Esra ÇİFTÇİ 


ARTI GERÇEK- Üniversite öğrencilerinin barınma sorunu devam ediyor. Devlet yurt sayıları giderek azalırken öğrenci sayılarının arttığını görüyoruz. 1990’lı yıllarda 63 üniversite, 2000’li yıllarda 73 üniversite varken ve öğrenci sayısı 2 milyon 100 bin iken, AKP iktidarının her ile bir üniversite yapma sonucu 2021 yılında üniversite sayısı 209’a, öğrenci sayısı ise 8,5 milyona ulaştı.

Devlet yurtlarının yeterli olmayışı, özel yurtların ve ev kiralarının fahiş fiyatta olması üniversite öğrencilerini sokağa çıkardı. Öğrenciler ne istiyor? Kira desteği sağlanmasını ve kira fiyatlarına üst sınır getirilmesini talep ediyorlar. Kamu kurumlarının üniversite öğrencilerinin kullanımına açılmasını, yurtların da nitelik ve nicelik açısından yeterli ve parasız olmasını istiyorlar.

“Geçinemiyoruz, Barınamıyoruz” diyen, kendilerini ‘Yurtsuzlar’ olarak, tanımlayan öğrenciler, “Bizler bu memleketin sorun yaratanları değil, sorunlara çözüm, adresi göstereniz. Taleplerimiz ve çözüm önerilerimiz karşılık bulana ve Türkiye’de barınma sorunu olan tek bir üniversitesi öğrencisi kalmayana kadar eylemlerimizle karşınıza dikilmeye, sokakta olmaya devam edeceğiz” diyorlar. Artıgerçek olarak üniversite öğrencilerinin barınma sorunu üzerine hazırladığımız dosyamızın ikinci bölümünü veriyoruz.

Öğrencilerin yaşadıkları insanlık zulmü

İlk sözü Boğaziçi Üniversitesi Felsefe bölümü öğrencisi Fayık Alkan’a veriyoruz. Alkan, ev kiralarının özellikle büyük şehirlerde tamamen açgözlü ev sahiplerinin inisiyatifine bırakıldığını, ev kiralarının arttırılmasının önüne geçilmesini, öğrenci yurtlarının da kalite ve kapasitelerinin artırılmasını istediğini söylüyor. Alkan’a öğrencilerin nasıl bir araya geldiklerini sorduğumuzda şöyle yanıtlıyor,

“Bu durumdan etkilenen insanlar bir araya gelip buluşmaya başladılar. Bu buluşmalarda ne kadar çok insan katılır ve tepkisini koyarsa o kadar çok bu duruma dikkat çekilir. Bu birleşme beni çok etkiledi. Birçok bu durumdan etkilenen öğrenci ve destekçileri İstanbul’un farklı parklarında toplanıp orada geceyi geçirmeye başladılar. Ben de bunu duyduktan sonra hareketsiz kalamadım ve bir parçası olmak istedim. Bu şekilde bir araya geldik”

Alkan, sözlerini şöyle sürdürüyor,

“Ev sahipleri evlerinin hak ettiği kiradan fazla kira talep edememeli. Bunun dışında özellikle büyük şehirlerde devlet yurtlarının kalitesi ve kapasitesi konusunda sıkıntılar var. Bu sıkıntılardan dolayı birçok öğrenci özel yurtları veya evleri tercih etmek zorunda kalıyor. Fakat bu tercih sonucu sırtlandıkları yük birçok öğrenciyi ve aileyi maddi ve manevi çok zorluyor”

Alkan, hiçbir öğrencinin ve ailenin bu kaygılarla yaşamaya devam etmemesi gerektiğini, bu yüzden özellikle belli başlı şehirlerde yurtların kapasitesi ve kalitesi için yetkililerin acilen önlemler alması gerektiğini söylüyor.

Alkan, yurt hakkının öğrencilere belli koşullara bağlı olarak değil, öğrencinin inisiyatifine göre ayarlanması gerektiğini söylüyor. Alkan, öğrencilerin parklarda, sokaklarda yaptığı eylemler için, havaların soğumaya başladığını ve öğrenciler için endişelendiğini belirtiyor. Alkan, öğrencilerin evsiz, yurtsuz kalmasını yetkililer dahil herkes tarafından farkındalık oluşturmasını istediğini, bu sayede gereken şeylerin yapılacağına inandığını ifade ediyor.

