Can DÜNDAR


ARTI GERÇEK - Dün Yargıtay Büyük Genel Kurulu, büyük oy farkıyla İrfan Fidan’ı Anayasa Mahkemesi üyeliği seçimine aday gösterdi. Sanırsınız ki, Fidan, Yargıtay’da duayen bir hukukçu olarak gözdoldurmuş.

Ne gezer!

Herkesin bildiği gibi İrfan Fidan, Yargıtay’a atanalı ancak 2 hafta olmuştu. Bu iki haftada kimbilir ne yolla kendini ispatlamış ki, Yargıtay Genel Kurul üyelerine, “İşte ülkenin en yüksek mahkemesinde bizi temsil etmesi gereken adalet tanrısı bu” dedirtmiş.

Yazıklar olsun hepsine!

Herkes biliyor ki, Fidan, Saray’ın hizmetlisi. Türkiye’nin en büyük yolsuzluk dosyası 17 Aralık’ı kapatan o… MİT TIR’ları skandalında illegal silah ticareti yapanları değil, o ticareti yazanları hapseden de o… Barışa imza atmış akademisyenleri tutuklatan yine o… Bu ve benzeri hizmetlerinin karşılığı olarak Yargıtay’ı basamak yapıp Anayasa Mahkemesi’nin kalan itibarını da dinamitlemekle görevlendirilen de o…

Böyle birini hukukçu diye binaya sokmamaları gerekirken en yüksek oyla Anayasa Mahkemesi’ne gönderiyorlar. Hem de tam kapattığı yolsuzluk dosyasının yıldönümünde: 17 Aralık’ta…

340 Yargıtay üyesinden 197’si diğer adaylara oy vermiş. 21’i boş, 15’i geçersiz oy atmış. Fidan’ın oyu 107… Yani Yargıtay Genel Kurulu üyelerinin neredeyse üçte biri, AKP’nin yargıyı ele geçirme planına oylarıyla destek vermiş; AYM’nin AKP’ye dönüşmesine “Evet” demiş.

İnsan, Fidan’ın tırmanmak için hukuku katletmesine, Erdoğan’ın onun bu hizmetini yüksek yargıçlıkla ödüllendirmesine şaşmıyor; onlar, ideolojilerinin gereğini yapıyor.

Ama insan, o 107 Yargıtay üyesinin hukuka ihanetini anlayamıyor, affedemiyor.

Türkiye bunları aşar, Fidan’a yaptığı adaletsizliklerin hesabını sorar, yeniden bir hukuk rejimi kurar. Ama adaleti tesisle görevli Yargıtay üyeleri, imza attıkları bu yeni 17 Aralık utancının hesabını bu ülkeye, kendi çocuklarına, torunlarına nasıl verirler, bilemiyorum.