kapatıldığı ve 120’den fazla gazetecinin tutuklu yargılanmak üzere cezaevine konulduğu kaydedildi.

AI,10 aydır devam eden olağanüstü hal kapsamında çıkarılan KHK'larla mesleklerinden ihraç edilen polis memurları, öğretmenler, askerler, doktorlar, hakim, savcı ve akademisyenlerin, “terör örgütleriyle iltisakı bulunduğu” gibi muallak ve keyfi gerekçelerle işlerinden edildiğini ifade etti.

İhraç edilenlere, meslekten çıkarılmalarının nedenlerinin belirtilmediği gibi, bu kişilerin haklarında verilen ihraç kararlarına karşı itirazda bulunabilecekleri etkili bir hukuk yolu bulunmadığına dikkat çeken rapor, bu kişilerin arkadaşlarının veya ailelerinin desteği olmaksızın geçimlerini idame ettiremediklerine değindi.

'YURTDIŞINDA YENİ HAYAT KURMALARI ENGELLENİYOR'

Raporun dikkat çektiği bir diğer husus da, ihraç edilenlerin pasaportlarına el konulması nedeniyle yurtdışında yaşama ve istihdam olma haklarının ellerinden alındığı. 

Tüm bu ihlaller nedeniyle, keyfi ihraçlara son verilmesi ve hâlihazırda ihraç edilmiş kişiler için hızlı ve etkili bir itiraz mekanizmasının tesis edilmesi çağrısında bulunan AI, keyfi ihraçlara son verilmesini de talep etti. 

Ankara, Diyarbakır ve İstanbul’da ihraç edilen kişiler, devlet yetkilileri, sivil toplum ve meslek kuruluşları temsilcileri ile yapılan 61 görüşmeyi temel alan rapora göre, bir zamanlar kamu sektöründe güvenli bir işe sahip olan çalışanlar, durumlarının düzeltilmesini sağlayacak tüm imkânlarından mahrum bırakıldıkları için çok güç bir durumla karşı karşıyalar. AI ile mülakatlarında sosyal sigorta yardımları dâhil olmak üzere herhangi bir destekten yoksun durumda olduklarını söyleyen ihraç edilmiş kamu çalışanları, birikimlerini kullanarak, aileleri veya dostlarından yardım alarak, düzensiz çalışmak zorunda kalarak ya da sendikalarından sağlanan az miktarda dayanışma katkılarıyla zar zor geçinebildiklerini anlattı.

'ÖZEL SEKTÖRDE ÇALIŞMALARI ENGELLENİYOR'

Rapora göre, avukatlık ve öğretmenlik gibi devletin düzenleme alanında olan mesleklerden ihraç edilen çalışanların büyük bölümünün özel sektörde de çalışması engelleniyor. Benzer biçimde, kanun hükmünde kararnamelerle, görevlerine son verilen polis ve askerlerin de özel sektörde benzer işlerde çalışmaları yasaklanıyor. Sağlık uzmanları gibi mesleklerini özel sektörde sürdürmelerine izin verilen az sayıda ihraç edilen kamu çalışanı da iş bulmakta ya zorlanıyorlar ya da bulabildikleri işlerde sunulan maaşlar daha önce aldıklarına kıyasla çok daha düşük oluyor.

Ayrıca, ihraç edilen kamu çalışanlarının yurt dışında çalışabilme olanakları da pasaportlarının iptal edilmesi sonucu ortadan kaldırılmış oluyor ve böylelikle iş bulma imkânları da ciddi ölçüde kısıtlanıyor.

Cumhurbaşkanlığı’ndaki üst düzey görevinden ihraç edilen bir kadın çalışan bu durumu “Ülke dışına çıkmamıza izin vermiyorlar, çalışmamıza izin vermiyorlar... Benden ne yapmamı bekliyorlar ki?” diye sorarak ifade ediyor.