Alkan sözlerini şöyle devam ediyor:

“Yurtların kapasitelerinin ve kalitelerinin arttırılması gerek. Aksi takdirde birçok öğrenci ev sahiplerinin kapanlarına düşmek zorunda kalıyor. Bu yurtlarda da oda ücretleri makul tutulması lazım ki öğrenciler temel haklarına kolay bir erişim sağlasınlar. Kiralık yer bulmak zor. Bulduklarımız da içimize sinen yerler olmuyor genelde ancak buna rağmen inanılmaz yüksek fiyatlar istiyorlar. Bu bir insanlık zulmüdür”

Öğrencilerin barınma sorunu acilen çözülmelidir!

Eğitim-Sen Genel Başkanı Prof. Dr. Nejla Kurul gerek üniversiteyi yeni kazanan gerekse salgın nedeniyle üç yarıyıl boyunca uzaktan eğitime mahkûm edilen öğrencilerin yüz yüze eğitime yeniden başlanmasına sevinemeden barınma sorunuyla karşı karşıya bırakıldıklarını söylüyor.

Kurul, 2021/22 eğitim öğretim yılı başında milyonlarca öğrenciyi etkileyen barınma sorununun, önceki yıllar ile karşılaştırılamaz boyutlara ulaştığını, bu duruma ek olarak da yüzde 100’den fazla artan ev kiraları ve özel yurt fiyatlarının yüksekliği öğrencileri ve ailelerini büyük bir çaresizliğe ittiğini ifade ediyor. Kurul sözlerini şöyle sürdürüyor,

“AKP’nin, ‘her ile bir üniversite’ projesi ile birlikte 2002’de 93 olan üniversite sayısı, 2020’de 203’e yükselmiş, öğrenci sayısı ise 1 milyon 882 binden, 8 milyon 241 bine çıkmıştır. 2002’de Kredi ve Yurtlar Kurumu’na (KYK) bağlı 191 yurt varken 2020’de bu sayı 773’e çıkmış, ancak yurt sayısının öğrenci sayısı ile orantılı artmaması sonucunda çok sayıda öğrenci barınma sorunu yaşamaya başlamıştır. Aynı dönemde özel yurtların sayısı iki kat artışla 2 bin 210’dan 4 bin 406’ya yükselmiştir. Özel yurtların 2 bin 894’ü dernek, 416’sı vakıf yurdu, diğerleri şahıs yurtları (368), ticari yurt (666) ve üniversite yurtlarıdır”

Dini vakıf ve derneklere ait yurtlara daha fazla öğrencinin yönelmesi sağlandı

Kurul, ailesinin yaşadığı ilin dışında üniversiteye giren asgari ücretli ya da ortalama gelire sahip bir ailenin çocukları için barınma sorununun bütün sorunların önüne geçtiğini söylüyor.

Kurul, çok sayıda öğrencinin “Barınamıyoruz” diyerek parklarda yatarak seslerini duyurmaya çalıştığını, kimi öğrencilerin de okullar açılıncaya kadar bütçesine uygun bir ev ya da yurt bulmak için çabaladıklarını ifade ediyor. Kurul, iktidarın tutumunu ise öğrencilerin barınma sorununu çözmek yerine, kalacak yeri olmayan öğrencileri kolluk kuvvetleri aracılığıyla sürekli taciz etmek ve gözaltına almak olduğunu belirtiyor.

“Yıllardır kamu kaynaklarıyla yapılan destekler sonucunda dini vakıf ve derneklere ait yurtlara daha fazla öğrencinin yönelmesi sağlanmıştır” diyen Kurul, şöyle devam ediyor:

“İktidar, KYK yurtları önündeki uzun kuyruklar karşısında, önümüzdeki birkaç yıl kendisine sıra gelmeyeceğini gören ve kirasını ödeyebileceği bir ev bulmaktan umudunu kesen öğrenci kitlesini bilinçli bir şekilde TÜRGEV, TÜGVA, Ensar Vakfı, İlim Yayma Cemiyeti vb. gibi tarikat-cemaat yurtlarına doğru adeta itmektedir. İlim Yayma Cemiyeti’nin 107; Ensar Vakfı’nın 60; TÜGVA’nın 38; TÜRGEV’in 18 yurdu vardır. Bu yurtlar için vakıflara halkın vergilerinden her yıl milyonlarca lira aktarılmaktadır. Dini vakıf ve derneklere ait yurtlarda kalan öğrencilere öğrenci başına geçtiğimiz yıl 650-800 TL destek verilmiştir. Bu yılın ilk 9 ayında yapılacak destek miktarı ise toplamda 173 milyon 704 bin liradır”

