Can DÜNDAR


ARTI GERÇEK - Biz yüksek yargı temsilcilerini, Yargıtay, Danıştay ve Sayıştay başkanlarını “Erdoğan’la çay topladılar” diye eleştirirken, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Başkanı ta Strasbourg’dan Saray’a çaya geldi. Konuşmaları, Batılı kibrin, bariz örneklerindendi. Yargı bağımsızlığına son veren Saray’ı ziyaret edip, adaleti katleden Adalet Bakanlığı’nda konuşurken kendince hukuk dersi vermeye çalıştı. “İktidardaki kişiler, mahkemeleri kontrol edemez” derken, mahkemeleri kontrol eden kişilerin yanından geliyordu. Ne cezaevinde adalet uğruna can verenleri andı, ne mahkemesinin hiçe sayılan kararlarıyla mağdur olanları ziyaret etti. Mahkemesinin itibarını yere çaldı.

Niye yaptı bunu?

Konuştuğum bir Avrupa Konseyi milletvekiline, “Yumuşak diplomasi yapıyorum” demiş. Yani mahkemenin kararlarını uygulamayan, üstelik mahkemenin önüne sürekli dosya yığan Ankara’yı böyle ikna edeceğini zannetmiş. İnanması zor ama ben, bir başka unsurun da ziyarette etkili olduğuna inanıyorum: O da para…

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Avrupa Konseyi’ne bağlı bir mahkeme… Konsey, 47 üyesinin yaptığı katkılarla yaşıyor. Türk hükümeti, AB üyeliğine hevesliymiş gibi yaptığı dönemde, yani 2015’te, Avrupa Konseyi’ne yaptığı katkı payını 13,6 milyon Euro’dan, 33,5 milyon Euro’ya çıkarmıştı. Bu, Konsey’in toplam bütçesinin 10’da birine yakın bir rakamdı. Böylece Türkiye, Almanya, Fransa, Rusya gibi en çok katkı sunan 6 “büyük donör” arasına girmiş, Meclis’teki temsilci sayısını artırmış, Türkçeyi de Konsey’in resmi dilleri arasına sokmuştu.

Ancak Avrupa Konseyi, Vaclav Havel ödülünü, hapisteki eski Yarsav Başkanı Murat Aslan’a verince ve İnsan Hakları Mahkemesi’nden de Türkiye aleyhine kararlar çıkmaya devam edince Ankara, Konsey’i cezalandırmaya karar verdi. Parayı artırma kararından 2 yıl sonra yani, 2017 sonunda katkı payını yeniden eski düzeye çekti. Rusya da aynısını yaptı.

O dönem, Genel Sekreter Jagland, Konsey’in Türkiye ve Rusya’nın maddi katkısı olmadan ancak yılsonuna kadar dayanabileceği açıklamasını yaptı. Yani, “AİHM en çok bu iki devlete ceza yazıyor, ama bizim maaşları da onlar ödüyor” demek istedi.

Avrupa’nın en yüksek yargı kurumunun başındaki yargıcın bu motivasyonla hareket ettiğine inanmak zor; ancak AİHM’in, kendi yarattığı hukuku ayaklar altına almasına başka bir gerekçe bulamıyor insan…