Darbe girişimine katılan askerler örneğinde olduğu gibi, bu ihraçların bazılarına meşru bir gerekçe getirilebilse de, yetkililerin hangi kıstaslara göre ihraç ettiklerine dair bir açıklamada bulunmaması ya da yöneltilen suçlara dair bireysel kanıtlar sunmaması, bu ihraçların “terörle mücadele” kapsamında gerekli oldukları iddiasını çürütüyor. Aksine, kanıtlar ihraçların sebeplerinin arkasında gücün kötüye kullanımı ve ayrımcılığın yaygın olduğuna işaret ediyor. İhraç edilen bir yerel hükümet yetkilisi, Uluslararası Af Örgütü ile görüşmesinde şu ifadeleri kullandı: “Eğer birileri sizi kurumdan silmek istiyorsa, adınızı Gülenci olarak vermeleri yeterli.”

İhraçların kamuoyuna açık bir biçimde gerçekleşmesi ihraç edilenlerin hayatlarında büyük zorluklara yol açıyor. Darbe girişimi düzenlendiğinde Hakkâri’de görev yapan bir asker, Uluslararası Af Örgütü’ne yaşadıklarını “Önceden toplum tarafından bir kahraman olarak değerlendiriliyordum. Fakat şimdi bir terörist ve bir hain olarak görülüyorum.” şeklinde anlattı. 2016 yılının Ağustos ayında ihraç edilen bir akademisyen ise şöyle konuştu: “Oğlum okula gitmek istemedi. Diğer çocuklar ona sataşıp, annesinin terörist ve hain olduğunu söylemişler.”

GÜLMEN VE ÖZAKÇA DA RAPORA GİRDİ

Rapor, kamudan ihraç edilmelerine tepki amacıyla 2,5 aydır açlık grevinde olan Nuriye Gülmen ve Semih Özakça'nın durumuna da yer verdi. Raporda, "İhraçlarını kamuoyu önünde protesto eden az sayıda kamu çalışanı ise polis baskısına uğradı, hatta gözaltına alınarak kötü muameleye maruz kaldı. Akademisyen Nuriye Gülmen ve öğretmen Semih Özakça’nın ihraçlarını protesto etmek için başlattıkları açlık grevi 75. gününe girdi" denildi.

RAPOR İHLALLERİN DÜZELTİLMESİ İÇİN ÇAĞRIDA BULUNDU:

  • Uygulanacak herhangi bir disiplin cezasının, kişilerin siyasi görüşlerinden ya da ifade, barışçıl bir şekilde toplanma ya da örgütlenme özgürlüğü gibi sahip oldukları insan haklarını kullanmalarından ötürü değil, çalışanın kapasitesi veya işini yürütmesine dayalı olarak verilmesi güvence altına alınmalıdır.
  • Haklarında disiplin işlemleri başlatılan kamu çalışanlarının işyeri sendika temsiliyeti hakkına sahip olması ve herhangi bir yaptırımın uygulanması öncesinde savunma yapabilmesi için etkin bir imkân bulunması sağlanmalıdır.
  •  Açığa alma ya da ihraçla neticelenen her türlü disiplin işleminde, bu işlemin doğuracağı sonuçların çalışma hakkı, seyahat hürriyeti, sağlık hakkı, konut hakkı ve yeterli düzeyde yaşam standardında sahip olma hakkı başta olmak üzere insan haklarından mahrum edilmeye sebep vermemesi güvence altına alınmalıdır.
  • Kamu çalışanlarının, kanun hükmünde kararnameler kapsamında haklarında verilen ihraç kararları ile kamu hizmetinden çıkarılma kararlarına karşı başvurabilecekleri gerçek anlamda bağımsız, tarafsız, şeffaf ve etkili bir itiraz mekanizması tesis edilmeli ve bu kişilerin etkili bir hukuk yoluna sahip olma haklarının güvence altına alınması için kendilerine adli yardım ve destek sağlanmalıdır.
  • Herhangi bir suiistimali bulunduğu tespit edilmeyen kamu çalışanlarının önceki işlerine iade edilmeleri ve/veya bu kişilere uygun tazminat sağlanması güvence altına alınmalıdır.