Kurul, öğrencilerin barınma sorununu çözmek için yeni yurtlar yaptırmak, mevcut öğrenci yurtlarının fiziki ve altyapı koşullarını iyileştirmek için kaynak ayırmayan iktidarın, yıllardır arka bahçesi olarak gördüğü tarikat-cemaat yurtları söz konusu olduğunda kamu kaynaklarını kullanmaktan geri durmadığını söylüyor. Kurul, öğrencilerin yıllardır tarikat-cemaat yurtlarına yönlendirilmesini iktidarın “Dindar nesil yetiştirme” yönündeki siyasal-ideolojik hedeflerinden bağımsız olmadığını ifade ediyor.

Gayrimenkul stoku bitti

Emlak danışmanı Cuma Güzey, inşaat sektöründe 2011 yılında başlayan ivmenin ilerleyen 6-7 yıllık süreçte kentsel dönüşüm projeleriyle birlikte nitelikli konutlar oluşturduğunu ve en şaşalı dönemi yaşadığını söylüyor. Güzey, 2017 itibariyle azalmaya başlayan üretimin 2018’de ki kriz sebebiyle durma noktasına geldiğini ve irili ufaklı birçok müteahhidin sektörden ayrılmak zorunda kaldığını ifade ediyor. Güzey, birçok müteahhidin de taahhüt işleri ve yurt dışında sektöre devam etme kararı aldığını ve hal böyleyken gayrimenkul sektöründe uzunca süre tüketilemez denilen gayrimenkul stokunun kısa bir zamanda bittiğini ve bugünkü tabloyu ortaya çıkardığını belirtiyor. Güzey sözlerine şöyle devam ediyor,

“Tabii burada stoktan bahsederken mevcut gayrimenkul stokunun sadece konut değil ofis ve iş yeri stoku olduğu göz ardı edilerek ileriye dönük hesaplar şaşmıştır. İnşaat maliyetlerinin çok artması ve inşaat sektöründeki üreticilerin sektöründen ayrılması gibi sayabileceğimiz belli başlı etkenlerden dolayı kısa zamanda oluşan talep karşılanabilecek gibi gözükmemektedir. Geldiğimiz noktada tüketiciler ciddi manada sıkıntıyla karşılaşmak durumunda kalmış ve bu sorun her geçen gün büyümektedir”

Güzey, ciddi manada ülke ekonomisinin dinamosu olan inşaat ve gayrimenkul sektöründeki dalgalanmanın kısa orta ve uzun vadede planlayarak çözüme kavuşturmanın elzem olduğunu söylüyor. Güzey, kısa vadede ofislerin konuta dönüştürülmesinin en kestirme yol gibi gözükmekte olduğunu düşündüğünü ifade ediyor. Güzey, özellikle oluşan kiralık taleplerinin karşılanmasının oldukça zor olduğunu, bu durumda kiracı adaylarının mülk sahiplerinin istediği tutara ev kiralamak zorunda kaldıklarını belirtiyor.

Güzey, düşüncelerini şöyle aktarıyor: “Bu durum ilerleyen süreçte kira bedellerinin ödenmesinde ciddi manada sorunlar ortaya çıkaracaktır. Özellikle öğrencilerin yoğun olduğu bölgelerde kiralık konut bulmak oldukça zorlaşmış, ülke basınında da hemen hemen her gün haber konusu olan öğrencilerin barınma sorunu karşısında bir çözüm yok gibi gözükmektedir. Bu arada atlanmaması gereken bir hususta ülkemizde yabancıların ciddi manada mülk alımı yapmış olmasıdır. Bu durumda arz talep dengesindeki olumsuz oluşan durum sebeplerinden biridir”

Yurt sorunu bugünün sorunu değil

Üniversite Öğretim Üyeleri Derneği (ÜNİVDER) eski başkanı Prof. Dr. Tahsin Yeşildere, yurt sorununun bugünün değil, yıllardan beri var olan bir sorun olduğunu söylüyor. Yeşildere, bugün muhalefetin sanki bu sorun yeni ortaya çıkmış gibi, iktidarın ise sanki böyle bir sorun yokmuş gibi konuyu siyasi çekişme içine çekmiş olmalarını inandırıcılıktan uzak olduğunu ifade ediyor. Yeşildere, yılların sorunu olan barınma, devlet tarafından sağlanan yurtların yetersizliği, özel yurtlar, ev kiraları vb. sorunların öğrencilerin son günlerde görünür hale getirdiklerini, öğrencilerin demokratik eylemleri sonucu bugün tartışılır olduğunu ve çok da iyi olduğunu belirtiyor.

Yeşildere, konuşmasında şu noktalara dikkat çekiyor:“Öğrenciler, barınma hakkını demokratik taleplerini yaptıkları eylemler ile, ilginç yaratıcı eylemleri ile ortaya çıkarmışlar ve ilgi çekmişlerdir. Eylemlerin diğer kentlere de sıçraması sonucu siyasi iktidar her zaman olduğu gibi sorunu yok sayıp öğrencileri suçlayıcı açıklamalarda bulunmuş, muhalefet partileri de öğrencilerden yana olup siyasi iktidara yüklenmiştir. Ancak bu sorunun çözümü siyasi çekişmelerden çok siyaset üstü bir sorundur ve yıllara dayalı ülkenin çok önemli bir sorunudur. Millî Eğitim Bakanlığı veri istatistikleri ve YÖK veri tabanına baktığımızda bu konunun ne denli büyük bir sorun olduğunu açık olarak görebiliyoruz. MEB verilerine göre 2016’ dan beri devlet yurt sayılarında önemli bir artış olmadığını, özel yurtların giderek arttığını görüyoruz”

Yeşildere, burada önemli olanın özel yurtların fahiş fiyatta olmasının, bazı dernek, vakıf ve kamu yurtlarının değişik cemaatlerin elinde olmasının, öğrenciler üzerinde siyaseten, dinen birçok sorunu, baskıyı da beraberinde getirdiğini söylüyor. Yeşildere, devletin öğrencileri cemaatlerin eline teslim ettiğini belirtiyor ve sözlerine şöyle devam ediyor,

"Özellikle 2000’li yıllardan sonra devletin bilinçli bilinçsiz yurt sağlayamaması sonucu öğrencilerin başta Fetullah Gülen yurtları olmak üzere değişik birçok cemaat yurtlarının ücretsiz hatta belirli bir miktar öğrenim bursu adı altında öğrencilere para ödemeleri ile siyaseten ve dinen tarikatların eline terkedilmeleri çok büyük sorunları beraberinde getirmiştir.

Bu cemaatlerin üniversite kayıtları sırasında üniversite bahçelerine stantlar kurmalarına izin verildi. Özellikle yoksul öğrencileri cemaatlerinin içine çekmelerine siyaseten adeta göz yumuldu. O dönemlerde Türkan Saylan Hoca bu konuya dikkat çekmiş ve daha sonra bunun bedelini ödetmişlerdi”

Yeşildere, öğrencilerin barınma sorununun çok önemli olduğunu ve siyaset üstü ele alınması gereken bir durum olduğunun altını çiziyor. Yeşildere, devletin TOKİ öncülüğünde özellikle yerel yönetimler, bağışçılar ile birlikte ulaşımın da sağlanabileceği alanlara öğrenci kentleri kurmasını söylüyor. Yeşildere sözlerine şöyle devam ediyor,

“Bu kentlerde spor alanlarından tutun da kafeler, barlar, eğlence alanları, sinema, tiyatro, kültür, müzik alanları, bilgisayar odaları, kütüphaneler, restoranlar, öğrenci yemekhaneleri, geniş çalışma alanları, yaşanabilir tek kişilik, iki en fazla üç kişilik odalar. Odalar içinde banyo, tuvalet, kütüphane, bilgisayar ve televizyon gibi yaşam alanları, kız ve erkek aynı binalarda yaşayabilecek yurtlar ve yatak sayısı her ildeki üniversite öğrenci sayılarına oranlı inşa edilmesi kaçınılmazdır. Yiğit Gölöksüz’ün TOKİ başkanı olduğu dönemde böyle bir proje üstünde çalışılmıştı. Bu proje de ben de yer almıştım. Ancak siyasi iktidarlar öğrencilerin toplu olarak bir yerde yaşamasının sorun olacağı düşüncesinde olduğu için bu proje hayata geçememişti. Bugün de aynı sorun vardır. Öğrenciler cemaatlere, haksız kazanç sağlayan özel ticari yurtlara, fahiş fiyata evini kiraya veren kişilere, dernek vakıflara teslim edilmemelidir. Sosyal devletin önemli görevi her öğrencinin isteği doğrultusunda barınma hakkını karşılayabilmesidir”